Bütün Trakya’yı alın, aman yabancıya gitmesin!

Kanal ve savaş gemilerine Karadeniz özgürlüğü Şu “Kanal”dan yakamı kurtaramadım! Tam Saray’a halkla ilişkiler konusunda tavsiyelerde bulunacakken, Hazal Ocak bombayı patlattı,

Bütün Trakya’yı alın, aman yabancıya gitmesin!

Kanal ve savaş gemilerine Karadeniz özgürlüğü Şu “Kanal”dan yakamı kurtaramadım! Tam Saray’a halkla ilişkiler konusunda tavsiyelerde bulunacakken, Hazal Ocak bombayı patlattı,

Bütün Trakya’yı alın, aman yabancıya gitmesin!
21 Ocak 2020 - 09:11

Berat Albayrak Bey “yabancıya gitmesin” diye 13 dönümlük arsayı kapatmış. Maliye Bakanıdır, geliri gideri, nereden nasıl para kazanılacağını hepimizden iyi bilir. Kaça aldı ve şimdi satılığa çıkarsa kaça gider? Kaç kat fark yarattı... Bir kısa bilgi ile bu merak giderilebilir.. Alış zamanı da, 2011’de Çılgın Proje diye açıklandı ve 2012..

İktidarda olmanın ganimeti mi desek, bilemedim.

Geçen ay belediyelere kanal bölgesinde arsa alımı satımı ile ilgili “araştırma-bilgi edinme-kısıtlaması” getirildiğinde önemli bir şeyler saklanıldığı belli olmuştu. Şimdi çantadaki büyük balık bu mudur, yoksa başka kimler var. Büyük Türk büyüklerinin isimleri peyderpey anladığım kadar gazete manşetlerinde sıralanacak. Tabii eğer bu haberlere toptan bir yasak gelmezse..

Kanal’ın bu arsa yönü... Aslında Kanal’ın büyük çoğunluğu arsa ve rant ile ilgili.. Bir kısmı ise siyaset üzerinde epey tartışıldı...

Kanal’ın iki yönü: Rant ve askeri

1) Kanal esas sivil-yük gemileri geçsin diye yapılmıyor. İki tarafın da aşağısında yukarısında yeni ve zengin kentler kurulsun diye yapılıyor. Arabistanlılara, iktidarın altında paradan sarhoş olanlara, zenginlere...  

2) Dolayısıyla Kanal’ın İstanbul’un geniş yoksul kesimlerine zerre yararı yok, tam tersine yoksullaştırıcı yükü var. İstanbul’da yaşayanlara da daha fazla sıkışıklık, darlık, belediye bütçesi yetmezlikleri, daha çok yaşanmaz bir kent..

3) Kanal, Trakya’yı tarım olarak bitirecek. Berat Bey’in 13 ve artı pederinin 3=16 dönümlük payı arsayı bir tarım arazisi olmaktan çıkarmıştır. Zaten hükümet bu işi de yasal olarak hemen halletmiş.

Depremin etkisi

4) Kanal depremle çöker mi bilmem, bu konuda rivayet muhtelif. Ama Anadolu’nun batıya doğru yılda ortalama 2.5 cm. göçünün altında dört yönlü olarak ne kadar eğrilir bükülür, gerilir, açılır hesabını jeologlar yapsın.

5) Kanal bölgesi, Marmara fayının ışınlarının vurduğu yerlerdir. 1999 Gölcük depreminin İstanbul’a etkisi doğrudan Avcılar bölgesi olmuştur. Fayın Marmara’da iki bölümlük kırılma olasılığına en yakın olan da Silivri ve çevresidir. 7’lik, 7.2’lik, 7.4’lük depremin ışınlarının darmadağın edeceği bölge de buralardır.

6) Kanal üzerinde planlanan onlarca köprüyü, büyük bir deprem zincirleme kanala mı gömer ne olur bilmiyorum. Deprem, Kanal’ın insan yapımı betonlarını, ayaklarını ne derece sever bilmiyorum. 

ÇED bir çöptür

Çünkü bağımsız değildir ve iktidarın talimatlarıyla hazırlanmıştır. “Kanal’a çok inanıyorum” diyen bir şirketin patronu tarafından yapılmıştır. Daha baştan doğruluğuna inanılan bir kanal için ÇED raporu hazırlanmıştır. Oraya katkı veren bilim insanları ortada yoktur, sadece hayaletleri dolaşmaktadır. Hiçbirini bulup konuşulamamaktadır.

Kanal’ın siyasi yönü ve buradan türetilmeye çalışılan Amerikancılık çok önemlidir.

Amerikan savaş gemilerine kanal

ÇED raporuna bir de Saroz Kanalı eklenmiştir. Bu iktidarın rapora koydurduğu projedir. Mehmet Ali Güller yazdı bu konuyu.

Kanal’ın yapımına büyük projelere kaynak aktaran bir Amerikan şirketi talip çıktı.

İktidar, siyasi ve askeri olarak, Montrö’nun bağlayıcılığından kurtulmayı planlamaktadır.

Çanakkale ve İstanbul boğazlarını kullanmayacak mesela Amerikan savaş gemileri, Saroz-İstanbul kanalı suyoluyla istediği kadar Karadeniz’e çıkabilecektir. Hiçbir Montrö kısıtlaması olmadan. İstediği kadar Karadeniz’de kalabilecektir.

Amerikan şirketinin ortaya çıkışı rastlantı mıdır, bilmiyorum.  

Bu kanalın açılmasını yıllar önce gündeme getiren de aynı zamanda Amerikalılar olduğuna göre, arka planda ABD’nin finans desteği görülüyor. Bir an önce...

Amerikan siyasetçileri, büyükelçileri konsolosları, 1990’lı yıllarda Recep Tayyip Erdoğan’ı hiç yalnız bırakmadılar. FETÖ darbe girişimi boşa çıktıktan sonra, şimdi yeniden eski ilişkilere geri dönülmektedir.

Bu açıdan bakıldığında Kanal konusu, aynı zamanda, savaş gemilerine çcağı özgürlük açısından bir Amerikan projesidir.

Bu yönü ile Kanal Karadeniz ülkelerine düşmanlığı taşıyacaktır.

Dünyada savaş hayaletlerinin dolaştığı bir dönemde..
Orhan Bursalı
Cumhuriyet

Bu haber 395 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum