CHP'nin oyun planı ne? Türkiye'nin kilitlenmeyi aşma planı var mı?

CHP’nin haklı olarak darbe şeklinde nitelendirdiği 19 Mart, haftadan haftaya katmerlenen ve kervan yolda düzülür misali önüne çıkan engellere göre hedef belirleyen bir dizi darbeyi içeriyor.

CHP'nin oyun planı ne? Türkiye'nin kilitlenmeyi aşma planı var mı?
16 Ağustos 2025 - 14:48

Ama varılmak istenen yer belli: muhalefetsiz “demokrasi!" Bu haftanın darbesi de Özlem Çerçioğlu sonrasında da İnan Güney oldu. İktidar CHP’den seçimle alamadığı yerleri yargı sopası ve kayyumla almaya çalışıyordu, şimdi hem yargı sopasıyla hem de tehdit yoluyla taraf değiştirmeye zorlayarak. Yeni bir aşama

chp miting, özgür özel

CHP, 21 Mart seçimlerinde, 47 yıl sonra Türkiye'nin birinci partisi oldu

Gidişat nereye?

Tüm bunlar bir nevi fiili tek parti rejimine kademeli geçiş çabası olarak da okunabilir: “güvende” ve dışarıda olmak isteyenler susmakla yetinmesin kendini ve inançlarını reddedip bana katılsın! Ama söz konusu olan ” tek parti rejimi”, bir davası ve pozitif ideolojisi olan bir tek parti rejimi olarak da gözükmüyor. Gerçek iktidar da partide değil sırtını Cumhurbaşkanlığı yönetimine dayamış bir zümrede gözüküyor. Diyanet İşleri’nin son hutbesine yerleştirilen”dini hukuk” meydan okuması gerçek bir farklı düzen arayışı değil. Bir azınlığa sürekli servet aktarımı yapan sistemi devam ettirmek için bir araç. Tabii bu, medeni haklara yine de başta kadınlar toplumun büyük çoğunluğunu birleştirmesi gereken gerçek bir tehdit oluşturduğu gerçeğini de değiştirmiyor. Tehlike gerçek. Ama kurulabilecek rejimin, ideolojik yüzü sadece vitrin olan bir çıkar otokrasisi olabileceğini söylüyorum.

İktidar, uzun zamandır tartışıyoruz ki, laik hakların ayrılmaz bir parçası olduğu cumhuriyet ve demokrasi rejmlerini askıya almakta ve kurumlarını darmadağın etmekte ”başarılı” oldu ve oluyor. Ama yeni bir ”rejim kurmakta” ve kurumlar inşa etmekte de bir o kadar başarısız ve donanımsız.

Peki kurarsa ne olur? Türkiye otokratik rejimler olan Çin, Singapur gibi çağ mı atlar? Hayır. Eğer aklında bir ”ideoloji”, vizyon, yeni kurumlar varsa da bunlar kamu yararına, büyük çoğunluk halk için, ülkeyi iyi bir yere götürecek bir fikriyatı ve maneviyatı kapsamıyor. Başta yargı ve eğitim sistemi olmak üzere kurmaya çalıştığı tüm kurumların – ellerindeki maddi imkanlar ve görece liyakatlı kalmış personel sayesinde nispeten başarılı işler yapanlar dahil – içinden yolsuzluk, (ehliyetsizin ehliyetliyi yönettiği) adaletsizlik ve kişisel çıkar taşıyor. Kendi içinde rejime sadakatin ötesinde kurallar koyup uygulayabilecek bir liderlik, ideoloji veya kurumsal mekanizma içermiyor. Sonuç olarak benim geçmiş bir yazımda ”büyük vurgun” olarak tanımladığım milli servet aktarımı, hortumlaması ve yıkımının devasa boyutları o kadar büyük ki, demokrasiye geri döndüğümüzde sanırım ancak yapay zeka yoluyla hesaplayabilecek ve anlamlandırabileceğiz.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel

Peki ya CHP?

Bir yandan da CHP, farklı, dinamik ve ümitvar bir siyasetçi profili çizmeyi başaran yeni genel başkanı Özgür Özel ve hapisten Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun liderliğinde müthiş bir direniş gösteriyor, mücadele veriyor ve anketlerde yükseliyor. Hapisteki belediye başkanları ve bürokratlarının büyük çoğunluğu mertlik, ehliyet ve temizlikleriyle parlıyor. Mitingleri doluyor. Mansur Yavaş, ülke çıkarını önceleyen sağduyulu ve dayanışmacı tavrıyla saygınlığını koruyor.

Peki CHP tüm bu çabalarında başarılı olabilir mi? Başarının kriteri ne? Nihai kriter bence önce demokrasi ve cumhuriyet rejimine geri dönmektir. Sonra da ülke çapında halkın yararına işleyen rasyonel ve kapsayıcı bir yönetim kurmaktır. Bu konuda ne kadar ümit var? Ekrem Başkan ve diğerleri tutuksuz yargılanır, makul bir zamanda yeni ve gerçek bir seçim olur mu?

