Hayatı hepimize zehir ettiler
Öyle yaşıyoruz ki... Huzur, refah, mutluluk, sükunet... Hepsini unutuyoruz
"Hayat bayram olsa" çok eskilerde, şarkılarda kalıyor. Kim hatırlıyor ki!..
Sadece "atı alıp Üsküdar'a geçmekle" kalmıyor Tayyip Erdoğan, Üsküdar'a geçtikten sonra meydanı öyle boş buluyor ki...
Zam üstüne zam, vergi üstüne vergi yağdırıyor. Dün de, onun imzasıyla ilaç fiyatlarına yüzde 30.5 oranında zam geliyor.
Karşısında ne adam gibi bir muhalefet partisi, ne örgütlü bir toplum var. İşçi sendikalarının bir bölümünü emrine alıyor, alamadıklarını ve diğer sivil örgütlerini polis zoruyla sindiriyor, üç - beş kişinin sesi çıktığı anda, gelsin gözaltılar, coplar, biber gazı.
Zam yaparken artık öyle pervasız ki, şu ya da bu bakanlığı ilgilendiren bir ürün zamlanırken, işi o bakanlığa bırakmıyor, imzayı kendisi basıyor.
Çünkü, karşısında hesap sorabilecek bir kurum yok.
Bu keyfi yönetim, iflas eden ekonomi politikasıyla birleştiğinde...
Eğitimden konut piyasasına, ilaçlardan enerjiye, suya, sabuna, nakliyeye, akla ne gelirse, her türlü alanda tam bir çöküşe gidiyor.
Gıda fiyatları
Çöküş açlıkla başlıyor, insanlar gıdaya yeteri kadar erişemiyor, çünkü fiyatlar her gün artıyor.
Buna karşılık...
Dünyada gıda fiyatları son 25 ayın en düşük seviyesine iniyor.
Türkiye'de gıda fiyatları 34 aydır yükseliyor.
Haziran itibariyle, dünyada gıda fiyat endeksi 128 iken, Türkiye'de 365. Neredeyse üç katına yakın fark var.
Birleşik Kamu İş Federasyonu AR - GE birimi KAMUAR'ın hesabına göre:
En fazla tüketilen 64 temel gıda maddesi üzerinden Haziran'da yüzde 80.5 olan enflasyon Temmuz'da yüzde 92.2'ye yükseliyor.
2021 Eylül ayından bu yana, gıda fiyatlarındaki artış yüzde 402.
Eylül 2021'den bu yana tek bir kişinin ücretinde bu oranda artış yok.
Böyle bir artış hayal bile edilemez.
İnsanlar aç ve beslenemiyor.
Çizgi: Tan Oral
Kiralar
İnsan olarak, önce açlığı gidermek, beslenmek ilk adımsa...
İkincisi, barınmak.
Endeksler ortada:
Son bir yılda kiralar İstanbul'da yüzde 110 - 120, Ankara'da yüzde 200, İzmir'de yüzde 150 artıyor.
Neden?..
Gelirler çok düşüyor, ev sahibi olmak, ev satın almak toplumun büyük çoğunuluğu için imkansız hale geliyor. Bu durumda kiraya talep artıyor, bunun sonucunda kiralar anormal yükseliyor.
İlaç
Ya hastalar?..
Dün yine Erdoğan'ın imzasıyla ilaca yüzde 30.5 zam geliyor, döviz kurundaki artış nedeniyle.
Bu ülkede hastaların iyileşmesi de artık çok pahalı.
Döviz kuru denilince...
Yarın benzine bir zam daha geliyor, benzin yarın 36 lira.
28 Mayıs, seçim günü 22.84 TL olan zam yarın 36 lira, iki ayda zam oranı yaklaşık yüzde 60.
KDV'ler, ÖTV'ler gümbür gümbür inerken...
Başaka bir facia ile karşılaşıyoruz.
Eğitimin sefaleti
Tam bileşik kaplar meselesi.
Ülkede ne yolunda gidiyor ki, eğitimde gitmiş olsun!..
Üniversiteye giriş sınavı eğitimdeki çöküşün resmi.
Şu hale bakın:
Türk Dili ve Edebiyatında 24 soruda doğruya cevap verenler ancak 5.8,
Tarihte 10 soruda 1.7,
Coğrafyada 6 soruda 1.3,
Matematikte 40 soruda doğru cevap veren 8.2.
Dökülen yüz binlerce öğrenci, genç insan!..
Bilmiyor, öğrenmiyor, doğru analiz yapamıyor.
Çok ürpertici bir gerçek.
Bugünkü çöküşün yarına uzantısı.
Bunlar konuşulmuyor
Gencinden yaşlısına, işçisinden emeklisine, hastasından sanayicisine...
Toplum mutsuz ve bin türlü dertle sarmalanmışken...
Bunları konuşamıyoruz.
CHP her yerde gündemin başına oturuyor, gün geçmiyor ki, CHP'de bir saçmalık, bir skandal patlamasın, bu da Erdoğan'ın işini kolaylaştırıyor.
İfade özgürlüğü
Son saçmalık ya da skandal CHP'nin Halk TV ile olan anlaşmaya bağlı mali ilişkisini çirkin bir üslupla sonuçlandırdığına dönük açıklaması.
Neymiş?..
Halk TV yayınlarında, yorumlarında CHP'yi eleştiriyormuş!..
Bir bu eksikti.
Kepaze bir gerekçe.
Son zamanlarda sık sık olduğu gibi, Kemal Kılıçdaroğlu'nu yine yalanlayan bir tavır.
Seçimden önce Kılıçdaroğlu sayısız ve fakat sayısız kez ne söylüyor:
"Bütün Türkiye'yi kucaklayacağız. Güzel bir ülkede huzur içinde yaşayacağız.
Bizim iktidarımızda herkes gibi, medya da bizi istediği gibi eleştirecek, hiç kimse ama hiç kimse düşüncesinden, eleştirisinden dolayı, ceza almayacak".
Bu lafı da yalan çıkıyor.
Erdoğan ya da Kılıçdaroğlu
Çeşitli tavırlarıyla, giderek despotik bir havaya bürünen...
Kılıçdaroğlu Erdoğan'a benzemeye başlıyor.
Partisi içinde "benden olanlar olmayanlar" ayrımı...
Medyada benzer ayrıma doğru yol almak...
Yalanlar...
Gizli kapaklı anlaşmalar...
CHP bu haliyle AKP ile kola kola, eğitimdeki faciadan durmak bilmeyen zamlara kadar günlük hayatımızı etkileyen bitmez tükenmez en temel dertleri doğru düzgün anlatmayı engelliyor.
Öyle yaşıyoruz ki...
Huzur, refah, mutluluk, sükunet...
Hepsini unutuyoruz.
Hayat zehir oluyor hepimize.
Hayatı hepimize zehir ettiler
Öyle yaşıyoruz ki... Huzur, refah, mutluluk, sükunet... Hepsini unutuyoruz
"Hayat bayram olsa" çok eskilerde, şarkılarda kalıyor. Kim hatırlıyor ki!..
Sadece "atı alıp Üsküdar'a geçmekle" kalmıyor Tayyip Erdoğan, Üsküdar'a geçtikten sonra meydanı öyle boş buluyor ki...Zam üstüne zam, vergi üstüne vergi yağdırıyor. Dün de, onun imzasıyla ilaç fiyatlarına yüzde 30.5 oranında zam geliyor.
Karşısında ne adam gibi bir muhalefet partisi, ne örgütlü bir toplum var. İşçi sendikalarının bir bölümünü emrine alıyor, alamadıklarını ve diğer sivil örgütlerini polis zoruyla sindiriyor, üç - beş kişinin sesi çıktığı anda, gelsin gözaltılar, coplar, biber gazı.
Zam yaparken artık öyle pervasız ki, şu ya da bu bakanlığı ilgilendiren bir ürün zamlanırken, işi o bakanlığa bırakmıyor, imzayı kendisi basıyor.
Çünkü, karşısında hesap sorabilecek bir kurum yok.
Bu keyfi yönetim, iflas eden ekonomi politikasıyla birleştiğinde...
