Çakıcı ne demek istedi?

Çakıcı cezaevinden çıktıktan sonra da gündemden düşmeyen bir isim. Gazeteci Ferhat Aydoğan, Çakıcı’dan Twitter üzerinden ilginç bir mesaj aktardı.

Çakıcı ne demek istedi?

Çakıcı cezaevinden çıktıktan sonra da gündemden düşmeyen bir isim. Gazeteci Ferhat Aydoğan, Çakıcı’dan Twitter üzerinden ilginç bir mesaj aktardı.

Çakıcı ne demek istedi?
25 Eylül 2020 - 09:44

Mesajında, “Sayın Devlet Başkanım Cumhur ittifakından birlikteliğinizi sakın bozmayınız, Katilim kim olursa olsun, ben her gün sokaktayım” diyor.

Kendine bir suikast ihtimalinden söz ediyor ve “sakın Cumhur ittifakını bozmayın” diyor ve ekliyor:

- Cumhuriyet tarihimizin yurtiçi ve yurtdışı üst aklın ülkemiz ile ilgili Dünya hep bir ağızdan devletimizi kuşatmak istemektedir, ne yazık ki kapalı kapılar ardından Cumhur ittifakına zarar vermek için bazı kurumlarda hâlâ FETÖ’ye hizmet edenler boş durmuyor,

- Bunların amaçları Tayyip Erdoğan düşmanlığı ve Cumhur ittifakının bozulması.

Çakıcı, “bu zorlu süreçte Türkiye’yi kuşatmak isteyen küresel güçlere hizmet edenleri tarih affetmeyecek” diye ekliyor.

- Bunlar 2023’ten evvel yeni bir oyun planlıyorlar.

- Kim bunlar? “2023’ten evvel yeni bir oyun içerisinde olan muhalefet AK Parti döneminde FETÖ bağlantılı bazı çevreleri korumaktadırlar”.

- Şu cümleye dikkat! Sanki, media’da uzun zamandır ‘AK Parti içinde AKP’liler’ diye tanımlanan ve  benim de suç duyurusunda  ifade ettiğim bir gruba ve tehdide işaret ediyor! “Ak Partili gibi görünüp Devlete zarar verenleri oto kontrol sistemi ile gelişen teknolojide her şey kayıt altına alınmıştır. Eğer size doğru bilgi veriyorlarsa Sayın Devlet başkanımız ya bunları bilip zamanını bekliyor, ya da yanlış bilgilendiriliyor.”

Ve ekliyor: “Kurduğunuz oyuna çomak soktuysam, yaşadığım yeri de biliyorsunuz ve her gün sokaktayım. Kullanacağınız kişiler ister PKK’lı olsun, ister DHKP-C’li olsun, ister dinci militanlar, ister deşifre olmamış kurumlarda FETÖ’cüler. Ne siz ne kullanacağınız kiralık katiller benim için hiç önemli değil.” Sanki o da “AK Parti’nin içindeki FETÖ’nün zihniyet ikizi AKP’liler”den söz ediyor gibi değil mi! 

-Çakıcı uyarıyor: “15 Temmuz’u unutmayınız, katiliniz arkanızda duruyordu. Toplumda Cumhurbaşkanı’nın danışmanıyım diyen bazı kişilerin, size zarar verdiğini biliyor musunuz?”

Bana kalırsa Gezi’yi de unutmayın, 28 Şubat’ın 5’li çetesi benzeri oluşumları, Stratfor’u, Otpor / Canvas’ı vs. yarın birileri rüşvet, torpil, yolsuzluk, finans dosyaları ya da gayri ahlaki işlerle ilgili dosyalarla sosyal media’da boy gösterirse şaşmamak gerek. Piyasa hareketli (!) suları bulandırmak için sisli bir hava bekleyenlere, şartların oluşturulmasını bekleyenlere dikkat etmek gerek.

Şu işe bakın, bir yazı yazdık, ardından troller devreye girdi ve yazı yayınlandıktan 4 gün sonra bu konuyu 81 ile yayılan ülke ölçekli bir mesele haline geldi. Hedefte ben olsam da bu işten AK Parti de zarar gördü. 81 ilde sadece AK Partililer değil, Halkın Kurtuluş Partisi, sadece HKP de değil, sivil toplum ve Media, dini topluluklar, kadın-erkek, hukuk çevreleri, akademi herkes bu konuyu konuşuyor. “İstanbul sözleşmesi” kapsamında bu konu, sözleşmeye destek veren bütün siyasi partileri, bütün milletvekillerini ilgilendiren bir konu haline geldi.

Hani “Hak şerleri hayreyler, sen sanma ki gayreyler” diyoruz ya, bize şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir diyoruz ya, bugün birtakım sıkıntılar yaşanıyor olsa da ben bu tartışmanın hayırla sonuçlanacağını düşünüyorum. AK Parti tam da kongre sürecinde, genel merkezi, grubu, il teşkilatları ile bu konuyu konuşuyor.

Bu işi bu şekilde organize edenler, Çakıcı’nın da işaret ettiği çevrelerden biri olabilir mi ve bir emrivaki siyaseti ile AK Parti çevresindeki birileri üzerinden böyle bir plan yaparak benim şahsımda parti içinde ve dışında birilerine aba altında sopa göstererek, “kızım sana söylüyorum, gelinim sen dinle” kabilinden bazı eleştiri sahiplerini susturmak istiyor olamazlar mı? Plan belki buydu ama gözüken o ki amacına ulaşamadı.  Bu vesile ile “FETÖ’nün zihniyet ikizi çevreler” bu süreçte daha belirgin hale geldiler, kimi deşifre oldu, kimi sus-pus oldu. Çünkü oyunları ters tepti, evdeki hesaplar çarşıya uymadı. Onun için ne mediadaki eklemlenmiş kalemler ve ne de trollerden ses çıkıyor!

Şimdi sözkonusu dava üzerinden birileri “İstanbul sözleşmesi’ni de konuşuyor”, “AK Parti içindeki FETÖ’nün zihniyet ikizi AKP’liler” konusu daha çok tartışılıyor. Hem de tam da kongrelerin yapılmakta olduğu bir zamanda. Bu “81 il”de “kopyala yapıştır”, şikayet dilekçesi ve konuşma metni ile yapılan bu açıklamaları kim düşündü ise, onlar her halde, bu işin bu şekilde tecelli edeceğini hesaba katmadılar. Ama Allah dilerse, muhalifleri eliyle de muvafıklarına yardım ettirebilir, örnek olayda olduğu gibi. Hamdolsun!

İlginç değil mi, aynı cümle kalıbı ile olmasa da Çakıcı da benzer bir dille, AK Parti içindeki birilerine karşı Erdoğan’ı uyarıyor.

İnternette yaptığım bir taramada, hemen hemen aynı şekilde, benzer ifadelerle, yıllardır benzer uyarılar basında parti içinden ve dost çevrelerden yapılagelmiş. Nasıl oldu ise bu işin faturası sonunda, yazı yayınlandıktan günler sonra bana çıkarıldı. Bu yaşananlardan sonra aynı yazıyı yeniden okuyanlar, amacımı, neyi kastettiğimi doğru olarak anlayacaklardır diye düşünüyorum. Bu işte bir şekilde sorumluluğu olanların şimdi yapmaları gereken, bana ya da bu fikirde olanlara kızmak değil, kendi kendilerine “biz nerede yanlış yaptık” sorusunu sormalarıdır.

Selâm ve dua ile.
Abdurrahman Dilipak

Bu haber 717 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum