Belki de Marslıyızdır!
Eğer Dünya ve Mars'taki yaşamın ortak bir atası varsa, bu yaşamın iki gezegenden birinde başladığı ve sonra, muhtemelen bir göktaşı tarafından, bir şekilde diğerine taşındığı anlamına gelecektir. Belki de yaşam Dünya'da değil, Mars'ta, hatta belki de uzayın başka bir yerinde başlamış olabilir
Yüzyıllar boyunca insan, Mars'a baktı, onun kızıl renginden büyülendi ve zihninde onu Dünya dışı canlılar için bir ev olarak hayal etti.
Mars, bu nedenle en çok uzay aracı gönderilen ve üzerinde araştırma yapılan gezegen. Son elli yılda, gezegende bir canlı yaşam varlığı araştırıldı. Şimdilerde ise bilim insanları Mars'ta yaşamdan çok yaşanabilir bir ortam arayışına ve özellikle de su arayışına odaklandılar.
Bunun önemli bir nedeni var. Suyun olduğu yerde yaşam olma olasılığı çok yüksek. Bizim türümüzde bir canlı yaşam için su en temel unsur. Işıksız ve oksijensiz yaşam olası, ancak su olmadan yaşam şansı yok. Eğer Mars'ın yüzeyinde bir zamanlar su vardıysa, o zaman büyük olasılıkla o suda bir canlı yaşam da vardır, deniliyor.
Kanıtlar üzerinden gidecek olursak, Mars bu günlerde kuru ve ıssız bir yer ancak bir zamanlar yüzeyinin yaklaşık üçte birini kaplayan devasa bir okyanus olduğu yolunda ipuçları sunuyor.
Bu demektir ki Mars her zaman ıssız ve çorak bir yer değildi. Bilim insanları, geçmişte gezegeni geniş okyanusların kapladığını, nehirler ve akarsular olduğunu ve zamanla suyun kaybolduğunu; gezegenin bu erken koşullarında yaşamın gelişmiş olabileceğini düşünüyorlar.

Kızıl gezegen: Mars
Mars, her zaman insan ilgisinin odağında olmuş bir gezegen. Dünya'ya yakın oluşu, kızıl rengi, ulaşılabilir oluşu, bir zamanlar yaşam olma olasılığı ve uzaylıların orada konuşlanmış olma fantezisi bu ilgiyi sürekli taze tutmuş.
Kayalık bir gezegen olan Mars'ın bir diğer adı "kızıl gezegen"; zengin demir oksit içeren toprak yapısından kaynaklanan görüntüsü nedeniyle bu isimle de anılıyor.
Mars'ın küçük ve düzensiz şekilli iki uydusu var. Bu küçük uyduların Mars'ın kütle çekim alanına kapılmış birer asteroit oldukları düşünülmekte.
Bu kızıl gezegen, Mars adını gücü ve şiddeti temsil eden Roma savaş tanrısından alıyor. Yunan mitolojisindeki karşılığı ise Ares. İki uydusunun adları ise korku ve dehşet anlamına gelen Phobos ve Deimos; Ares'in çocuklarının isimleri.

Mars, Güneş Sistemi'nde Merkür'den sonra ikinci en küçük ve Güneş'e en yakın dördüncü gezegen; 40 yılı aşkın süredir yoğun şekilde araştırılıyor.
İzlenimler, canlı yaşamı için gerçekten elverişli bir yer görüntüsü yansıtıyor. Uzak gezegenlere yapılacak yolculuklarda bir mola yeri olma potansiyeli içerdiğinden sıkça Mars'ta kolonileşmeden söz ediliyor.
Mars'a farklı zamanlarda araştırmalar yapmak üzere uzay araçları gönderilmiş. Mars'a inen ilk uzay aracı, 1965 yılında, "Mariner 4". Ardından 1975 yılında, "Viking 1" ve "Viking 2" gönderiliyor.
1997’de ilk gezici araç olan "Pathfinder" Mars'a iniyor ve Dünya'ya 16 binden fazla fotoğraf gönderiyor.
Sonraki uzay aracı "Opportunity", 2012 de Mars'a iniş gerçekleştirerek kızıl gezegenin insan yaşamına uygunluğunu araştırıyor. Araştırmacılar, Curiosity'nin yıllar boyunca topladığı toz kaya örneklerinden bazılarının, Dünya'da yaşamla ilişkilendirilebilecek bir tür karbon bakımından zengin organikler içerdiğini, ancak bu ilgi çekici kimyasalları neyin nasıl ürettiğini anlamak için çok erken olduğunu vurguluyorlar.
Daha yakın tarihte, 26 Kasım 2018'de gezegene başarılı bir şekilde iniş yapan "InSight" uzay aracı ile gezegenin manyetik alanının ölçülmesi ve Mars'ın jeolojik yapısını keşfedilmesi amaçlanıyor.
Son olarak başka bir Mars gezgini olan "Perseverance", Şubat 2021'de gezegen kraterinin içine inerek erken dönem Mars yaşamına dair işaretler aramaya başladı.

