Beyinle ilgili 'yüzde 10' gerçeği! Herkes buna inandı ama gerçek çok farklıymış
“Beynimizin sadece yüzde 10’unu kullanıyoruz” sözü yıllardır dilden dile dolaşıyor… Peki ya gerçek tam tersiyse? Bilimsel veriler, beynin tek bir santimetresinin bile “boşta” olmadığını gösteriyor. Küçücük bir hasarın bile hayatı değiştirebildiği bu organ hakkında bildiklerimiz sandığımızdan çok daha çarpıcı…
Beyin ve sinir cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Tolga Dündar, toplumda sıkça tekrarlanan “Beynimizin sadece yüzde 10’unu kullanıyoruz” iddiasının bilimsel bir karşılığı yok. Aksine bu söylem, beynin çalışma prensipleriyle çelişiyor ifadelerini kullandı. Konuyla ilgili şu önemli bilgileri kaleme aldı…
Beyin, vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluşturmasına rağmen, günlük enerjimizin yaklaşık yüzde 20’sini tüketiyor. Kalpten pompalanan kanın da beşte biri beyne gidiyor. Eğer beynin yüzde 90’ı gerçekten atıl olsaydı, bu kadar yüksek enerji harcayan bir organın evrimsel olarak korunması mümkün olmazdı.
BAKMADAN GEÇME!
Cerrahi gözlemler de bu gerçeği doğruluyor: Beyinde “işlevsiz” bir alan yok; hangi bölge etkilenirse etkilensin, mutlaka bir fonksiyon kaybı ya da değişikliği ortaya çıkıyor. “Yedek parça” ya da işlevsiz alan yok.
YANLIŞ ANLAŞILMANIN KAYNAĞI
Bu efsanenin iki temel kaynağı bulunuyor. İlki, 19. yüzyılda psikolog William James’in insanın zihinsel potansiyelinin tamamını kullanamadığına dair sözlerinin yanlış yorumlanması. William James, “Zihinsel potansiyelimizin sadece küçük bir kısmını kullanabiliyoruz” demişti. Fakat James anatomik değil, insanın kendini gerçekleştirme kapasitesine atıfta bulunuyordu.
BAKMADAN GEÇME!
5/1
İkinci neden ise erken dönem beyin haritalama çalışmaları. O yıllarda bazı beyin bölgelerine elektrik uyarısı verildiğinde motor ya da duyusal yanıt alınamayan alanlara “sessiz alan” denildi. Oysa bugün biliyoruz ki bu bölgeler; planlama, karar verme, sosyal ilişkiler ve soyut düşünce gibi üst düzey işlevleri yönetiyor. “Sessiz” olmaları işlevsiz oldukları anlamına gelmiyordu; sadece o dönemin teknolojisi bu işlevleri ölçemiyordu.
BEYİN DİNLENİRKEN BİLE AKTİF
Modern görüntüleme teknikleri, beynin dinlenme halinde bile yoğun bir aktivite içinde olduğunu gösteriyor. “Default Mode Network” adı verilen sistem, kişi dinlenirken ya da uyurken dahi anıların işlenmesi, sinir bağlantılarının düzenlenmesi ve metabolik temizliğin sürdürülmesi gibi görevleri yerine getiriyor.
BAKMADAN GEÇME!
Eğer beynin büyük kısmı atıl olsaydı, küçük bir inme ya da santimetrelik bir kanama ciddi sonuçlar doğurmazdı. Oysa klinik pratik bunun tam tersini gösteriyor: Küçük bir hasar bile konuşma, kişilik ya da hareket fonksiyonlarını kalıcı biçimde etkileyebiliyor.
ZEKÂ DAHA FAZLA ALAN KULLANMAK DEĞİL, DAHA VERİMLİ KULLANMAK
Bilimsel veriler beynin bölgesel bir yapıdan çok, bir bağlantı ağı olarak çalıştığını ortaya koyuyor. “Konnektom” olarak adlandırılan bu ağ, nöronlar arasındaki bağlantı haritasını ifade ediyor.







YORUMLAR