Dış politikada artık çuvallamamak için…

Bugün AB-ABD- İsrail-NATO-BM ekseninde şekillenen dış politika anlayışımız sebebiyle attığımız her adımda çuvallıyoruz.

Dış politikada artık çuvallamamak için…

Bugün AB-ABD- İsrail-NATO-BM ekseninde şekillenen dış politika anlayışımız sebebiyle attığımız her adımda çuvallıyoruz.

Dış politikada artık çuvallamamak için…
12 Aralık 2019 - 20:29

2011 öncesi "en güvenli" olan Suriye sınırı şimdi en çok tehdit aldığımız bir sınırımız haline geldi. Irak, Mısır, Libya ve daha niceleri sonuçlarıyla maalesef ortada…

AKP iktidarı döneminde "komşularla sıfır sorun" sloganlarıyla başlayan dış politika süreci "tüm komşularımızla sorun"a dönüştü. Uyguladığımız dış politikayla dostlarımızı kaybettik, düşmanlarımız ise daha büyük bir cesaretle saldırıyorlar. 

Dış politikada dostları küstürdük, kendimize düşman hale getirdik; düşmanlarımız için ise bırakın caydırıcı olmayı, işgal niyetleri için daha da cazibe merkezi haline geldik. Peki, ideal bir dış politika nasıl olmalı? Bu sorunun cevabını da her konuda olduğu gibi Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nde bulabiliyorsunuz.

Milli Ekonomi Modeli'nin, Sosyal Devlet Milli Devlet tezinin de ilave edildiği son baskısında, sayfa 752'den itibaren "Milli Devlet'te dış politika" anlayışına geniş bir şekilde yer verilmiştir. Sayın Baş'ın bu eşsiz eserinden istifade ederek olması gereken dış politika duruşunu madde madde ortaya koyalım:

* Devletlerin dış politikalarında uygulayacakları politikalara elbette kendileri karar vermeleri gerekir. Gerek dış, gerekse iç lobilerin etkisinde uygulanacak bir dış politika asla olumlu bir netice vermeyecektir.

* Globalleşme sürecinde ülkelerin içeride dış destekli sivil toplum örgütleri, dışarıda ise uluslarüstü örgütler tarafından kuşatıldığı görülmektedir.

* Elbette devletler uluslar arası örgütlere üye olarak birlikteliğe gitmelidir ama bunu kendi iradesi ile yapmalıdır; bu örgütlerde bazı kararların onlara dikte ettirilmemesi gerekmektedir.

* Gerek GATT (Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması) görüşmeleri (bugünkü adı Dünya Ticaret Örgütü), gerekse Birleşmiş Milletler'in (BM) yapısı bağımsız dış politika anlayışlarına ters düşmektedir.

* GATT görüşmeleri esnasında global firmaların istediği kararlar alınarak, gelişmekte olan devletlere uygulatılmaktadır.

* Bugünkü hali ile BM de, adeta ABD'yi dinlemek ve onun talep ettiği kararları düzenlemek zorunda olan milletler topluluğuna dönüşmüştür.

* AB süreci, ülkemiz açısından Milli Devlet tezinin ortaya koyduğu bağımsız dış politika anlayışına ters düşmektedir.

* Her ülkenin hükümet politikalarının üzerinde bir devlet politikası olmalıdır.

* Milli menfaatler esas alınarak belirlenmesi gereken bu devlet politikası, hangi iktidar gelirse gelsin uymak zorunda olacağı gayeleri ortaya koyacaktır.

* Hükümetler, bu hedeflere ulaşmada sahip oldukları farklı uygulamalar ile birbirlerinden ayrılabilirler ama hepsi bu hedeflere ulaşmak gayesinde olmalı.

* Eğer iktidarların farkı, hedefler noktasında olursa, o devletin, kısa zaman içerisinde bir ileri bir geri adımlarla parçalanması kaçınılmazdır.

* Milli menfaatlerin ve devlet politikasının belirlenmesi sadece siyasi kadroların işi değildir. Bilakis devleti oluşturan bütün kurumların, başta asker olmak üzere her kesimin ortak mutabakatı ile bu milli menfaatlerin belirlenmesi gerekmektedir.

* Hükümetlerin uygulayacağı dış politika milli menfaatlere uygun olmalıdır.

* Globalleşme süreci sömürgeci anlayışın bütün dünyayı talan etmesinden başka bir şey değildir. Liberal-kapitalist anlayışların yanlış kabulleri, ülkeleri ihtiraslarının kurbanı etmekte, başkasının elindekine yöneltmektedir.

* Ayakta kalmak veya büyümek için sömürmenin ve başkasının elindekine göz dikmenin tek yol olduğunu ifade eden kapitalist düşünce dünyadaki kavganın da temellerini atmaktadır.

* Sosyal Devlet Milli Devlet tezi Milli Ekonomi Modeli'yle yepyeni bir açılım getirmektedir. Ülkelerin büyümelerinin yolunun başkalarının elindekini almak veya göz dikmekten değil, bilakis başkalarına ikram etmekten ve vermekten geçtiğini ortaya koymaktadır.

* Milli Devlet, varlığının devamını, öncelikle içeride kendi vatandaşlarına, sonrasında ise dışarıda insanlığa ikram etmeye bağlamaktadır. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh cihanda sulh" özdeyişiyle dikkat çektiği bu onurlu karakter, Milli Devlet'in dış politikasının temelleri arasında yer almaktadır.

* Kapitalist düşünce bir tarafın kazandığı, diğer tarafın ise kaybettiği bir modeldir.

* Milli Devlet ise, tarafların tamamının her sahada kazanacağı bir kazan-kazan anlayışını benimsemektedir.

* Günümüzde gelişmiş kabul edilen ülkeler ile diğer ülkeler arasındaki ilişki, tek taraflı bir kazanımı ortaya koymaktadır. Bu anlayış, dünyada hem milletlerarası husumeti tetiklemekte, hem de insan haklarına aykırı bir tabloyu ortaya çıkarmaktadır.

* Milli Devlet, dış politikada uluslar arası karşılıklı kazanım zemininde kurulacak olan diyalogların ancak dünyada huzuru sağlayacağına inanmaktadır.

Prof. Dr. Baş'ın Milli Devlet anlayışında ifade ettiği sırf bu adımlar bile ülkemizi dış politikada dünyada söz sahibi olacak bir noktaya taşıyacaktır.

Ama elbette ki Prof. Dr. Baş'ı ve çözümlerini baş tacı edersek…

Milli Devlet'in dış politika anlayışını yarınki yazımızda da devam edeceğiz.

Daha geniş bilgi edinmek için Sayın Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ni mutlaka temin edip okuyunuz.
Murat Çabas
mcabas @ yenimesaj.com.tr

Bu haber 357 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum