İlkel pişkinlik yazarlar ne yazmış özeti
Belçika'da iki bakan, hiçbir bahaneye sığınmadan istifa etti. Başkent Brüksel'de patlayan canlı bombaların sorumluluğunu üstlendiler!
28 Mart 2016 - 09:21
Belçika Başbakanı Charles Michel, İçişleri Bakanı Jan Jambon ile Adalet Bakanı Koen Greens'in istifalarını kabul etmedi ama onların hâlâ direttikleri
haberleri geliyor.
Bizde ise ne oluyor?
Bombalar patlıyor, insanlar ölüyor, her gün gelen şehit cenazeleri yürekleri yakıyor...
Siyasilerden herhangi birinin sorumluluğu üstlenip yiğitçe istifa ettiğini
gördünüz mü?
Hayır!
(...) Sorumlular kıvırtıyor, eğilip bükülüyor, bin bir dereden su getirip, bir sürü bahane uydurarak koltuklarında oturmaya devam ediyor!
Bizdeki olaylar Japonya'da olsaydı, sorumlular kimlerse "harakiri" yaparak canlarına kıyarlardı.
(...) Bizde ilkel bir pişkinlik hâkim! Kimse tatlı koltuğundan kımıldamıyor!
Rahmi Turan Sözcü
*************
Anlaşmak bu kadar mı zor!
Meclis'teki dört partinin bir konuda anlaşması neredeyse dünyanın en imkansız olayı haline geldi.
(...) Son zamanlarda özellikle okul, yurt ve kurslarda öğretmenler tarafından küçük çocuklara yapılan taciz ve tecavüzlerde hızlı bir artış var. Öğretmenlerin itirafları veya yalanları kan donduracak nitelikte...
Sivil toplum kuruluşları buna paralel bir artışın "ensest" olaylarıyla aile içinde görüldüğünü araştırmalarla ortaya koyuyor.
Kadınlara, genç kızlara yönelik taciz ve tecavüzler, cinayetler adeta sıradan haber haline geldi.
Çocuk ve kadınlara yapılan tüm saldırıların incelenmesi, Meclis'te çözüm üretilmesi, "terör örgütlerinin kanlı eylemleri kadar önemli" bir ülke sorunudur.
Başlarına geleni çoğu kez açıklayamayan ve hayatı "aile içi ve dışı saldırılarla" kararan binlerce çocuk,"ülke çapında araştırmalar ve alınacak kararlar"la kurtulabilir.
Toplumun güvenliğini ve geleceğini ilgilendiren meselelerde hangi partinin önerge verdiği değil, sonucun en kısa zamanda nasıl alınacağı önem taşır...
Güngör Mengi Vatan
**************
Vatandaş, devletten, devletin yargısından emin olacak yerde onlardan korkuyorsa, orada başka terör örgütüne de ihtiyaç yoktur.
Ali Sirmen Cumhuriyet
****************
İşe 3-5 ağaçla başladılar sonra tecavüz sırası "akarsulara, madenlere, koylara, korulara, çocuklara"geldi...
Akif Kökçe Milliyet (Açık Pencere)
***********
Bir "karşıt"ımız eksikti
Terörü tanıyoruz. Hedefini biliyoruz. Bir tarafta silahlı eylemciler, öbür tarafta devlet. Peki, üniversitelere ne oluyor? Oradaki çatışmalar nedir? Haberler hep şöyle geliyor:
Karşıt görüşlü öğrenciler çatıştılar. Ne demek karşıt görüşlü?
* Sağcı - Solcu mu?
* Laikçi - Şeriatçı mı?
* Muhalif - Yandaş mı?
* Savaşçı - Barışçı mı?
"Karşıt görüşlü" nedir sahi?
(...) İlerici - Gerici değil. Aynı okulda ne işleri var? Komünist - Faşist hiç değil. Bu devirde ne arar?
Kürt - Türk çatışması asla... Rüyalarında görürler.
Öyleyse nedir?(...) Kim bunlar?
Rauf Tamer Posta
*******
Bunlar da "anne-baba" olacak
Ankara'da Halk Eğitimi Merkezi'nde bir erkek görevlinin Kur'an kursuna gönderilen 7 yaşındaki kız çocuğuna tacizde bulunduğunu, mahkemede 36 yıla kadar hapsinin istendiğini ancak bu şahsın göreve devam ettiğini yazdık.
Okurumuz diyor ki:
- Konu tam bir rezalet. Pekiyi aileler neden kendi önlemlerini almıyor? Neden halen çocuklarını bu sapığın derslerine gönderiyor? Neden aileler toplu halde savcılık mı olur, Diyanet mi olur, ilgili yerlere başvurularda bulunup konuyu ülke gündemine taşımıyor? Bu ana babaların kafalarına silah mı dayanıyor veya tehdit mi alıyorlar veya susmaları için menfaat mi sağlanıyor? Bunların da sorgulanması gerekmez mi?
