Gülbin Özbey
Minipod, endüstriyel ta­sarımın “Oscar”ı olarak anılan Compasso d’O­ro’yu kazanan ilk Türk tasarımı ol­du. Minipod, yalnızca bir mobilya değil, pandemi sonrası dönemde şekillenen esnek çalışma kültürü­ne, mahremiyet ile etkileşim ara­sındaki dengeye ve bireyin odak­lanma ihtiyacına verilen bütüncül bir yanıt olarak öne çıkıyor. Hey­kelsi formu, akustik yapısı ve “izo­le etmeden koruyan” yaklaşımıy­la Minipod, çalışma alanlarını ye­niden düşünmeye davet ediyor. Ödüllü Minipod’un ortaya çıkış sürecini ve Koleksiyon’un gelece­ğe dair tasarım yaklaşımını Kolek­siyon marka ve tasarım direktörü Koray Malhan ve tasarımcısı Def­ne Koz ile konuştuk.

KORAY MALHAN

(Koleksiyon marka ve tasarım direktörü)

Düşünce kapsülü dünya sahnesinde - Resim : 1

Bu ödül, Koleksiyon’un ulus­lararası tasarım sahnesindeki konumunu nasıl etkiledi?

 

Compasso d’Oro, endüstriyel tasarımın hem “Nobel”i hem de “Oscar”ı olarak tanımlanan, dün­yanın en köklü ve saygın ödülle­rinden biri. Minipod ile bu ödülü kazanan ilk Türk markası olmak, Türkiye’nin küresel tasarım çev­resi içindeki yerinin ne kadar güç­lü olabileceğini kanıtlıyor. Bu ödül, bizim için evrensel bir vizyonun tescili niteliğinde.

Minipod’un bir mobilyanın ötesinde, “yeni nesil çalışma yuvası” olarak konumlandı­rılmasının ardındaki stratejik düşünce neydi?

Stratejimiz, pandemi sonrası değişen ihtiyaçlara bütünsel bir yanıt vermekti. Geleneksel ma­sa-sandalye düzeninin ötesine ge­çerek, bireyin her mekânda ken­dine ait, korunaklı bir alan yarata­bilmesini istedik. Bu yüzden ona sadece bir koltuk değil, bir “düşün­ce kapsülü” veya “çalışma yuvası” diyoruz.

Koleksiyon’un Türkiye’nin küresel tasarım çevresinde­ki görünürlüğüne katkısı siz­ce bundan sonra nasıl bir ivme kazanacak?

Bu ödül, Türk tasarımının kü­resel arenadaki potansiyelini so­mutlaştırdı. Koz Susani Design iş birliğiyle gelen bu başarı, uluslara­rası platformlarda daha güçlü bir oyuncu olacağımızın ve kültürel bağlam üreten bir tasarım platfor­mu olarak etkimizin artacağının göstergesidir.

Bir ürünün hem estetik hem duygusal hem teknik hem de kültürel bir karşılığı olması gerektiğini düşünüyor musu­nuz? Minipod bu tanımın nere­sinde duruyor?

Kesinlikle. Minipod tam da bu tanımın merkezinde. Malzemele­rin ötesinde ona “duygusal zekâ­sı” olan bir ürün diyoruz. Çünkü kullanıcısını anlıyor; onu hareke­te, yerleşmeye ve odaklanmaya da­vet ediyor.

DEFNE KOZ

(Tasarımcı, Koz Susani Design Kurucu Ortağı)

Düşünce kapsülü dünya sahnesinde - Resim : 2

Minipod’un tasarım fikri ilk nasıl ortaya çıktı?

Çıkış noktamız, modern çalışa­nın mahremiyet ile etkileşim ara­sındaki hassas denge arayışıydı. Özellikle pandemi sonrası değişen çalışma biçimlerine bütünsel bir yanıt vermek istedik.

Filozofların kullandığı “dü­şünme kapsüllerinden” ilham aldınız. Bu, çağdaş bir mobilya­ya nasıl dönüştü?

Yüzyıllar önce filozofların kul­landığı o düşünce alanlarını, bugü­nün teknolojisi ve ergonomisiyle birleştirerek çağımıza taşıdık. Mi­nipod, bireyin kendine ait, koru­naklı bir “düşünce kapsülü” oluş­turmasına olanak tanıyan modern bir yorumdur.

Minipod’un heykelsi formu ile fonksiyonel gereklilikleri nasıl bir araya getirdiniz?

Kullanıcıyı sarmalayan heykel­si bir form tasarladık ancak bunu işlevsellikle doldurduk. Çelik sırtı kumaş döşemelerle kaplayarak gö­rüntüyü yumuşattık ve içine ener­ji çözümleri ile ergonomik ayarları gizledik.

Ayakta veya oturarak çalış­maya izin veren yapının, günü­müz ergonomi anlayışı açısın­dan taşıdığı önem nedir?

Günümüzde çalışma tek bir po­zisyonda gerçekleşmiyor. Mini­pod’un ayarlanabilir yüksekliği, kullanıcıya esneklik sunarak hem oturarak hem de ayakta çalışma olanağı tanıyor; bu da sağlıklı bir çalışma ritüeli için kritik önemde.

Minipod’un kazandığı Com­passo d’Oro ödülü sizin için ne ifade ediyor?

Bu ödül, tasarımın insan dene­yimini dönüştürme gücüne dair inancımızın bir teyidi. Ayrıca “Ha­yatlarımız için Geleceğin Toplu­munu Tasarlamak” temasıyla ör­tüşen bir iş çıkarmış olmak bizim için büyük gurur.

Minipod'u bir mobilyadan çok bir yaşam nesnesi olarak tanımlıyorsunuz. Bunu müm­kün kılan unsurlar neler?

Onu bir yaşam nesnesi yapan şey; yaşamın içindeki konsantras­yon, mahremiyet ve esneklik gibi temel insani ihtiyaçlara yanıt ver­mesi. Sadece üzerinde oturulan bir eşya değil, yaşamın sahnesini ku­ran bir parça olması.
GÜLBİN ÖZBEY BOZTEPE
Dünya.com