Cumhuriyet'in 100. yılına en çok genel af yakışır!

100. yılda hepimize; bayraklar, marşlar, ezbere güzellemeleri bırakarak birbirimizi düşman olarak görmediğimiz bir Türkiye'yi yaratmak yaraşır

Cumhuriyet'in 100. yılına en çok genel af yakışır!
03 Kasım 2023 - 09:57

 

Merak etmeyin, kapitalist şirketlerin televizyonda yaptıkları Cumhuriyet'in 100. yıl kutlamalarına, Recep Tayyip Erdoğan'ın "Üç bin yıllık devletiz" hikâyelerine ya da 4-5 Kasım'da yapılacak olan CHP'nin 'yenileşme' kurultayına hiç mi hiç bulaşmayacağım. Yalnız sizlerden bir ricam var; geceyi beklemeye gerek yok, öğleden sonra Taksim Meydanı'na bir çıkın, meydanın bugünlerdeki hâlinden nasıl bir çöküş içinde olduğumuzu göreceksiniz... 

Bu hafta biraz hastaydım, fazla bir yere çıkamadım. Bu yüzden benim yerel haberlerimi ve Gonzo Haber Ajansı'ndan gelen bazı haberleri okuyacaksınız. Yapılan gazeteci ve siyasi tutuklamalarını da istediğim kadar magazinci olayım, boş geçemem! 

Hepinizin bildiği gibi, T24'ten çok değerli meslektaşımız Tolga Şardan, kaleme aldığı bir yazı nedeniyle tutuklandı. Bu konuda söylenecek çok şey var aslında ama kendisi cezaevine götürülmeden önce tek cümleyle anlattı: Biz gazeteciyiz, gazetecilik yapıyoruz, o kadar! İşini hakkıyla yapan gazetecileri düşman olarak görmekten vazgeçsin artık yönetenler, gazetecilik suç değildir! 

7 yıldır bitmeyen dava! 

Cezaevinde 7 yılını dolduran arkadaşım Gültan Kışanak'ın tahliye edilmesi gerektiği halde tutukluluğunun devam ettirilmesine dikkat çekmek için hafta başı destek toplantısı yapıldı. Geçen seçimlerde milletvekili adayı olan oyuncu Kerem Fırtına'nın haber vermesi üzerine Yıldırım Türker ve Deniz Türkali ile toplantıya katıldık. Toplantıya girer girmez de şu sıralar Aile dizisinde herkese kan kusturan Nur Sürer ile sarmaş dolaş olduk. Ben bir saat kalıp ayrıldım ama toplantıda Murat Sabuncu, Yasemin Çongar, Sevda Karaca ve Musa Piroğlu da vardı.  

Hepimiz Gültan Kışanak gibi Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da aralarında olduğu pek çok siyasi tutuklunun serbest bırakılmasını umutla bekliyoruz. 

Gültan Kışanak'a neden özel bir bölüm açtığımı merak ediyorsanız hemen söyleyeyim; kendisini çok eskilerden, daha sonra bombalanan Özgür Gündem gazetesindeki haber atölyelerinden çok iyi tanırım. 

Gültan Kışanak, kendisine en yakışmayan yer olan cezaevinde 
Dayanışma toplantısında Nur Sürer, Gonzo Tuğrul, Deniz Türkali ve Prof. Dr. Hacer Ansal 

Devlet beni tam bezdiremedi

Üç çeyrek asırdır şu memlekette görmediğim darbe, idam, savaş, etnik kavga kalmadı. Fakat müjdeyi vereyim, yine bu üç çeyrek asırda gördüğüm hiçbir hükûmet, benim neşemi -en azından tam olarak- öldüremedi. Bezmedim, bezmeyeceğim! Alın size ispatı, aşağıdaki fotoğraf... (Farkındaysanız her şeyi ispatlı yapmaya çalışıyorum.)

Güneşli bir havada Cihangir Firuzağa Kahvesi'nde herkesin bir şey getirdiği ortak kahvaltımız muhteşemdi. Bana isim saydırmayın; aramızda doktorlar, yazarlar, çizerler, gazeteciler, her türden insan vardı, pek eğlendik. Ödenen toplam çay parası, 1100 lira civarıydı. Bütün fanlarıma bu tür etkinlikleri şiddetle öneririm. 