CHP şu ana dek nelerde başarılı oldu?

CHP şu ana kadar sinmemekte ve 2002’den beri ilk defa halk ile bütünleşmekte ve halkın iradesine yaslanmakta başarılı oldu. Ve ilk aylarda yine 70’lerden beri ilk defa toplumsal hareketlenmeyle beraber hareket etti ve ivme yaratabildi. Yeni üyelerle büyüdü. Yerel yönetimlerinin mevcut iktidara göre ne kadar temiz ve kamu yararına çalıştığını göterebildi. 70’lerden beri ilk defa genç ve dinamik gündem yaratabilen bir liderlik gösteriyor. Kırsala ve Anadolu’ya önem veriyor. İletişimlerinde samimi ve etkin. 1990’lardan beri ilk defa vermek istediği mesajları ivedi ve cesurca ve etkin bir dille anlatabilen kadrolara kavuştu. Halk desteğinde birinci parti. Bir sonraki kısımdaki yorumların hiçbiri bu başarıları ve potansiyeli değiştirmiyor.

Neler eksik kaldı?

- İttifak siyaseti: Otokratik koalisyonu CHP tek başına yenemez. Oyun planının bir de koalisyon/ittifak oluşturma ayağı olması gerekiyor. Burada kastım bir seçim ittifakı veya 2023 fiyaskosuna benzer yukarıdan aşağı gelişen bir ”masa” kesinlikle değil. Tabana dayanan ama farklı siyasal çizgileri ve partileri demokrasi hedefinde birleştiren bir ittifak olmazsa olmaz. CHP şu ana dek mücadelesine aktif destek vermeyen aktörleri de bu mücadeleye çağırmanın etkin bir yolunu bulamadı. Bu davete katılmalarını sağlamak için bir stratejisi, oyun planı var mı bellli değil.

Dem Parti yarım ağız destek veriyor. Diğer partilerden destek çok az. İktidar güdümündeki sivil toplumdan destek çok az. Öğrenciler özellikle ilk dönemde büyük fark yarattı. Ama Türkiye’de çoğu bu iktidar döneminde kurulan 200’e yakın üniversite var. Çoğunda ne oluyor, gençler ne düşünüyor bilmiyoruz.

- Kutuplaşma karşıtı strateji: AKP 2002’den beri Türkiye siyasetini “yeni Türkiye – eski Türkiye” hattında bölüp seçimi kazanmaya yeterli bir dilimi kendi tarafında tutarak başarılı oldu. Buna karşı CHP’nin (benim akademik çalışmalarımda yapıcı/dönüştürücü kutuplaştırma dediğim stratejiyle) siyaseti yeni bir hat üzerinden şekillendirmesi ve bu yoldan çoğunluğun desteğini sağlaması gerekiyor. Bu hat var mı, nedir, adı ve içeriği henüz belli değil. CHP tam olarak hangi hatta siyasetini yapıyor? Bu hattın politik ekonomi boyutu ne? Sosyal adalet boyutu ne?

Toplum olarak mevcut yönetim ve gidişat ile bir alternatif arasında bir tercihte bulunmamız gereği açık. Bu alternatif tam olarak ne? Dünyadaki örneklerden biliyoruz ki sadece “demokrasi” ve “adalet” demek yeterli olmuyor. İnsanlar demokrasi ve adalet olmadığının farkında ama daha iyi bir alternatif var mı, kavgasız gerçekleşebilir mi bilmiyor. Farklı bir hatta destek verdiklerinde ve risk aldıklarında kendilerini nasıl bir süreç bekleyecek? Bunun tanımlanması ve şekillenmesi elzem.

MHP lideri Devlet Bahçeli, Meclis'te DEM Partililerle tokalaştığı sırada, 1 Ekim 2024

- Son aylarda toplumsal hareketle sinerji mitinglere indirgenmiş gözüküyor. Toplumsal hareket bir demokrasi hareketine dönüşmüş değil.

- CHP’nin Dem Parti’ye ve Kürt seçmenlere önerisi: Bahçeli-Erdoğan iktidarı
Dem Parti ve Kürt seçmenlere bir "otoriter alışveriş/pazarlık" öneriyor. Siyasal Bilimleri penceresinden öyle gözüküyor. İktidarını daim kılmak için terörsüz Türkiye karşılığında demokratik muhalefeti bölmek ve CHP’yi kriminalize ve tasfiye etmek isiyor. Bunlar için de Dem Parti'ye ihtiyacı var. Ama önerdiği gerçek bir barış da değil, görünen köy kılavuz istemez. Dem Parti'ye daha çok (Ozan Gündoğdu’nun deyimiyle) "devletten hisse" (okuyunuz devlet rantından pay) öneriyor gözüküyor. Bölgesel jeopolitik riskler ışığında Dem Parti'nin en azından cezbolmadığını söylemek mümkün değil. Ama ben demokrasiden ve demokratikleşmeden vazgeçmeyecek kadar da deneyimli olduklarını düşünüyorum. Fakat barış veya terörsüzlük umudunu da riske atmak istemiyorlar. Bu da anlaşılır. Aslında adil/düzgün bir barış toplumun çoğunluğunun arzusu.