Eğitimden konut piyasasına, ilaçlardan enerjiye, suya, sabuna, nakliyeye, akla ne gelirse, her türlü alanda tam bir çöküşe gidiyor.
Gıda fiyatları
Çöküş açlıkla başlıyor, insanlar gıdaya yeteri kadar erişemiyor, çünkü fiyatlar her gün artıyor.
Buna karşılık...
Dünyada gıda fiyatları son 25 ayın en düşük seviyesine iniyor.
Türkiye'de gıda fiyatları 34 aydır yükseliyor.
Haziran itibariyle, dünyada gıda fiyat endeksi 128 iken, Türkiye'de 365. Neredeyse üç katına yakın fark var.
Birleşik Kamu İş Federasyonu AR - GE birimi KAMUAR'ın hesabına göre:
En fazla tüketilen 64 temel gıda maddesi üzerinden Haziran'da yüzde 80.5 olan enflasyon Temmuz'da yüzde 92.2'ye yükseliyor.
2021 Eylül ayından bu yana, gıda fiyatlarındaki artış yüzde 402.
Eylül 2021'den bu yana tek bir kişinin ücretinde bu oranda artış yok.
Böyle bir artış hayal bile edilemez.
İnsanlar aç ve beslenemiyor.
Çizgi: Tan Oral
Kiralar
İnsan olarak, önce açlığı gidermek, beslenmek ilk adımsa...
İkincisi, barınmak.
Endeksler ortada:
Son bir yılda kiralar İstanbul'da yüzde 110 - 120, Ankara'da yüzde 200, İzmir'de yüzde 150 artıyor.
Neden?..
Gelirler çok düşüyor, ev sahibi olmak, ev satın almak toplumun büyük çoğunuluğu için imkansız hale geliyor. Bu durumda kiraya talep artıyor, bunun sonucunda kiralar anormal yükseliyor.
İlaç
Ya hastalar?..
Dün yine Erdoğan'ın imzasıyla ilaca yüzde 30.5 zam geliyor, döviz kurundaki artış nedeniyle.
Bu ülkede hastaların iyileşmesi de artık çok pahalı.
Döviz kuru denilince...
Yarın benzine bir zam daha geliyor, benzin yarın 36 lira.
28 Mayıs, seçim günü 22.84 TL olan zam yarın 36 lira, iki ayda zam oranı yaklaşık yüzde 60.
KDV'ler, ÖTV'ler gümbür gümbür inerken...
Başaka bir facia ile karşılaşıyoruz.
Eğitimin sefaleti
Tam bileşik kaplar meselesi.
Ülkede ne yolunda gidiyor ki, eğitimde gitmiş olsun!..
Üniversiteye giriş sınavı eğitimdeki çöküşün resmi.
Şu hale bakın:
Türk Dili ve Edebiyatında 24 soruda doğruya cevap verenler ancak 5.8,
Tarihte 10 soruda 1.7,
Coğrafyada 6 soruda 1.3,
Matematikte 40 soruda doğru cevap veren 8.2.
Dökülen yüz binlerce öğrenci, genç insan!..
Bilmiyor, öğrenmiyor, doğru analiz yapamıyor.
Çok ürpertici bir gerçek.
Bugünkü çöküşün yarına uzantısı.
Bunlar konuşulmuyor
Gencinden yaşlısına, işçisinden emeklisine, hastasından sanayicisine...
Toplum mutsuz ve bin türlü dertle sarmalanmışken...
Bunları konuşamıyoruz.
CHP her yerde gündemin başına oturuyor, gün geçmiyor ki, CHP'de bir saçmalık, bir skandal patlamasın, bu da Erdoğan'ın işini kolaylaştırıyor.
İfade özgürlüğü
Son saçmalık ya da skandal CHP'nin Halk TV ile olan anlaşmaya bağlı mali ilişkisini çirkin bir üslupla sonuçlandırdığına dönük açıklaması.
Neymiş?..
Halk TV yayınlarında, yorumlarında CHP'yi eleştiriyormuş!..
Bir bu eksikti.
Kepaze bir gerekçe.