Mars'ta su varlığı neden çok önemli?
Bugün, Mars bir çöl görünümünde, yüzeyinde belirgin bir yaşam izi bulunabilmiş değil ama gezegendeki su varlığına dönük kanıtlar, bir canlı yaşamın var olabileceğine olan inancı kuvvetlendiriyor. Bulgular cesaret verici. Milyarlarca yıl önce Dünya dışında bir gezegende yaşamın var olma olasılığı, iki temel problemimizden biri olan evrende yaşamın nasıl başladığına ilişkin sorulara yanıt getirmesi umuluyor.
NASA'dan astrobiyolog Lindsay Hays, Mars'ın 4 milyar yıl önce nasıl bir yer olduğunu hayal edebiliriz, diyor. "Kayalıklar üzerinde devasa bir nehir deltasının kalıntılarına benzer oluşumları ve kurumuş göl yataklarının kanıtlarını görüyorsunuz. Bu görüntüler, hayal gücümüzü harekete geçiriyor."
Lindsay Hays, bu görüntülerden atmosfer ve sulu bir geçmişin çok olası olduğunu belirtiyor: "Eğer Mars'ın yüzeyinde çok önceleri su vardıysa, o zaman büyük olasılıkla o su içinde bir canlı yaşam da vardır."
NASA'nın 2021'de Kızıl Gezegene inen en son uzay aracı Perseverance, şu anda eski bir kurumuş nehir deltasını araştırıyor. Umut, milyarlarca yıl önce yaşamış ve ölmüş bir tür mikrobiyolojik yaşam kalıntılarını bulmak.
Eğer Mars'ta geçmiş yaşamın bir kanıtı bulunur ve doğrulanırsa, bilim insanları bu kanıtları Dünya üzerindeki yaşam ile ilişkilendirmenin evreni ve yaşamı algılamamızda bir kırılma noktası olacağını belirtiyorlar.

"Soy ağaçlarına yeterince geriye bakarsanız, herhangi iki insan ortak bir atadan akrabadır. Aynı şey Dünya üzerinde tüm yaşam için de geçerlidir. İnsanı şempanzeye, şempanzeyi kurbağaya, kurbağayı böceğe, böceği bir mantar sporuna bağlayan ortak bir evrimsel ata vardır. Dünyadaki tüm yaşam, milyarlarca yıl önce yaşamış olduğu varsayılan bir mikroorganizma olan son evrensel ortak ata (Last universal common ancestor-LUCA ) aracılığıyla birbiri ile ilişkilidir."
LUCA, yani "son evrensel ortak ata", şu anda Dünya'da yaşayan tüm organizmaların, tüm mevcut yaşamın en son ortak atası.
Eğer Dünya ve Mars'taki yaşamın ortak bir atası varsa, bu yaşamın iki gezegenden birinde başladığı ve sonra, muhtemelen bir göktaşı tarafından, bir şekilde diğerine taşındığı anlamına gelecektir. Belki de yaşam Dünya'da değil, Mars'ta, hatta belki de uzayın başka bir yerinde başlamış olabilir.
Ancak Mars yaşamı, Dünya'daki yaşamdan çok farklı ise, o zaman bu durum, "Güneş Sistemi'nde iki farklı yaşam üreten bir evren süreci" anlamına gelecektir. Öte yandan bu sonuç, yaşamın evrende öngörülerimizin ötesinde daha yaygın olabileceği anlamına da geliyor olabilir.
NASA'nın son uzay aracı Perseveranse, Mars'ta geçmiş yaşamın kanıtlarını bulursa, belki de bu kanıtlardan ortak atamızı öğreneceğiz.
Ve belki de gerçekten Marslıyızdır, kim bilir!
Güneç Kıyak
Kaynakça
https://www.space.com/17135-life-on-mars.html
https://blogs.scientificamerican.com/observations/im-convinced-we-found-evidence-of-life-on-mars-in-the-1970s/
https://mars.nasa.gov/participate/send-your-name/mars2020/map/world







YORUMLAR