Futbol yüzünden birbirine girenlere harika bir yazı!

Futbol yüzünden birbirine girenlere harika bir yazı!
14 Nisan 2024 - 12:05

Eylül ayının ortalarında sosyal medya hesaplarımdan birine gelen yazıyı hüzünle ama bir o kadar da keyifle okumuş ve bir kenara koymuştum.

Yazı çok büyük bir futbolcunun ölüm yıl dönümü nedeniyle gönderilmişti.

Yazarını çok aradım ama bulamadım.

Yazarı bir gazeteci, 70’li yılların ortasından söz ediliyor, büyük futbolcu “abi” diye hitap ettiğine göre ondan daha ileri yaşta olduğu belli.

Futbolda yaşanan son olaylar üzerine aklıma bu güzel yazı geldi.

Hem bir büyük futbolcuyu analım hem de futbol için birbirine giren “fanatik kara gözlü” sözde futbolseverlere de geçmişte futbolculuğun ve taraftarlığın ne olduğunu hatırlatalım diyerek bu yazıyı size de sunuyorum.

Haydi okuyalım;

70’li yılların ortaları..

İzmir’de Güneş Gazetesi’nde çalışıyorum..

Bir hafta sonu O’nunla birlikte Denizli’de maça gidiyoruz..

Uçağın olmadığı yıllar.

Mecburen karayolu.

Otoban da yok.

4 x 4 de.

4 saat gidiş, 4 saat dönüş.

O arkada, ben önde şoförün yanında.

Yol boyu futbol, gırgır, şamata.

Bir ara bağırdı.

“Sağa çek abi.”

Çektik.

Bir çiçekçi dükkânı.

Dışarıda yüzlerce saksıda çeşit çeşit çiçek.

İndi.

Çiçeklerin hepsine tek tek baktı.

Ama birini uzun uzun inceledi.

Kokladı.

Toprağını yokladı.

Sonra dükkân sahibini çağırdı.

“Bu çiçek sulanmamış abi” dedi.

“Bu çiçeği sula, dönüşte bakacağım.”

Dükkân sahibinin şaşkın bakışları arasında tekrar yola koyulduk.

Denizli’de maçı izledik.

Gazeteye yorumlarımızı yazdırdık.

Dönüşte yine uğradık çiçekçiye.

Yine baktı o çiçeğe.

Yine dükkân sahibini çağırdı.

“Sulamışsın abi” dedi.

Sonra sordu.

-Evli misin?

-Evet.

-Al bu parayı, bu akşam karına çiçek götür.

-Estağfurullah!.. Olur mu öyle şey abi.

-Olur abi.. Ben ne diyorsam sen onu yap.

Zorla bir miktar parayı çiçekçinin cebine koydu.

Tekrar yola koyulduk.

Arkaya oturdu.

“Sevdim bu çiçekçiyi abi” dedi.

★★★

Bir saat falan yol aldık, karnımız acıktı.

“Aç ayı oynamaz abi” dedi.

Yol üstü bir salaş meyhanede durduk.

Köfte, piyaz ve rakı.

Demlenirken içeriye bir milli piyangocu girdi.

Baktı piyangocuya.

“Bana onluk bir seri ver abi” dedi, “Ama param yok, sonra veririm.”

Piyangocu “Canın sağ olsun kaptan. Senden para isteyen mi oldu?” diye cevap verdi.

Yüzünde bir tebessüm belirdi.

“Seni denedim ben abi” dedi.

Biletleri aldı, parasını ödedi.

Sonra piyangocuyu masaya oturttu.

Hal hatır sordu.

Bir duble rakı ve köfte ikram etti.

Adamı uzun uzun dinledi.

Sonra birden “Meyhanede herkese benden birer piyango bileti ver abi” dedi.

Piyangocu biletleri, O da paraları verdi.

Yedik, içtik, güldük.

Karnımız doydu, tekrar yola koyulduk.

Arkaya oturdu.

“Piyangocuyu sevdim abi” dedi.

★★★

Sonra uyumaya başladı.

Arabayı aynı zamanda foto muhabirliğimizi yapan Mustafa Yurt sürüyordu. Ben bir yandan Mustafa ile sohbet ederken, bir yandan arkada uyuyan O’nun çiçekçi ve piyangocuya yaptıklarını düşündüm yol boyu.

İzmir’e vardığımızda hâlâ uyuyordu.

Evine bıraktık.

★★★

güzel adamdı...

Adam gibi adamdan öte.

özel adamdı.

halkıyla yaşayan, halkıyla sevinen, halkıyla üzülen adamdı.

Kimse korkudan etliye sütlüye karışmazken, O Deniz Gezmişler için imza toplayan adamdı.

O bir kraldı.

Bugünün yaldızlı yıldızlı şeytanlarına örnek ola.

