Her iktidar hile sever!

1946'dan 2023'e, 77 yılda yapılan yirmi genel seçimde, açık oy, gizli sayımdan "hiçbir şey olmamışsa da bir şey oldu"ya geldik. Bakalım olası bir iktidar değişiminde 2028 seçimlerinden sonra neler söyleyeceğiz?

Her iktidar hile sever!
16 Nisan 2023 - 11:27 - Güncelleme: 17 Nisan 2023 - 10:36

 

Önce ittifak ardında da milletvekili aday listeleri teslim edildi şimdi sırada listelerin yarattığı kırgınlıklar ve istifalar meselesi var. Bu konu da atlatıldıktan sonra -önceki deneyimlerimizden yola çıkarak- sırada, yine yeni yeniden, seçimlerde nasıl hileler yapılacağı konusunun olduğunu söyleyebiliriz. Tabii partilerin il binalarının kurşunlanması gibi arızi olayları saymazsak.

Çok partili hayata geçilen 1946 seçimlerinden bu yana Türkiye'de yirmi genel seçim yapıldı ve bu seçimlerin hiçbirinde, "hile olmadı" denmedi. "En sağlam seçimlerdi" diye anılan parmak boyasının kullanıldığı seçimlerde bile hile yapıldığı iddiaları oldu. Parmak boyasının kaldırıldığı 2008 yılı seçim kanunu değişikliklerinin görüşmelerinde 2007'de AK Parti Seçim İşleri Başkanlığı da yapan Mehmet Necati Çetinkaya, yapılan düzenlemelerle seçimlerde hile yapılmasının önüne geçileceğini anlatıyordu:

"Bu boya dışarıdan getiriliyordu, devletin bir sürü parası dışarıya veriliyordu ve dolayısıyla mükerrerliğin önüne geçmek için oyunu kullananın parmağına boya sürülüyordu. Artık gerek adrese dayalı nüfus tespit sistemi gerek Yüksek Seçim Kurulunun iki seçimdir üst üste uygulamış olduğu bilgisayara yükleyerek seçmen kütüklerinin tespiti ve bu şekilde birbirleriyle iki seçimde karşılaştırılmalı olarak bu yapıldı ve böylelikle bunun, mükerrerliğin önüne geçilecek ve gerçek manada seçmen kütükleri tespit edilmiş oldu. Onun için, biz, hazırladığımız kanun tasarısında o maddeyi tamamen çıkarttık ve bundan sonra artık parmağa boya sistemi de seçimlerde, genel seçimlerde kullanılmayacak."

1946 seçimleri, açık oy, gizli sayım usulü ve adli denetim dışında yapılarak "şaibeli seçim" unvanını layıkıyla hak etmiştir. Bunun daha gelişmiş şekline 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra yapılan anayasa referandumunda içindeki oyun rengini gösteren şeffaf zarflarla tanık olduk.

Vekil mi değil mi?

CHP'nin 397, DP'nin 61 ve bağımsız yedi milletvekilinin TBMM'ye girdiği Türkiye'nin ilk çok partili genel seçimi olan 1946 genel seçimi açık oy, gizli sayım ve liste usulü çoğunluk sistemi esasına göre, adli denetimin dışında yapılan ve seçim tarihimizin en yolsuz seçimiydi. 1946 seçimlerinin aksine gizli oy, açık sayımla 1950 seçimlerinde gümbür gümbür iktidara gelen DP'nin teorik olarak geçmişten aldığı dersle ülkenin demokratikleşmesi yönünde dev adımlar atması gerekiyordu. CHP'nin 69 milletvekiline karşı, 416 milletvekiliyle meclise giren DP'nin önünde hiçbir engel yoktu üstelik, hem de seçimlerden önce bir söz vermişlerdi: Yeter Söz Milletin!

Yeni dönem meclisin ilk aylardaki gündeminde öncelikle seçim yolsuzlukları vardır. CHP, bu hiç beklemediği yenilgiye itiraz ederken, DP de aslında daha fazla milletvekili çıkardıklarını ancak sandık oyunlarıyla haklarının gasp edildiğinden emindir. Seçim yolsuzlukları tartışmaları içinde Zonguldak seçimleri ayrı bir öneme sahip. Aslında hukuki olarak bakıldığında üzerinde tartışılacak bir konu yoktur. Ancak bu tartışma 14 Mayıs'tan 7 Haziran'a kadar meclisin gündemini işgal eder.

DP milletvekilli olarak seçime katılan Maksut Çivi, 14 Mayıs 1950'de sandıklar kapandıktan yaklaşık üç buçuk saat sonra hayatını kaybetmiştir. Bu sırada henüz oy sayımı tamamlanmadığı için, Zonguldak milletvekilliği Sebati Ataman'a verilir. DP'lilere göre, Ataman'a milletvekilliği verilmesi bir haksızlıktır. CHP'liler ise seçim kurulu bu kararı yasalar çerçevesinde vermiştir. 7 Temmuz'da Zonguldak Milletvekili Sebati Ataman'ın seçim tutanağı hakkında Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı Tezkeresi ve Tutanakları İnceleme Komisyonu raporu TBMM gündemine geldiğinde DP milletvekilleri karara şerh düşen milletvekillerinin yanında mahalle baskısından şerh koyamayan vekillerin de olduğu konusunda ısrarlıdırlar. Seçimde Maksut Çivi 107 bin, Sebati Ataman ise 62 bin oy almıştır Zonguldaklılardan. DP milletvekilleri, arkadaşlarının oy sayımı sırasında vefat etmesi nedeniyle Zonguldak seçimlerinin yenilenmesi gerektiğini savunurlar. CHP'liler ise 1927 tarihle kanunu gerekçe göstererek, sayım tamamlanmadığı için yapılanın kanuni olduğu konusunda ısrarlıdırlar. Söz konusu yasa, TBMM'nin birinci ve ikinci döneminde Eskişehir milletvekili olarak görev yapan Abdullah Azmi Bey'in (Torun) emekli maaşı almaya hakkı olup olmadığı konusunun tespiti için yapılan incelemeler sonucunda çıkartılan bir yasadır.

