Belediye başkanları siyasi propaganda yapabilir mi?
Zaten bir siyasi partinin adayı olarak seçilmiş ve dolayısıyla siyasi bir kimliği bulunması da hukuken doğal olan bir kişi için kanunda açıkça öngörülmemiş bir siyasi faaliyet yasağı getirilmeye çalışılması hukuken temelsiz olduğu kadar, mantıken de çelişkili olacaktır
Önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olan Ankara ve İstanbul büyükşehir belediye başkanlarının görevleri devam ederken (istifa etmeden) seçim faaliyetlerinde bulunup bulunamayacakları konusunda bazı tartışmalar çıktı.
Uzmanlık alanı farklı bir alan olan bir akademisyen-aktif avukat-kadrolu TV aktörü bir arkadaşın uzman olmadığı bu konuda yaptığı üstünkörü bir değerlendirme kamuoyunu yanıltma riski taşıyor.
Konunun teknik hukuk yönü şöyle:
Hukukumuzda kamusal görev yapan kişilerin genel olarak siyasi faaliyette bulunmasını (seçim döneminde siyasi propaganda yapma dahil) açıkça yasaklayan genel kanun hükmü 657 sayılı meşhur Devlet Memurları Kanunu m.7.
Buna karşın anılan 657 sayılı kanun, kamusal nitelikli bir görev yapan herkese istisnasız uygulanan bir kanun değil.
Bu kanuna tabi olmayan ve kendi özel kanunlarına tabi olarak görev yapan birçok "kamu görevlisi" veya "kamusal faaliyet yürüten kişiler" kategorisi var.
Hakim-savcılar, akademisyenler, subay-astsubaylar, KİT çalışanları gibi. Hatta seçimle gelen belediye başkanları, belediye meclis ve il genel meclisi üyeleri, muhtarlar, kamusal meslek örgütü yöneticileri gibi.
Nitekim 657 sayılı kanunun "Kapsam" başlıklı 1. Maddesi, bu kanunun sadece kamu kurum ve kuruluşlarında "çalışan memurlara" uygulanacağını ve dolayısıyla bir kadroya atama yoluyla sürekli ve asli biçimde "memur" statüsünde çalışmayanlara uygulanmayacağını belirtiyor.
Bu arada anılan kanunda bu kamu kurum ve kuruluşları arasında belediyeler de sayılmış. Yani belediyelerde "çalışan memurlara" uygulanacağı vurgulanmış. "Memur" konumunda olmayanlara değil.
Ayrıca, kadroya atama yoluyla göreve gelinen asli ve sürekli görevlerden aynı maddede sayılan istisna kategorilerin de (hakim-savcılar, akademisyenler, subay-astsubaylar vs.) bu kanun kapsamı dışında olduğunu belirtiyor.
Belediye başkanları gibi "kamusal faaliyet yürüten diğer kişiler"in durumu
Bu durumda, seçimle gelinen görevler ve "kamusal faaliyet yürüten diğer kişiler" konumundaki belediye başkanları, belediye ve il genel meclisi üyeleri, muhtarlar, kamusal meslek örgütü karar organları gibi görevlerin 657 sayılı Kanun kapsamında olmadığı çok açık ve net.
Dolayısıyla bunlar için kural olarak 657 sayılı Kanunun siyasi faaliyet yasağı öngören 7. Maddesinin uygulanmayacağı da genel kural.
Bu arada anılan ayrı ve istisna kategorilerdeki "kamusal faaliyet yürüten diğer kişiler"den bazılarının özel kanunlarında da siyasi faaliyet yasağı ayrıca öngörülmüş olabilir (hakim-savcılar, askeri personel gibi).
Bazıları için aksine özel kanunları bizzat siyasi faaliyete açıkça izin vermiş olabilir (akademisyenler gibi).
Bazıları için ise özel kanunlarda bu konuda açık hüküm bulunmuyor olabilir (belediye başkanları gibi).
Nitekim belediye başkanlarının konum ve statülerini düzenleyen Belediye Kanununda (bu hükümler kural olarak büyükşehir belediye başkanlarına da uygulanıyor) belediye başkanları için siyasi hususlardaki tek öngörülen yasak, siyasi partilerin yönetim ve denetim organlarında görev alma yasağı (m.37).
Bunun dışında belediye başkanlarına siyasi faaliyet yasağı öngörülmemiş.
Bu bağlamda 657 sayılı kanun m.7 hükmündeki siyasi faaliyet yasağının belediye başkanları için de geçerli olabilmesi için hukuken mümkün olan tek şey, Belediye Kanununda, "belediye başkanlarının statüsüne ilişkin olarak bu kanunda hüküm bulunmayan konularda 657 sayılı kanun hükümleri uygulanır" anlamına gelen açık bir "torba kanun hükmü" bulunmasıydı.
Ancak Belediye Kanununda bu yönde bir hüküm yok.
Hatta tam tersine, "bu kanun (Belediye Kanunu) ile 657 sayılı Kanun arasında ihtilaf olan konularda özel kanun olarak Belediye Kanunu hükümleri uygulanır" anlamına gelen bir açık hüküm var (m.84).
O halde sonuç olarak, hukukumuzda belediye başkanlarına siyaset yasağı ya da seçim döneminde siyasi propaganda yasağı öngören bir kanun hükmü yoktur. Bu nedenle istifa etmeleri de hukuken gerekmez.
Diğer yandan, belediye başkanları için seçim döneminde hukuken siyasi faaliyet yasağı bulunmaması, belediye başkanlığı görevlerinde de tarafsızlık yükümlülüğünün ortadan kalktığı ve vatandaşa siyasi yönden farklı muamelede bulunabilecekleri anlamına gelmez.
Başkanlık görevinde yürüttüğü kamu hizmetlerinde tarafsızlık başka şeydir; seçim döneminde siyasi propaganda yapabilme başka şeydir.
Belediye seçimleri ile genel seçimler arasında siyasi faaliyet farkı var mı?
Belediye başkanlarının hukuken Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan adaylıklarına engel yoksa ve bu görevlere adaylık için hukuken istifa etme zorunluluğu da yoksa (ki yoktur), o halde seçim döneminde bu görevler için seçim çalışması yapmak da zaten işin doğası gereğidir.
Nitekim eğer mevcut bir belediye başkanı için yerel seçimlerde yeniden başkan adayı olması durumunda, seçim döneminde seçim çalışmaları yapmak ve bu çerçevede siyasi faaliyet ve propaganda yapmak ne kadar doğalsa ve hukuken mümkünse ve seçim döneminde istifa etmesi de gerekmiyorsa, bu durumun da aslında hukuken benzer (emsal) olduğu söylenebilir.
Yani belediye seçimlerinde siyasi faaliyet yasağı olmuyor da şimdi niye olsun?
Buna karşın, belediye başkanlarının belediye başkanlık görevleri dışında bir amaçla kendi illeri dışında ve mesai saatleri içinde seçim propaganda faaliyeti gibi başka bir faaliyet göstermek istemeleri halinde, asıl görevlerinden "izin" alıp (yıllık izin veya mazeret izni) bu tür faaliyetleri öyle yapmaları hukuken uygun olur. İzin almalarına da hukuken engel yoktur.
Bu arada belediye başkanlarının izinli olmaları halinde (yıllık izin, mazeret izni vs.) "aylık ve ödeneklerinin kesilmeyeceği" kanunda açıkça belirtilmiş (m.39).
Bu durumda seçim çalışmaları süresince maaş almaktan feragat edilmesi gerçekten fedakarlık oluyor. Çünkü aslında açık yasal hak.
Seçimle gelinen veya atanılan görev ayırımı
Öte yandan, belediye başkanlığı bilindiği üzere zaten seçimle gelinen bir görevdir. Hatta Anayasaya göre seçimle gelinmesi zorunludur.
Yerel seçimlerde de bir siyasi partinin adayı olarak seçilmektedirler.
Dolayısıyla zaten bir siyasi partinin adayı olarak seçilmiş ve dolayısıyla siyasi bir kimliği bulunması da hukuken doğal olan bir kişi için kanunda açıkça öngörülmemiş bir siyasi faaliyet yasağı getirilmeye çalışılması hukuken temelsiz olduğu kadar, mantıken de çelişkili olacaktır.
Üstelik kendileri gibi seçilmeyip atamayla göreve gelen ve artık yeni sistemde siyasi kimlikleri de kalmamış bakanlar için siyasi faaliyet ve siyasi propaganda yasağı bulunmayıp, seçimle gelen siyasi kimlikli kişiler olan belediye başkanları için bu yasağı savunmak ise daha bariz bir çelişki ve çifte standart oluşturacaktır.
Düşünün, İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, hatta Cumhurbaşkanı –hem de Devletin imkanlarıyla- kendisi için Seçim döneminde her tür siyasi propagandayı yapabilecek!
Ama diğer yandan belediye başkanına, "siyasi faaliyet yapamazsın!" deme hakkı ve yetkisi olacak!
Ne ala memleket!
Hukuk öyle her daim sadece kendinize doğru yonttuğunuz kullanışlı bir nesne olmamalı.
Yerindelik yönünden bu konularda bir eksiklik veya sorun olduğu savunulabilir.
O ayrı.
Ama eğer hem İktidar hem Muhalefet bu konularda gerçekten samimi ise hodri meydan!
Seçimden sonra uzlaşıp bir kanun çıkarılsın.
Seçim propaganda dönemi başladığında Cumhurbaşkanı, CB yardımcıları, bakanlar, bakan yardımcıları, belediye başkanları dahil kamu yetkisi kullanabilen tüm üst düzey görevdekiler görevden çekilmiş sayılsın. Yerlerine tarafsız statüdeki kişiler baksın.
Böylece seçim yarışı daha adil olsun.
Ancak, "iktidardaki CB ve bakanlar istedikleri gibi seçim propagandası yapsın, ama muhalefetteki belediye başkanları yapamasın" derseniz, kötü niyet aramak gerekir ve "birilerinin seçim meydanlarındaki performansından bu kadar mı korkuluyor?" sorusu akla gelir!
Maharet nalıncı keseri gibi hep kendine yontmakta değil, Zeus'un dediği gibi, "kendini yontabilmekte"!







YORUMLAR