Bayrak saldırganları zihniyetlerini gösterdi! Ne zaman gerçekten saygılı oldular ki?
Medyaradar analisti Atilla Akar, bayrağımıza yapılan saldırıya tepkisini gösterdi… Türkiye üzerinde oynanan oyunların ve düşmanların (İçimizde ve dışımızda) çok olduğunu unutmayın. Bayrağımıza dokunan eller kırılsın!..
Efendim; çok öfkeliyim. Bayrağımızı indirip, ayaklar altında çiğneyen zırtapozları gördüğümden beri sinirlerim tepemde. Fırsatını bulduklarında her zaman böyle bir şey yapma potansiyelleri olduğunu biliyordum. Hiçbir zaman bayrağa saygı duymayan, buldukları her fırsatta Türkiye’ye olan kinlerini dışa taşıran bu zihniyetin mensupları gene bizi şaşırtmadılar. Türkiye’yi bilinçaltlarında hep “Düşman”, “İşgalci” görmediler mi? Bu durum haklı olarak toplumda büyük bir infial yarattı. Herkesin gerçek yüzü bu sayede ortaya çıkmış oldu…
Olayı Tetikleyen DEM Ziyareti!..
DEM’liler ise her fırsatta provakatif ortam yaratmaya bayılıyorlar. En ufak bir sorumluluk hassasiyetleri yok. “Türkiye partisiyiz” deyip her defasında “Türkiye aleyhtarlığı” nı su yüzüne çıkartan bu parti gene ortalığın karışmasına vesile olmuş. Nitekim bu seferde DEM Parti'nin Nusaybin'de gerçekleştirdiği grup toplantısı olayların tetikleyicisi rolü oynadı. Sormak lâzım; Olayı niye sınır hattına kadar taşıdınız? Niyetiniz neydi? O sınırı aşıp ne yapacaktınız?..
Her ne kadar DEM Parti ileri gelenleri "Nusaybin-Kamışlı sınırında meydana gelen bayrak indirme olayını kesinlikle kabul etmediğimizi ifade etmek isteriz. Türkiye toplumunun ortak değeri ve ülkenin sembolü olan bayrağa saygısızlık yapılması asla kabul edilemez. DEM Parti olarak, haklı bir protesto yürüyüşünü amacından saptıran bu davranışı kesinlikle tasvip etmediğimizi, doğru bulmadığımızı belirtmek isteriz" deseler dahi kışkırtıcı ziyaret ve beyanların bu tarz olayları tetikleme potansiyeli olduğunu tahmin edemiyorlar mı? Türkiye tarafındaki polise saldıran, taşlayan o kalabalığı kim topladı? Kim askeri, polisi hedef gösterdi? Hiç ağlayıp, zırlamayın sorumlusu sizsiniz!..
Bu sözleri olumlu ama jetonları şimdi mi düştü? Bir adım atarken on kere düşüneceksin. Belli ki onlarda bu yetenek ya da niyet yok. Bakalım bu kışkırtıcı ziyaretlerini nasıl izah edecekler. Bence dönüp dolaşıp gene devleti suçlayacaklar ya da soyut provokatörleri. Artık klişeleri oldu. Bunlar kendi etnik saplantıları uğruna ülkeyi rahatlıkla ateşe atarlar!..
Ortam Kızışıyor!..
Sonrasında sınır hattına yürümek isteyen DEM’li kalabalık gruba polis izin vermeyince olaylar tetiklenmiş oldu. Güvenlik güçleri, sınır hattına giden güzergâhta barikat kurarak grubun ilerlemesini engellemeye çalışıyorlar.
Bunun üzerine polisin uyarılarına rağmen kalabalık grup barikatı aşmaya çalışınca bazı göstericiler polislere taşlarla saldırmaya başlıyor. Yaşanan gerginlik kısa sürede büyük bir arbedeye dönüşüyor. Taşlı saldırının ardından polis ekipleri, gruba TOMA'lar aracılığıyla tazyikli suyla müdahale ediyor. Müdahalenin ardından kalabalık dağıtılıyor.
Ne var ki olaylar sırasında Suriye tarafından geldiği söylenen YPG / SDG’li bir grup, (Yani ki Suriye PKK’sı) ortamı tepkisiz bulup, sınır kapısındaki Türk bayrağını indiriyor. Bayrağımız sloganlar eşliğinde çiğneniyor. Direkt onurumuza saldırıyorlar.
Kıbrıs’taki Rum Gibi!..
İnsan ilk anda (Misal ben Kıbrıs’ta bayrağımızı indirmeye çalışan Rum’un vurulması olayını hatırladım) “Ateş edip, karşılığını verselermiş” diye düşünüyor. Çok anlaşılabilecek bir duygu. (Hatta “Neden yapılmadı” diye güvenlik güçlerine kızanlar bile var.) Öfke duymamak mümkün değil. Lakin daha fazla köpürtmekten de kaçınmalı. Bu gibi durumlarda soğukkanlılık her daim oyun bozucudur. Olaylar toplumsal baza sıçramamalı. Fazladan dikkatli davranmak lâzım!..

Aklıselim durmuşlardır. Kendini bilmez üç, beş serserinin oyununa gelinmemiştir. Bir “Provokasyon” un ötesine izin vermemişler. Duygusal maliyeti tabii ki ağırdır. Ne acıdır ki maalesef bayrağa yapılan bu saygısızlığı sineye çekmek zorunda kalmışız. (Bunu yapanlara ödetmenin başka yolları vardır elbet!) Ama bir daha olmasına asla izin verilmemeli besbelli. Yoksa iyice şımarmaları riski var…
Çok Rahatsız Edici!..
Sonuç olarak bu olaya dair şu dersi söyleyebilirim: Ulusal hassasiyetleri olan, Atatürkçü- Kemalistler, Cumhuriyetçiler, Anti-Emperyalist duyargaları halen çalışan sol kesimler, Milliyetçiler, yurtseverler, vatanına ve bayrağına saygı duyan muhafazakârlar, milletin partisine bakılmaksızın tüm mensupları, inançlı inançsız herkes, ülkesine bağlı hangi etnisite veya mezhepten olursa olsun kişiler bu konuda uyanık olun. Hedefte hepimiz varız.
Kimileri gibi hangi gerekçe ile olursa olsun ulusal duyarlılığınızdan ödün vermeyin. İki arada bir derede kalmayın. Net olun. Partiler, rejimler geçicidir. Devletler, milletler ve bayraklar kalıcıdır. Türkiye üzerinde oynanan oyunların ve düşmanların (İçimizde ve dışımızda) çok olduğunu unutmayın.
Bayrağımıza dokunan eller kırılsın!..







YORUMLAR