Metin Oktay’dı. Saygı ve rahmetle…

354 MAÇTA 314 GOL ATTI: 
Türk futbolunun Taçsız Kral’ı olarak anılan Metin Oktay çıktığı 354 resmi maçta toplam 314 gol atarak kırılması güç bir rekora imza atmıştı. 1936 yılında doğan ve 1991 yılında henüz 55 yaşında hayata veda eden Metin Oktay uzun yıllar Galatasaray formasını taşımış bir dönem İtalya’da da top koşturmuştu.

KOMİK

Utanmazlığın dibe vurduğu saçmalamalar

Bayramda İstanbul bir kalabalık ve trafik kâbusu yaşadı.

Oysa bayramdan önce medyada “İstanbul boşalıyor, kavimler göçü başladı” türü haberler vardı.

Böle olunca herkes sandı ki İstanbul bayramda çok sakin geçecek.

Oysa tam tersi oldu.

Yaklaşık 250 bin araç İstanbul’u terk ederken normal günlerde gezmeye çıkmayan milyonlarca insan caddeleri doldurdu.

Yine normal zamanda trafiğe pek çıkmayan yüzbinlerce araç da yollara döküldü.

Köprülerin ve toplu ulaşımın bedava olması “bir günlüğüne de olsa” keyif sürmek isteyen özellikle dar gelirli vatandaşların bir anda ortalığı kaplamasına neden oldu.

Otobüsler, metrolar, tramvaylar, vapur ve motorlar görülmemiş yolcu akınına uğradı.

Seçim yenilgisinin şokunu atlatamayan AKP trolleri ise sosyal medyada “utanmazca” harekete geçip toplu taşımadaki kalabalıkların görüntülerini paylaşarak “İşte İmamoğlu’nun çektirdiği çile, beter ol İstanbul, daha bunlar iyi günler” türü paylaşımlar yaptılar.

Hele biri çok komikti.

Belediyeye ait olmayan Marmaray istasyonunda çekilen aşırı kalabalık görüntüsüne bile “İmamoğlu nerede, millet çile çekerken o tatilde” diye yazmışlardı.

Ne diyeyim, utanmazlığın ve seçimi kaybettikleri için halka nefret kusmanın ölçüsü yokki.

ÇOK GÜLDÜM

Tatilin son günü için 4 fıkramız var

Uzun tatil bitti artık.

Şu sıralar son gezginler de yerlerine dönmek için çabalıyor.

Aman dikkat, bu yıl yine kazalarda çok can verdik, hepiniz mutlu ve keyifli biçimde evlerinize dönün ne olursunuz.

Tatilde oldukları yerde kalanlar ya da yolda okuyanlar için Yıldırım Tuna 4 güzel fıkra göndermiş.

Birlikte okuyalım haydi;

Çiçeklerin dili

Adam çiçekçiye gidip “Sevgilime vitrindeki şu kalın ve dikenli kaktüsü göndermek istiyorum” demiş,
“Kaktüs?.. Bir kadına kaktüs göndermek ha?” diye hayretle sormuş çiçekçi,
“Olmaz. Bununla ona ne mesaj vermek istiyorsunuz ki?”
“Kendisine ‘
Sen bırak beni, bunu bile hissedemezsin çok bilmiş şıllık’ şeklindeki duygumu ifade edecek bir arayış içindeyim de!”

Kokteyl parti

Kokteyl partide delikanlı, kızın birini salonun köşesinde kıstırıp kulağına bir şeyler fısıldamışkız birden “Seni adi seks düşkünü sapık!..” diye bağırmaya başlamış, “Böyle sapık bir fanteziyi isteyebileceğimi ya da böyle bir şeye izin vereceğimi nasıl düşünebiliyorsun?”

Sonra birden gözlerini kısıp “ Aa.. Şimdi anladım” demiş, “Günlüğümü çalan adi mutlaka sen olmalısın!”

Dene bakalım

Delikanlı, çok güzel bir kızla bir partide tanışmış, aniden gelişen bu hızlı gönül alışverişine inanamayan güzel kız, “Üzerimde bu göz alıcı elbise olmasaydı, yine de beni sever miydin?” diye sormuş heyecanla.
“Nee?” diye cevap vermiş oğlan ciddileşerek, “Bahçedeki ağaçların arkasına geçelim, sen üzerindeki beni etkilediğini düşündüğün bu elbiselerini çıkart ve seni nasıl seveceğimi bir gör bakalım.. Ama lütfen dene!”

Etin fiyatı arttı

Hakim sanığa dönüp “Bu adama ‘inek’ dediğiniz için 25000 lira ceza ödeyeceksiniz!” demiş,
“Ama hakim bey, geçtiğimiz senelerde başka birine de ‘inek’ dediğim için 1000 lira ceza vermiştiniz?”
“Saçmalama!”
 diye cevap vermiş Hakim, “Yahu kıymanın kilosu bile memlekette 600 lira oldu. Koskoca bir ineğe 1000 lira ha? Sen fiyatları bilmiyorsun, artık bir kilo pirzola alamazsın o fiyata?..”
CAN ATAKLI
korkusuz.com


YORUMLAR

  • 0 Yorum