CHP'de ipin ucu kaçarken, Erdoğan seçmen kaydırıyor
"Değişim" diye diye, CHP’de bir hiç şey değişmeyecek, dilim varmıyor söylemeye ama, hatta parti içinde tırmanacak gerginlik, geçmişte yaşandığı gibi, CHP’de çatlamaya bile yol açabilecek
"Sen önce kendin değiş!..
İstanbul’da oylarımız düşüyor, farkında mısın?..
Böyle giderse, İstanbul’u kaybedebiliriz.
Değişim değişim diyorsun ama, değişimden ne anladığını kimse bilmiyor.
Arkadaşlar, İstanbul için hepimiz canla başla çalışmalı ve Genel Başkanımızın arkasında durmalıyız.
Hayır arkadaşlar, genel merkez dahil, partimizin değişime ihtiyacı var."
Sesler yükseliyor, birbiriyle çelişen görüşler ortamı gerginleştiriyor.
İstanbul’da CHP’li ilçelerin belediye başkanları toplantısı. Yukarıdaki diyaloglar o toplantıya katılan belediye başkanlarının duruşunu yansıtıyor.
Geçen hafta sonu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu bir kez daha baş başa görüşmek üzere Ankara’ya gidiyor, Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geliyor.
İmamoğlu Ankara’ya gitmeden önce İstanbul’da CHP’li ilçe belediye başkanlarını topluyor, onların nabzını yokluyor.
Görünen o ki, İmamoğlu ilçe belediye başkanlarından umduğu desteği pek bulamıyor. Kendisini destekleyen birkaç belediye başkanı var ancak, çoğunluk Kılıçdaroğlu’ndan yana.
Böyle giderse...
"Değişim" diye diye, CHP’de bir hiç şey değişmeyecek, dilim varmıyor söylemeye ama, hatta parti içinde tırmanacak gerginlik, geçmişte yaşandığı gibi, CHP’de çatlamaya bile yol açabilecek.
Gerginliğin özel günü
Seçimden sonra, dün CHP’de en gergin gün yaşanıyor.
Kılıçdaroğlu üslubuyla kaleme alınan CHP’li 81 il başkanının ortak açıklaması ile İmamoğlu’nun dört yılını değerlendirdiği toplantı, gazetecilerin ona soruları, onun yanıtları aynı güne denk geliyor.
İl Başkanları Kılıçdaroğlu’ndan yana net tavır alır ve İmamoğlu’na serzenişte bulunurken, İmamoğlu hem o ortak açıklamayı hem de Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmasını onaylamadığını açıkça dile getiriyor.
İmamoğlu hatta, il başkanları açıklamasının "gerçekten il başkanları açıklaması mı olduğunu" bile sorguluyor!.. Yani:
Doğrudan genel merkezin yazdırdığı iması!..
İpler biraz daha geriliyor. İmamoğlu dünkü basın toplantısında çok dikkatli dil kullanmış olsa da, bundan sonra gerginlik daha da artabilir.
"Nereye kadar artar" burada, kritik soru.
Belediyeleri kaybetmek
İmamoğlu’nun dün söylediği en çarpıcı cümlelerden biri şu:
"Belediyeleri kaybedebiliriz, değişime direndiğimiz her dakika toplumla aramızdaki mesafeyi açıyoruz."
Kendisi yeniden aday olsa bile, İstanbul’un kaybedilmesi halinde, İmamoğlu değişime karşı çıkan Kılıçdaroğlu ve taraftarlarına faturayı şimdiden kesiyor. Buna karşılık, parti içinde yarıştan sonuna kadar çekilmeyeceği belli.
Gerginliğin daha da tırmanması halinde, İmamoğlu ayrı bir parti kurmaya yönelir mi?..
Gerçi, bu soruya olumsuz yanıt veriyor, ancak bilinmez, hayır kurmaz, diyemiyorum.
Erdoğan’ın hazırlığı
Muhalefet partilerindeki dağınıklık, aymazlık, CHP’deki gerginlik Tayyip Erdoğan’ın arayıp da bulamadığı demeyeceğim, tersine, ne yaptığını bilmeyen bu muhalefetin kendisine sık sık tanıdığı fırsatlardan biri.
Onlarda kaynayan kazana bakmadan...
Erdoğan özellikle İstanbul’u tekrar kazanmak için şimdiden farklı bir program hazırlıyor.
Seçmen kaydırmayı planlıyor.
Ne demek bu, nasıl yapmayı tasarlıyor?..
İstanbul’un ilçe ilçe seçim sonuçlarını inceliyor. Hangi ilçede çok fazla oyu var, oyları hangisinde eksik kalıyor, onları belirliyor.
Sonra da...
Fazlasıyla oy aldığı ilçelerden, muhalefetin güçlü olduğu ilçelere seçmen kaydırmayı planlıyor.
Bir ilçede kendisine bağlı seçmen çok fazlaysa, onların bir bölümünü zayıf olduğu ilçelerde seçmen yapmak için onların adreslerini oralara kaydırmak.
Bu şu anda bir tasarı. Olur olmaz, orası ayrı. Ne var ki, yerel seçimlere odaklandığının göstergesi.
CHP’de grup toplantısında milletvekilleri Kılıçdaroğlu’nu ayakta alkışlamaya devam etsin!..
İYİ Parti yarınki kongresinde Altılı Masa’yı devirerek, seçimi kaybetmenin en büyük sorumlularından Meral Akşener’i alkışlamaya hazırlansın!..
Bu saçmalıklar, bu bencillik, bu aymazlık eşliğinde, haydi hep birlikte dört nala yeni bir hezimete doğru!..
Bıktık be!..
Bııııık- tık!..
***
Faiz: Kademeli güvercin artışı
27 ay sonra Merkez Bankası ilk kez faiz artırımına giderken, tahminler tutmuyor, yüzde 8.5 olan politika faizini ancak yüzde 15’e yükseltiyor.
Bu artışın faiz sözlüğünde adı var:
Kademeli güvercin artışı.
Ne demek bu?..
"Kademeli" derken, faizin bundan sonra yeniden artacağı belirtiliyor. Onun için ilk anda dramatik bir artışa gidilmiyor.
"Güvercin" derken, faizde yavaş bir dokunuşla, piyasada denge arayışına gidiliyor.
Merkez Bankası’nın faizi düşük oranda artırmasının iki mesajı var:
"1-Enflasyonu hemen düşürmek gibi bir acelemiz yok.
2-Döviz kurunu hemen frenlemek gibi bir acelemiz de, yok".
İkincisi zaten kendisini hemen belli ediyor, dolar küçük oranda da olsa, TL karşısında biraz daha değer kazanıyor.
Faiz artışına ilişkin önemli bir deney var, Arjantin.
Arjantin faizi yüksek oranda arttırsa da, enflasyonu düşüremiyor.
Çünkü, faiz artışıyla birlikte:
1-Yapısal mali reformlar eksik.
2-Demokratik hukuk devleti eksik.
Böyle giderse, Türkiye dünyada Arjantin’de sonra ikinci örnek olabilir.
Mali reformlar Hazine ve Maliye Bakanlığı sorumluluğunda.
Hukuk reformu ise, tümüyle rejime bağlı.
Yalçın Doğan







YORUMLAR