Şu kadar yazacağım; en sağ başta Necmiye Alpay, en sol arkada Ramize Erer... 

Kadınlar hep yazsın!

Son olarak, "Beyhan Eczacıbaşı İlkgençlik Edebiyatı Yılın Kadın Yazarı Ödül Töreni"nden bahsederek bu bölümü kapatayım. Dün akşam İstanbul Modern'de yapılan törene davetli olmama rağmen katılamadım. Galatasaray, Cihangir ve AKM dışına mecbur kalmadıkça pek çıkmıyorum. Benim adıma editörüm Gözde Yel oradaydı. Kısa bir kokteylin ardından ödül törenine geçilen akşamda bol bol fırsat eşitliği vurgusu yapılmış. Yekta Kopan'ın sunduğu törende, ödülü "Nasıl Dedektif Oldum" kitabıyla Gamze Pat almış. Bütün jüri üyelerinin kadınlardan oluşması da çok hoşuma gitti.

Fotoğrafları gördüğümde dikkatimi çeken şeylerden biri de kitaplardan oluşan tavan oldu. Öğrendiğime göre, Richard Wentworth’ün "Sahte Tavan" adlı çalışmasıymış. İstanbul Modern'in yeni binasına henüz gidemedim ama bir ara muhakkak gideceğim.

Gönül Pat, ödülünü Bülent Eczacıbaşı ve Faruk Eczacıbaşı'ndan aldı  
(Foto: Gonzo Haber Ajansı)

***

Bu hafta ana konu, yerli diziler 

Birkaç haftadır, izlemekte olduğum yerli dizilerin sayısının hızla azaldığını yazıp duruyordum. Bu hafta da durum değişmedi. İnanın bana, sadece salt ideolojik davranmıyorum. Birisi bana, neden bütün dizilerdeki orta yaş ve yukarısı kadınların en melun kahraman olarak gösterildiklerini anlatabilir mi? Sizce bu ayrımcılığın tepesi değil mi?

Niye birden bire bu kadar heyheylendiğimi sorarsanız anlatayım; çarşamba akşamı başlayan Şahane Hayatım dizisinde arkadaşım Sumru Yavrucuk da oynuyor diye pek heveslenip ekranın karşısına oturdum. Aynı beter durum, Sumru Yavrucuk'un oynadığı karaktere de verilmişti. Zaten diziden fazla bir şey -herhalde yaşlandığım için- anlamamıştım, ekranı kararttım ve TRT Radyo 3'e döndüm. Çünkü kara film mi, film noir mi, polisiye mi, melodram mı anlamayınca insan haklı olarak sinirleniyor. 

İlk bölümünü tam olarak anlayamadığım Şahane Hayatım'ın Şebnem'i ve Aysel'i 

Yeni dizi demişken; şimdiye kadar yalnızca bir bölümünü izlediğim Yalı Çapkını'ndan daha tahammül edilemez bir dizi izleyeceğimi düşünmemiştim. Dün gece, o da oldu. Star'da gösterilen, Sakla Beni dizisi, vasatlıkta Yalı Çapkını'nı da geçti! Buna rağmen, belki ben anlamamışımdır diye -pek sanmıyorum ama-, bir kez daha izleyip haftaya daha detaylı yazabilirim.

Dün akşam yayına giren Sakla Beni dizisi, tahammül sınırlarımı çok zorladı 

Bu arada; güncel rezilliklere gönderme yapan, psikopat dolu Aile, herkesin iki gözü iki çeşme ağladığı Yargı, kadın dayanışmasının parçalanmış gibi göründüğü Ömer, sürekli ders verme modunda olan Kızılcık Şerbeti hayal kırıklığıma rağmen hâlâ baktığım diziler...

Fakat, arkadaşım Nihal Yalçın'ın benden daha iyi arkadaşı Berker Güven'in oynadığı Üç Kız Kardeş'i reytinglerinde her ne kadar artış olsa da galiba artık izlemeyeceğim. Güven'in elinde kelepçelerle başına gelenler dayanılır gibi değildi. 