Son zamanlarda sık sık olduğu gibi, Kemal Kılıçdaroğlu'nu yine yalanlayan bir tavır.
Seçimden önce Kılıçdaroğlu sayısız ve fakat sayısız kez ne söylüyor:
"Bütün Türkiye'yi kucaklayacağız. Güzel bir ülkede huzur içinde yaşayacağız.
Bizim iktidarımızda herkes gibi, medya da bizi istediği gibi eleştirecek, hiç kimse ama hiç kimse düşüncesinden, eleştirisinden dolayı, ceza almayacak".
Bu lafı da yalan çıkıyor.
Erdoğan ya da Kılıçdaroğlu
Çeşitli tavırlarıyla, giderek despotik bir havaya bürünen...
Kılıçdaroğlu Erdoğan'a benzemeye başlıyor.
Partisi içinde "benden olanlar olmayanlar" ayrımı...
Medyada benzer ayrıma doğru yol almak...
Yalanlar...
Gizli kapaklı anlaşmalar...
CHP bu haliyle AKP ile kola kola, eğitimdeki faciadan durmak bilmeyen zamlara kadar günlük hayatımızı etkileyen bitmez tükenmez en temel dertleri doğru düzgün anlatmayı engelliyor.
Öyle yaşıyoruz ki...
Huzur, refah, mutluluk, sükunet...
Hepsini unutuyoruz.
Hayat zehir oluyor hepimize.
Hayatı hepimize zehir ettiler
Öyle yaşıyoruz ki... Huzur, refah, mutluluk, sükunet... Hepsini unutuyoruz
"Hayat bayram olsa" çok eskilerde, şarkılarda kalıyor. Kim hatırlıyor ki!..
Sadece "atı alıp Üsküdar'a geçmekle" kalmıyor Tayyip Erdoğan, Üsküdar'a geçtikten sonra meydanı öyle boş buluyor ki...
Zam üstüne zam, vergi üstüne vergi yağdırıyor. Dün de, onun imzasıyla ilaç fiyatlarına yüzde 30.5 oranında zam geliyor.
Karşısında ne adam gibi bir muhalefet partisi, ne örgütlü bir toplum var. İşçi sendikalarının bir bölümünü emrine alıyor, alamadıklarını ve diğer sivil örgütlerini polis zoruyla sindiriyor, üç - beş kişinin sesi çıktığı anda, gelsin gözaltılar, coplar, biber gazı.
Zam yaparken artık öyle pervasız ki, şu ya da bu bakanlığı ilgilendiren bir ürün zamlanırken, işi o bakanlığa bırakmıyor, imzayı kendisi basıyor.
Çünkü, karşısında hesap sorabilecek bir kurum yok.
Bu keyfi yönetim, iflas eden ekonomi politikasıyla birleştiğinde...
Eğitimden konut piyasasına, ilaçlardan enerjiye, suya, sabuna, nakliyeye, akla ne gelirse, her türlü alanda tam bir çöküşe gidiyor.
Gıda fiyatları
Çöküş açlıkla başlıyor, insanlar gıdaya yeteri kadar erişemiyor, çünkü fiyatlar her gün artıyor.
Buna karşılık...
Dünyada gıda fiyatları son 25 ayın en düşük seviyesine iniyor.
Türkiye'de gıda fiyatları 34 aydır yükseliyor.
Haziran itibariyle, dünyada gıda fiyat endeksi 128 iken, Türkiye'de 365. Neredeyse üç katına yakın fark var.
Birleşik Kamu İş Federasyonu AR - GE birimi KAMUAR'ın hesabına göre:
En fazla tüketilen 64 temel gıda maddesi üzerinden Haziran'da yüzde 80.5 olan enflasyon Temmuz'da yüzde 92.2'ye yükseliyor.
2021 Eylül ayından bu yana, gıda fiyatlarındaki artış yüzde 402.
Eylül 2021'den bu yana tek bir kişinin ücretinde bu oranda artış yok.
Böyle bir artış hayal bile edilemez.
İnsanlar aç ve beslenemiyor.
Çizgi: Tan Oral
Kiralar
İnsan olarak, önce açlığı gidermek, beslenmek ilk adımsa...
