Bu gerçeklerden kaçıyoruz

Kendimizi kandırıyoruz; gerçeklerden kaçıyoruz. Ve bu döngüyü her seferinde tekrarlayıp rahatlıyoruz!

Bu gerçeklerden kaçıyoruz

Kendimizi kandırıyoruz; gerçeklerden kaçıyoruz. Ve bu döngüyü her seferinde tekrarlayıp rahatlıyoruz!

Bu gerçeklerden kaçıyoruz
23 Nisan 2019 - 09:44

Çuvaldızı kendimize batırma eğiliminde oldum hep; örneği bu sebeple Odatv'den vereceğim:

Yazıya oturduğumda cep telefonuma Odatv'den bildirim geldi:

“Kılıçdaroğlu'na saldıran provokatörlere gözaltı.”

Türk Dil Kurumu, “provokatör” sözcüğüne “kışkırtmacı” diyor.

Çok politik kavram gibi Fransızcadan dilimize geçti; “provocateur.”

Bir örgüte girerek veya mitinge- gösteriye sızarak örgüt üyelerini veya gösteriye katılanları suç sayılan eyleme- davranışa iten kişi.

Ankara-Çubuk Akkuzulu Köyü'nde Kılıçdaroğlu'na saldıranlar provokatör mü?

İlk kitabımı 25 yıl önce yazdım: “Binbaşı Ersever'in İtirafları.”

1994'de yazdığım bu kitabın ilk paragrafını paylaşmama izin veriniz:

“Kontrgerilla konusundaki teorileri ve ülkemizde yirmi küsur yıldır süren tartışmaları ilgilenen herkes az çok biliyor. Bana gelince, yedi yıllık gazetecilik yaşamım boyunca kontrgerillanın Türk devleti içindeki evrimini adeta gözlerimle görerek izledim. Bu konuda sayısız haber yaptım. Kontrgerilla konusunda çıkmış bütün kitapları okudum. Diyebilirim ki konunun bütün uzmanlarıyla uzun görüşmeler yaptım…”

Yani…

Bu tür provokasyonlar vs. konusunda tecrübeli sayılırım. Bunca yıllık gazetecilik deneyimim bana şunu öğretti:

Ülke olarak şöyle bir refleks gerçekleştirdik:

Ne zaman acı bir olayla karşılasak hemen “meşruluk kılıfı” arayıp “günah keçisini” buluveriyoruz: Provokatörler!

Tüm suçu bu üç-beş kişiye yıkıp, gerçek nedenleri “halının altına” süpürüyoruz.

Yoksa… Şu provokatörler olmasa toplumsal patlama filan yaşamayız; barış içinde yaşarız! Hadi canım siz de…

Kendimizi kandırıyoruz; gerçeklerden kaçıyoruz.

Ve bu döngüyü her seferinde tekrarlayıp rahatlıyoruz!

ASIL KIŞKIRTICI KİM

Doğru soru şudur:

Çubuk Akkuzulu Köyü'ndeki insanları kim/kimler kışkırttı?

Son dönemde sık sık şu haberi okuyorsunuz:

– “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik edici tweet atan bilmem kim gözaltına alındı!”

– “Halkı kin ve düşmanlığa kışkırtıcı tweet atan bilmem kim hapse kondu!”

Benzer gerekçeyle en son Ekonomist Yazar Mustafa Sönmez saat 03.30 evinden gözaltına alındı. Attığı şu tweetler ile halkı kışkırtmak istemişti:

– “TC tarihinin en ahmak projesi Yeni Havalimanı için, her satırına imza atılacak bir Ege Cansen yazısı.

Okumadan geçme:

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/ege-cansen/yeni-havalimani-milli-geliriazaltacaktir-4377967/ …”

– “Ne güzel ya

31 Mart ta AKP'yi yeniyorsun,

13 Nisan'da AKP'nin takımı Başakşehir'i yeniyorsun .

Güzel Allahım verdikçe veriyor:))

Değil mi Bülent Arınç?”

Mustafa Sönmez yazdığı bu tweetlerle “kışkırtıcı” sayılırken, Çubuk Akkuzulu Köyü'ndeki insanları tahrik edenler neden hiç gündeme getirilmiyor? Örneğin…

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun valilere gönderdiğini açıkladığı, “CHP il başkanlarını şehit cenazelerine almayın” talimatını, Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırıdan ayrı mı değerlendireceğiz?

Yapmayınız; kendimize dürüst olmak zorundayız:

Tahrik eden kim?

Tahrik olan kim?

KUŞKU YARATMAK

Üç-beş köylüyü “işte provokatörler” deyip hapse atarak bu olayın da üstü örtülmemeli.

Bir kez olsun hak ve adalete uygun davranıp, makam sahibi olanların ağzından çıkanların hesabı sorulmalı. Yoksa bu ülkede “devlet adamlığı” kalmaz!

Bir makam, o makamda oturanın ağırlığı kadar değer kazanır. Siyaset kültürümüzü gözden geçirmek zorundayız. Örneğin…

Ülke siyasetini salt sadakatsizlik üzerine inşa edemezsiniz.

– O parti bölücü…

– Bu parti beka sorunu…

Bu tür sözler, günümüzde başta iktidar sözcüleri olmak üzere politikacıların tarzı haline geldi! Ülkede kimse kimseye güvenemez hale getirildi. Bunun neye yol açtığını Çubuk'ta gördük.

Devamı halinde…

– Devlet Bahçeli'nin talihsiz açıklaması gibi- şehit cenazelerini siyasi partilerin oy oranına göre paylaşmaya başlarız! Oysa, yurtseverlik gibi bizim ortak paydalarımız var.

Kimselerin ya da partilerin ülkeyi ruhen parçalamaya hakkı yok.

31 Mart seçim gecesi sosyal medyada bir video dolaşıyordu: On yaşındaki Ayşe yavrucuk Adana, İzmir, Ankara, Mersin, Antalya gibi İstanbul'u da PKK'lıların kazandığını sanıp ağlıyordu. “Ülkeyi PKK'lılar sardı” deyip gözyaşı döküyordu!

Ayşeciğin gözyaşına sebep olanlar ile, Çubuk Akkuzulu Köylülerini Kılıçdaroğlu'na saldırtanlar bellidir:

Düşman yaratmanın “ince sanatıdır” insanlarda kuşku uyandırmak! Bilinir ki:

Şüphe, düşmanlaştırır…

Şüphe, öldürür…

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Odatv.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum