Bir yetkili o 'Sırlar evi'nin içini anlatıyor

Hürriyet o daireye “Sırlar evi” adını verdi. Gerçekten de bir sırlar evi...

Bir yetkili o 'Sırlar evi'nin içini anlatıyor

Hürriyet o daireye “Sırlar evi” adını verdi. Gerçekten de bir sırlar evi...

Bir yetkili o 'Sırlar evi'nin içini anlatıyor
08 Kasım 2019 - 10:34

Fatih ilçesinde 4 kardeşin ölü bulunduğu Güneş Apartmanı’ndaki olayı birinci elden bilen bir üst düzey Emniyet yetkilisi ile konuştum.

Aklımdaki soruları sordum.

İNTİHAR MI YOKSA BİR KARDEŞİN CİNNETİ Mİ

Dört kardeşten Oya’nın beden ısısı daha geç düşmüş. Acaba bir cinnet sonucu öteki kardeşlerini öldürüp sonradan intihar mı etti?

Elimizdeki bulgular ve mesleki tecrübemize göre bu bir toplu intihar. Üç kişiye zorla siyanür içirmek ihtimali çok az. Toplu karar aldıkları kanaatindeyiz.”

Bir yetkili o Sırlar evinin içini anlatıyor

CESETLER AYRI MI AYNI ODADA MI

Cesetler bir arada mıydı, ayrı odalarda mı?

“Dördü de aynı odadaydı. İkisi çekyat üzerinde yatıyordu, ötekiler koltukta.”

“Dikkat siyanür var” yazısı dış kapının mı içerideki kapının mı üzerindeydi?

“İçerideki kapının üzerindeydi. O kapı içeriden kilitlenmişti.”

İÇKİ İÇİYORLAR MIYDI EVDE ŞİŞESİ VAR MIYDI

“Bakkaldan alışveriş listesinde hiç içki yok. Evin içinde içki içtiklerine dair iz var mıydı?

“Hayır evin içinde hiç içki yoktu. Ayrıca etraftan yaptığımız araştırmaya göre de içki içtiklerine dair hiçbir işaret yok.”

İçeride depresyona karşı ilaçlar bulunmuş...

“Yaptığımız araştırmaya göre eve kapanmışlar. Pek kimseyle görüşmüyorlarmış. İkisi depresyon tedavisi görüyormuş. Biri sara hastası. İçeride bol miktarda depresyon ilacı bulduk.

CENAZALERİ SORAN VE SAHİPLENEN VAR MI

Cenazeleri sahiplenen kimse çıktı mı?

“Biz içeride çalışma yaparken sadece birkaç iş arkadaşı geldi. Şu ana kadar da cenazeleri sahiplenen, soran bir kişi çıkmadı.”

Bir yetkili o Sırlar evinin içini anlatıyor

MASADAKİ İKİ KADIN VE YEMEKLER NE ANLATIYOR

En küçükleri 48, en büyükleri 60 yaşında...

Hiç evlenmemişler...

Anneleri ölünceye kadar onunla birlikte yaşamışlar...

Demek ki birbirlerine sığınmışlar...

*

En çok kız kardeşiyle bir restoranda yemek masası etrafındaki çekilmiş bu fotoğrafına takıldım...

İkisi de hiç intihar edecekmiş gibi görünmüyor...

Masada salata ve bir tabak yemek var...

Ve üç kutu kolalı içecek...

Yani içki yok...

Demek ki teselliyi içkide aramamışlar...

*

Çalışma Bakanlığı’ndan verilen bilgiye bakıyorum.

İşsiz ve yoksul oldukları halde “yeşil kart” için müracaat etmemişler...

Bir arkadaşlarına göre “Bizden daha zor durumda olanlar var, onlara verilsin” demişler...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden verilen bilgiye bakıyorum.

Yardım için oraya da bir müracaatları yok.

Demek ki yoksulluk gurur duvarını aşamamışlar...

*

Üçüncüleri, yani Oya Yetişkin, belli ki daha genç yıllarında güzel bir kadınmış...

Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerine anatomi mankenliği yapıyormuş...

Ama o eski güzellik kalmamış.

“Çocuklar güldüğü için çok ağrıma gidiyor” diyormuş...

Demek ki, bahtsız güzel kadınların çoğuna musallat olan o kahredici ruh hali onun da üzerine çökmüş.