Peki CHP liderliğinde muhalefet, Dem Parti'ye iktidarın önerdiği "otoriter pazarlığa" alternatif hangi demokratik ortaklığı, toplumsal mukaveleyi ve hareket planını öneriyor? Bunun tam olarak belli olmaması CHP'nin ve demokratikleşmenin önündeki en önemli engellerden biri. Zaten canından bezmiş ve siyasete ve kurumlara güveni kalmamış halkı böyle bir alternatife hazırlamak her babayiğidin harcı değil. Zaten bunu yapma potansiyeli olan Demirtaş ve İmamoğlu gibi siyasal figürler bu yüzden hapisstte gözüküyor. Özgür Özel ve CHP kadroları müthiş performans gösteriyor ve omuzlarındaki yük ve önlerindeki engeller çok ağır.

- Komisyon stratejisi: CHP’nin komisyona yeterli güvence almadan katıldığını düşünüyorum. Ama katıldı ve komisyon şu anda bir araç ve imkan. Ama demokrasiye geri dönüş için kulanılabilecek mi ve nasıl kullanılacak?

- CHP’nin Cumhur İttifakı içindeki gidişattan tedirgin siyaset bilimi tabiriyle ”ılımlı” aktörlere önerisi ne? Ne yapmalarını istiyor?

- CHP’nin Cumhur İttifakı seçmenlerine mesajı ve önerisi tam olarak ne?

- Sonuç olarak demokrasiye geçiş yol planları veya senaryoları ne? İktidar bir dahaki serbest bir seçimde yenilebileceğinin hatta hezimete uğrayabileceğinin farkında. Hesap vereceği günahı, kaybedeceği rantı çok. Bu yüzden girdiği otoriter yoldan taviz vermiyor ve yumuşamıyor ama bu yolda sistemin tüm fren balataları da patlamış durumda. CHP halk desteğinde büyük ölçüde birinci parti ama ama ufukta seçim de gözükmüyor. Halk iradesi ve muhalefetli demokrasiyle yolunu ayırmış gözüken iktidarı yolundan çevirecek aletleri kısıtlı. An itibarıyla 26 belediye başkanı görevden alınmış durumda, başta Cumhurbaşkanı adayı üzere İmamoğlu olmak üzere çoğu hapiste. Muhalefet tasfiyesinin sonu gelecek gibi değil. Kurultay davası yoluyla tasfiye çabalarının da duracağı kanaatinde değilim. Yani CHP başarılı ama yeterli olmuyor. Bir kilitlenme var.

CHP'nin Millet İradesine Sahip Çıkıyor mitingi

Beş sene sonra nerede olacağız?

Otoriter Bahçeli-Erdoğan iktidarı gerçek seçimsiz/muhalefetsiz bir rejim sevdası içindeyse (CHP’siz seçim nasıl gerçek olur ki?) Kürt seçmenler dahil halkın oylarini o kadar da umursamıyor. Bir otokratik siyasal elit koalisyonu kurma arayışında. Dem Parti'ye ve yanına çekmeye çalıştığıp “transfer” siyasetçilere teklifi de az çok bu.

Bu siyaseti CHP, Dem Parti ve diğer gerçek muhalefet partileri ve toplumsal muhalefetle beraber halka/seçmene dayanan bir stratejiyle aşabilir mi? Tersinden okursak eğer: demokrasi ve daha iyi bir Türkiye isteyen halk ve toplumsal muhalefet – ki buna Cumhur İttifakı seçmenleri de dahil olabilir - CHP, Dem Parti ve diğer siyasal muhalefeti yönlendirip otoriter iktidarı değiştirebilir mi? Maliyeden adliyeye, milli eğitime ve meclise kadar kurumların elitler değil halkın yararına çalıştığı bir düzene geçmek için gerekli basıncı oluşturabilir mi? Demokrasiye dönüş ne zaman olabilir?

Soru “nesnel” siyaset bilimineyse eğer, yanıt iç ve dış konjonktürde aynı anda otoriter iktidar aleyhine koşullar oluştuğunda. Şu anda dış konjonktür iktidar için oldukça olumlu olmakla beraber oldukça da oynak.

Ama siyaseti koşullar değil son kertede siyasal irade belirler. Türkiye de herhangi bir ülke değil, olumlu koşullarda kurulmuş bir cumhuriyet değil. CHP herhangi bir parti değil. Türk halkı milli egemenliğini bileğiyle kazanmış, yüreğiyle hareket eden bir halk. Akıllı siyasetini de üretebilirse halk ne isterse ne olur.
 

Murat Somer

[email protected]


YORUMLAR

  • 0 Yorum