Melih Aşık Milliyet
haberleri geliyor.
Bizde ise ne oluyor?
Bombalar patlıyor, insanlar ölüyor, her gün gelen şehit cenazeleri yürekleri yakıyor...
Siyasilerden herhangi birinin sorumluluğu üstlenip yiğitçe istifa ettiğini
gördünüz mü?
Hayır!
(...) Sorumlular kıvırtıyor, eğilip bükülüyor, bin bir dereden su getirip, bir sürü bahane uydurarak koltuklarında oturmaya devam ediyor!
Bizdeki olaylar Japonya'da olsaydı, sorumlular kimlerse "harakiri" yaparak canlarına kıyarlardı.
(...) Bizde ilkel bir pişkinlik hâkim! Kimse tatlı koltuğundan kımıldamıyor!
Rahmi Turan Sözcü
*************
Anlaşmak bu kadar mı zor!
Meclis'teki dört partinin bir konuda anlaşması neredeyse dünyanın en imkansız olayı haline geldi.
(...) Son zamanlarda özellikle okul, yurt ve kurslarda öğretmenler tarafından küçük çocuklara yapılan taciz ve tecavüzlerde hızlı bir artış var. Öğretmenlerin itirafları veya yalanları kan donduracak nitelikte...
Sivil toplum kuruluşları buna paralel bir artışın "ensest" olaylarıyla aile içinde görüldüğünü araştırmalarla ortaya koyuyor.
Kadınlara, genç kızlara yönelik taciz ve tecavüzler, cinayetler adeta sıradan haber haline geldi.
Çocuk ve kadınlara yapılan tüm saldırıların incelenmesi, Meclis'te çözüm üretilmesi, "terör örgütlerinin kanlı eylemleri kadar önemli" bir ülke sorunudur.
Başlarına geleni çoğu kez açıklayamayan ve hayatı "aile içi ve dışı saldırılarla" kararan binlerce çocuk,"ülke çapında araştırmalar ve alınacak kararlar"la kurtulabilir.
Toplumun güvenliğini ve geleceğini ilgilendiren meselelerde hangi partinin önerge verdiği değil, sonucun en kısa zamanda nasıl alınacağı önem taşır...
Güngör Mengi Vatan
**************
Vatandaş, devletten, devletin yargısından emin olacak yerde onlardan korkuyorsa, orada başka terör örgütüne de ihtiyaç yoktur.
Ali Sirmen Cumhuriyet
****************
İşe 3-5 ağaçla başladılar sonra tecavüz sırası "akarsulara, madenlere, koylara, korulara, çocuklara"geldi...
Akif Kökçe Milliyet (Açık Pencere)
***********
Bir "karşıt"ımız eksikti
Terörü tanıyoruz. Hedefini biliyoruz. Bir tarafta silahlı eylemciler, öbür tarafta devlet. Peki, üniversitelere ne oluyor? Oradaki çatışmalar nedir? Haberler hep şöyle geliyor:
Karşıt görüşlü öğrenciler çatıştılar. Ne demek karşıt görüşlü?
* Sağcı - Solcu mu?
* Laikçi - Şeriatçı mı?
* Muhalif - Yandaş mı?
* Savaşçı - Barışçı mı?
"Karşıt görüşlü" nedir sahi?
(...) İlerici - Gerici değil. Aynı okulda ne işleri var? Komünist - Faşist hiç değil. Bu devirde ne arar?
Kürt - Türk çatışması asla... Rüyalarında görürler.
Öyleyse nedir?(...) Kim bunlar?
Rauf Tamer Posta
*******
Bunlar da "anne-baba" olacak
Ankara'da Halk Eğitimi Merkezi'nde bir erkek görevlinin Kur'an kursuna gönderilen 7 yaşındaki kız çocuğuna tacizde bulunduğunu, mahkemede 36 yıla kadar hapsinin istendiğini ancak bu şahsın göreve devam ettiğini yazdık.
Okurumuz diyor ki:
- Konu tam bir rezalet. Pekiyi aileler neden kendi önlemlerini almıyor? Neden halen çocuklarını bu sapığın derslerine gönderiyor? Neden aileler toplu halde savcılık mı olur, Diyanet mi olur, ilgili yerlere başvurularda bulunup konuyu ülke gündemine taşımıyor? Bu ana babaların kafalarına silah mı dayanıyor veya tehdit mi alıyorlar veya susmaları için menfaat mi sağlanıyor? Bunların da sorgulanması gerekmez mi?
Melih Aşık Milliyet







YORUMLAR