Bu arada Nihal Yalçın'ın İstanbul Tiyatro Festivali'ndeki Çirkin oyunu Hope Alkazar'da hafta sonu izlenebilir, ben bir aksilik olmazsa gideceğim. 

Cihangir HomeRoom'da oturduğumuz Berker Güven, epeydir oynadığı Üç Kız Kardeş dizisinin
biraz daha devam edeceğini düşünüyor
(Foto: Emre Erdem)

Sıkça sorulan sorular ve cheap shots 

Uzun bir aradan sonra, dün TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ile T24'te karşılaştık. Biliyorsunuz kendisini ta Radikal'den tanırım. Bana bir daha milletvekilliğine aday olmayacağını ve de yeniden araştırmacı-soruşturmacı kitaplarına geri döneceğini söyledi. Şık, Tolga Şardan için "geçmiş olsun" demeye T24'ün İstanbul ofisine ilk gelenlerdendi. Tabii eski yakışıklılığı gitmiş, üzerine bir olgun adamlık çökmüş; ki bu, kendisine hiç yakışmıyor... Biz onu, hezeyan ve coşkularıyla seviyoruz. Bu arada kızı Mina -çoktan- üniversiteyi bitirmiş. 

T24'te eski meslektaşım Ahmet Şık ile birkaç saat muhabbet etme şansım oldu
(Foto: Gözde Yel)

* Disney+'ın yayınlamaktan vazgeçtiği Atatürk filmi, 100. yıl akşamı Fox TV'de gösterildi ama meğer tamamı değil bir bölümüymüş. Zaten film, pazar akşamının birincisi olan Yargı'yı geçemedi bile. Yorumumu birkaç fanım tarafından sorulduğu için yazıyorum; benim gördüğüm beş dakikalık kısmı, filmin tamamı için pek umut vadedici değildi. Zaten, altı bölümlük dizinin filme dönüşmesinden de fazla bir şey beklemek doğru değil. 

100. yıl kutlamaları sırasında bana gelen bir çikolata paketi beni geçmişlere götürüp mutlu etti. Vallahi billahi reklam değil ama Baylan, bana küçük bir kutu da olsa vişne likörlü çikolata yollamış. Gizli gizli hepsini kendim yedim. Bilmiyordum, meğer Baylan, Cumhuriyet'le yaşıtmış. 

Advertorial (!)

Laf Aramızda Engürü Kahve belgeseli Ankara Film Festivali Ankara Filmleri seçkisinde 6 Kasım Pazartesi saat 19:00'da gösterilecek. Gerçi duyuru yapılır yapılmaz ilk gösterimin biletleri hemen tükenmiş ama aynı gün saat 21:30’a yeni bir seans eklenmiş. Belgesel, Engürü Kahvesi üzerinden 1990’lar Ankara’sının politik, toplumsal, kültürel iklimine bir bakış. Kimler gelip geçmemiş ki o kahveden… Afişe şöyle bir göz atın derim. 

Linkler ve çağrılar 

Sanatseverler için bir duyurum var: İstanbul doğumlu, New Yorklu sanatçı Peter Hristoff, ‘’Euphemia ve Kızlar’’ sergisi ile Yeldeğirmeni Sanat’ta sanatseverlerle buluşacakmış. Cumhuriyetin 100. yılına özel gerçekleşecek sergi, 9 Kasım - 30 Kasım günleri arasında ziyaret edilebilir, üstelik ücretsiz. 

Müzik önerisi

Türkiye'de ve dünyada milyonlarca, hatta milyarlarca fanı olan, benim de başarılı bulduğum Taylor Swift'in konser filmi bugün vizyona girdi. Biz de müzik önerimizi tabii ki onun canlı performansından seçiyoruz: Cruel Summer.  


Tuğrul Eryılmaz | Düzeyli Magazin

[email protected]Fotoğraf ve davetler için editör maili: [email protected]

YORUMLAR

  • 0 Yorum