DP'liler, Zonguldak'ın tercihinin kendi partilerinden yana olduğu, yasanın çok eski ve acıma hissi nedeniyle çıkartıldığı ve bu nedenle de uygulanmaması gerektiğini ileri sürerler. Hatta DP Milletvekili Hidayet Aydıner, Abdullah Azmi Bey için, "O adama merhameten mebusluğunun ne zaman başladığını tespit etmek için çıkmıştır kanun," deyince ortalık epey karışır. Ne de olsa Abdullah Azmi Bey, Meclis-i Mebûsan'da da üç dönem görev yapmış gedikli bir vekildir.

Aydıner seçimlerin yeniden yapılması gerektiği konusunda da ısrarlıdır:

"Arkadaşlar, tasavvur ediniz, 1000 seçmenli bir köy var, bir Türk köyü. 990 kişi muhtarlığa namuslu bir adam seçmişler. Aynı köyün 10 kişisi de başka birisine oy vermiş. Şimdi tasavvur ediniz muhtar bir otomobil kazasına uğradı ve öldü. Şimdi 990 kişinin seçtiği namuslu adam öldü diye on kişinin seçtiği adam mı muhtar olacak?"

CHP Milletvekili Kemal Balta ise uygulamanın kanun gereği olduğunu şöyle savunur:

"Elimizde, arkadaşlar, Yüksek Meclisin çıkardığı bir Seçim Kanunu vardır. Biz kanunlara hürmet ve riayet etmekle mükellefiz. Seçim Kanunu milletvekili adayının kim olduğunu sarahaten söylemektedir. Binaenaleyh milletvekili olacak bir adamı elimizdeki kanun tasrih ettikten sonra, Maksut Çivi arkadaşımıza milletvekili demek kanunun icabı değildir. Kanunun 114, 115, 116 maddeleri adaylığı, 117'nci maddesi de milletvekilliğini izah ediyor. 117'nci madde diyor ki: Maksut Çivi Milletvekili olarak vefat etmemiştir. Maksut Çivi Milletvekili olarak vefat etmişse yeniden seçim yapılması lâzım gelir. Halbuki, Maksut Çivi Milletvekili olarak vefat etmediği için, Maksut Çivi'nin yerine, en çok rey alan Sebati Ataman'ın milletvekili olması lâzımdır. Sayın arkadaşlarım, bu hususu merak ettim. Bu memlekette ilmiyle, irfanıyla tanınan ve Seçim Kanununu yapan ilmî heyette bulunan Profesör Bülent Nuri'ye ve Fuat Başgil'e mektup yazdım. Verdikleri cevapta hukuku esasiye profesörlerinin tezini müdafaa ederek Sebati Ataman'ın milletvekili olması kanaatindedirler."

Komisyon raporunun uzun uzun tartışılmasının ardından sonunda sıra Ataman'a gelir. Konuşması tam bir hukuk dersi gibidir ve ara ara da dinleyicilerin uykusunun geldiğini fark ettiğinde espri yapmaktan da geri durmaz. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin ardından Viyana Üniversitesi Kriminoloji Enstitüsü'nden mezun olan birinden de farklı bir konuşma beklenmez zaten. "Muhterem arkadaşlarım, ben Zonguldak seçimlerinin neticesinin şuurunu vicdanımda taşıyorum. Ve bu neticenin şuurunu bundan sonraki tarzı hareketimde daima benim için ilham kaynağı olarak göz önünde tutacağım. Zonguldak seçimlerinde merhum Maksut Çivi Halk Partisi'nin en çok rey alan adayı olan benden 46 bin reye yakın fazla almıştır. Bu aşağı yukarı benim aldığım reyin bir misli fazla demektir. Bu Zonguldak seçimlerinin benim memleketimde, memleketlim olan merhum Maksut Çivi'ye değil de başka memleketli Demokrat Parti namzetlerine dahi benim iki mislim kadar rey vermelerinin derin manasını takdir etmemek benim için mümkün değildir," diye başlayan Ataman, bu derin manayı takdiri nedeniyle olsa gerek daha sonra DP'den politikaya girer ve yeniden Zonguldak Milletvekili olur. Ataman konuşmasına uzun uzun hem Türk hukuku hem de uluslararası hukuktan örnekler vererek, seçim kurulunun kararının yasal olduğunu anlatır. Ayrıntılı ve fazlasıyla uzun savunma pek işe yaramaz. Konuşmanın ardından oylamaya geçilir. TBMM Başkanı, "Pek alâ Sebâti Ataman'ın mazbatasını kabul edenler... Etmeyenler..." sorusunun ardından, "Kabul edilmemiştir. Mesele kalmamıştır!" der ve Ataman'ın milletvekilliği iptal edilir.

1946'dan 2023'e, 77 yılda yapılan yirmi genel seçimde, açık oy, gizli sayımdan "hiçbir şey olmamışsa da bir şey oldu"ya geldik. Bakalım olası bir iktidar değişiminde yapılacak yeni yasalarla 2028 seçimlerinden sonra neler söyleyeceğiz?


T24 Haftalık Yazarı

Şengün Kılıç

[email protected]

YORUMLAR

  • 0 Yorum