Bir yetkili o Sırlar evinin içini anlatıyor

10 DAKİKA 38 SANİYEDE ACABA NE HATIRLADI

İstanbul Fatih’teki o hazin olayı öğrendiğimde elimde Elif Şafak’ın son romanı vardı...

Adı “10 Dakika 38 Saniye...”

İnsan öldükten sonra beyni bu kadar süre daha yaşamaya devam edermiş...

Ve hatırlarmış...

*

Fatih’teki Güneş Apartmanı’nda ölenlerden biri 54 yaşındaki Oya Yetişkin...

Ön otopsi raporuna göre vücut ısısı öteki 3 kardeşten daha sonra düşmüş.

Demek ki en son o ölmüş...

Mesela o... Acaba 10 dakika 38 saniyede neler hatırlamıştır...

*

Adları Cüneyt, Oya, Yaşar ve Kamuran...

Cenazeleri sahiplenen kimse yokmuş...

Kimsesizler Mezarlığı’na gömüleceklermiş...

*

Elif Şafak’ın kitabının sonunda bir fotoğraf var.

İstanbul’da Kimsesizler Mezarlığı’nda çekilmiş.

Mezar taşları yok... İsimleri yok... Sadece numaralar var.

41572...

Belki bu 4 kardeş de artık sadece birer numaradan ibaret olacak...

İsimlerini o nedenle yazdım...

*

İşte o nedenle merak ettim...

Acaba Oya Yetişkin’in beyni öldükten sonra 10 dakika 38 saniyede neleri hatırlamıştır?

Veya, böyle bir hayattan geriye hatırlamaya değer bir şey kalmış mıdır...

Bir yetkili o Sırlar evinin içini anlatıyor

ALTIN NESİL DİYORLARDI MEĞER PASLI TENEKEYMİŞ

Ankara 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin, “MOBESE’nin B’si” denilen, FETÖ örgütüne mensup istihbaratçı Basri Aktepe hakkındaki 12 yıl hapis cezası kararının gerekçesi açıklandı...

*

Özetle diyor ki:

“Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Kozmik Oda gibi davalar, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve vatansever milli güçlere karşı önceden planlı kumpaslardır...”

*

Neymiş arkadaşlar?

Kimmiş Ali Tatar Yarbayım...

Artık mahkeme kararıyla sabit.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli subayıymış...

*

O herifler bu meşum planlarının adını utanmadan “Altın Nesil” koymuşlar...

Meğer paslı teneke yetiştiriyorlarmış...

Bir yetkili o Sırlar evinin içini anlatıyor

EYVAH MARTİN USTA DA ÖZDEMİR ERDOĞAN’LAŞTI MI

Benim gençliğimin en büyük yönetmenlerinden Martin Scorsese, bugünün gençliğinin hayranlıkla seyrettiği Marvel filmlerine savaş açtı.

İlk atışı ekim ayında Empire dergisinin bir sorusuna verdiği cevapta yaptı:

“Birkaç Marvel filmi seyretmeye çalıştım ama gördüm ki bunlar bana göre değil. Bu sinema değil, daha çok (Disneyland gibi) temalı parklara benziyor.”

*

Bunu okuyunca “Eyvah Scorsese de yaşlanıyor ve gençlere tepkili hale geliyor” diye düşündüm.

Galiba benim gibi düşünen başkaları da olmuş ki, Scorsese görüşünü açıklamak için New York Times’a bir makale yazdı.

Orada bu filmleri yapan çok yetenekli insanlar olduğunu söylüyor.

“Eğer genç olsaydım muhtemelen ben de bu filmleri sevecek, hatta kendim böyle filmler yapacaktım” diyor.

Sonra ekliyor:

“Ama artık büyüdüm...”

*

Martin Scorsese
76 yaşında...

Yani benden sadece
4 yaş büyük...

Peki nasıl oluyor da ben torunum Sinan Ali kadar büyük bir Marvel, DC Comics ve Süper Hero filmlerinin hastasıyım...

Wolverine’e bitiyorum...

Joker’in bütün hallerini seviyorum...

Natasha Romanoff’a âşığım...

Harley Quinn’i resmen arzuluyorum...

*

Acaba o mu haddinden fazla yaşlanmış, Özdemir Erdoğan psikolojisine girmiş...

Yoksa ben mi haddinden fazla büyüyememişim...
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök

Hurriyet

YORUMLAR

  • 0 Yorum