İkincisi, barınmak.
Endeksler ortada:
Son bir yılda kiralar İstanbul'da yüzde 110 - 120, Ankara'da yüzde 200, İzmir'de yüzde 150 artıyor.
Neden?..
Gelirler çok düşüyor, ev sahibi olmak, ev satın almak toplumun büyük çoğunuluğu için imkansız hale geliyor. Bu durumda kiraya talep artıyor, bunun sonucunda kiralar anormal yükseliyor.
İlaç
Ya hastalar?..
Dün yine Erdoğan'ın imzasıyla ilaca yüzde 30.5 zam geliyor, döviz kurundaki artış nedeniyle.
Bu ülkede hastaların iyileşmesi de artık çok pahalı.
Döviz kuru denilince...
Yarın benzine bir zam daha geliyor, benzin yarın 36 lira.
28 Mayıs, seçim günü 22.84 TL olan zam yarın 36 lira, iki ayda zam oranı yaklaşık yüzde 60.
KDV'ler, ÖTV'ler gümbür gümbür inerken...
Başaka bir facia ile karşılaşıyoruz.
Eğitimin sefaleti
Tam bileşik kaplar meselesi.
Ülkede ne yolunda gidiyor ki, eğitimde gitmiş olsun!..
Üniversiteye giriş sınavı eğitimdeki çöküşün resmi.
Şu hale bakın:
Türk Dili ve Edebiyatında 24 soruda doğruya cevap verenler ancak 5.8,
Tarihte 10 soruda 1.7,
Coğrafyada 6 soruda 1.3,
Matematikte 40 soruda doğru cevap veren 8.2.
Dökülen yüz binlerce öğrenci, genç insan!..
Bilmiyor, öğrenmiyor, doğru analiz yapamıyor.
Çok ürpertici bir gerçek.
Bugünkü çöküşün yarına uzantısı.
Bunlar konuşulmuyor
Gencinden yaşlısına, işçisinden emeklisine, hastasından sanayicisine...
Toplum mutsuz ve bin türlü dertle sarmalanmışken...
Bunları konuşamıyoruz.
CHP her yerde gündemin başına oturuyor, gün geçmiyor ki, CHP'de bir saçmalık, bir skandal patlamasın, bu da Erdoğan'ın işini kolaylaştırıyor.
İfade özgürlüğü
Son saçmalık ya da skandal CHP'nin Halk TV ile olan anlaşmaya bağlı mali ilişkisini çirkin bir üslupla sonuçlandırdığına dönük açıklaması.
Neymiş?..
Halk TV yayınlarında, yorumlarında CHP'yi eleştiriyormuş!..
Bir bu eksikti.
Kepaze bir gerekçe.
Son zamanlarda sık sık olduğu gibi, Kemal Kılıçdaroğlu'nu yine yalanlayan bir tavır.
Seçimden önce Kılıçdaroğlu sayısız ve fakat sayısız kez ne söylüyor:
"Bütün Türkiye'yi kucaklayacağız. Güzel bir ülkede huzur içinde yaşayacağız.
Bizim iktidarımızda herkes gibi, medya da bizi istediği gibi eleştirecek, hiç kimse ama hiç kimse düşüncesinden, eleştirisinden dolayı, ceza almayacak".
Bu lafı da yalan çıkıyor.
Erdoğan ya da Kılıçdaroğlu
Çeşitli tavırlarıyla, giderek despotik bir havaya bürünen...
Kılıçdaroğlu Erdoğan'a benzemeye başlıyor.
Partisi içinde "benden olanlar olmayanlar" ayrımı...
Medyada benzer ayrıma doğru yol almak...
Yalanlar...
Gizli kapaklı anlaşmalar...
CHP bu haliyle AKP ile kola kola, eğitimdeki faciadan durmak bilmeyen zamlara kadar günlük hayatımızı etkileyen bitmez tükenmez en temel dertleri doğru düzgün anlatmayı engelliyor.
Öyle yaşıyoruz ki...
Huzur, refah, mutluluk, sükunet...
Hepsini unutuyoruz.
Hayat zehir oluyor hepimize.







YORUMLAR