İmralı seferi neyi çözecek?

Ada vapuru yandan çarklı! İmralı seferi neyi çözecek? Medyaradar analisti Atilla Akar Komisyon üyelerinin İmralı’ya gidişini değerlendirdi…

İmralı seferi neyi çözecek?
24 Kasım 2025 - 09:31

Efendim; şu İmralı’ya gitme konusu netleştiğinden beri nedense dilime Sezen Aksu’nun bir şarkısı yerleşti. Evde, yolda hatta tuvalette bile habire onu mırıldanıyorum: “Ada vapuru yandan çarklı / Bayraklar donanmış cafcaflı / Simitçi, kahveci, gazozcu /.. Şinanay da yavrum șina şinanay / Şinanay da şinanay hoppa şinanay” Ufaktan kafayı sıyırıyorum galiba. Hanımın “Zaten pek normal sayılmazdı. İyice delirdi galiba” diye yüzüme garipser şekilde bakmasından anlıyorum bunu!..

Oysa günün anlam ve önemine en uygun şarkı bu. Öyle ki “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” üyeleri kosterden inip (Gerçi bu kez helikopterle gidileceği söyleniyormuş) adaya adım attıklarında bu şarkıyla karşılanmalılar. Apo’da gelenleri aynı şarkıyla ve elinde çiçeklerle karşılamalı. Sonra hep birlikte bir marş söyler gibi uygun adımlarla yürümeliler. Ondan sonrası bildik “Barış”“Kardeşlik” muhabbeti, cart curt!..

Toplum Neredeyse Blok Halde Düşünüyor!.

Neyse, işin şakası bir yana bazıları şu “İmralı’ya gidip gitmeme konusu toplumu böldü” diyorlar. Bence böyle bir bölünme söz konusu değil. Toplum ses çıkarmıyor ama bu konuda gayet net. Toplumun kahir ekseriyeti olaya zaten pek sıcak bakmıyor. Üstelik temelinde bütünüyle bu “Açılım” işlerinden duyulan endişe yatıyor. Baksanıza -şayet doğru ise- sırf kamuoyu tepkisi yüzünden ziyaretten fotoğraf bile yayınlanmayacakmış. Bir kare fotoğraftan bile çekiniyorsanız niye gidiyorsunuz o zaman?

Bölünen daha ziyade siyasi partiler. Onlarda her zamanki gibi “Siyaseten ne işimize gelir”in ya da “oylarımızı etkiler mi?” nin hesabını yapıyorlar. (CHP, son dakika manevrasıyla iyi sıyırdı doğrusu. Bu arada PKK’lı Karayılan ve DEM’li Tuncer Bakırhan durumdan niye bu kadar rahatsız oldular? Gitmemeyi geçmişin “İnkarcı imha siyasetine” bağlayan Tülay Hatimoğlları ise halen CHP’yi ite kaka işin içine sokmaya niye çalışıyor acaba? Her partinin kendi tavrı olmaz mı? Kimse size “Niye gidiyorsunuz?” diye soruyor mu?) İsterlerse Öcalan’la her konuda hemfikir olsunlar toplumun mevcut kuşkuları hep süreceğe benzer. Ortada 40 küsur yıllık kan akması var. Daha da önemlisi ve ilaveten kumpas kurulmasından ve işlerin rayından çıkma endişesi mevcut.

Dostlar Alışverişte Görsün!..

Madem durum bu. O halde niye gidiliyor? Öncelikle Apo bunu şart koştuğu için gidiliyor. Hemen buna bağlı Bahçeli emrivaki yapıp, ısrarla istediği için. Birde kamuoyuna “Bakın biz her şeyi yaptık, Öcalan’a bile gittik” imajı vermek için herhalde. Yani ki prosedür tamamlansın!..

Birde soru soracaklarmış sanırım. Sanki Öcalan’ın yaklaşımlarını bilmiyormuşuz gibi. Ben olsam Öcalan’a önce şunu sorardım. “Türk halkına onlarca yıldır çektirdiğiniz acılardan dolayı, binlerce insana toprağa düşürdüğünüzden ve verdiğiniz zararlardan dolayı pişman mısınız? Özür dilemeyi düşünür müsünüz?” Tabii gidenlerin bileşimine bakarsak böylesi sorular sorabileceklerini hiç zannetmiyorum. Sorular “Çanak” olurlar herhalde. Şimdi YPG’yi soracaklarmış galiba.

Proje Gereği mi?..

Bana kalırsa işin en önemli yanı başka. Bu bir “Türkiye’yi dönüştürme” projesidir. (Yalnız burada proje savunucularının haklı olduğu bir nokta var. O da bu sorun nasıl çözülecektir? İtiraz edenlerin alternatif projesi ne? Ayrıca “Devlet aklı” nın farklı bir akıl türü olduğunu da kabul ederim. Devletlerde mutasyon geçirir. Anlarım. Fakat buradaki öyle mi ve “Derin dizayncılar” enine boyuna düşündüler mi şüphem var.) Orada Öcalan’a bir rol biçilmiş. O bakımdan yapılacak ziyaret Öcalan’ın fikirlerini alma olayı değildir. Sadece görüntüdedir. Öcalan artık “Siyasi Muhatap” tır.

Aynı nedenle “Öcalan’ın dinlenmesi zorunludur” denmiştir. O halde bunun Öcalan’a çizilen misyon ve ülkeye çizilen “Örtülü” ya da adı konmamış idari şema ile yeni anayasayla alakası olmalıdır. Artık TBMM muhataptır. “Ayağa gitme” pek şık kaçmasa da başka çarede bulunamamıştır. Bu durum PKK ve Apo’da “Türk devletini dize getirdik” kibrini uyandırmaktadır. Bir vakitlerin “Terörle sonuç alınmaz” diye boş konuşan idareci kuşağının kulakları çınlasın!..

Sonraki Adım Umut Hakkı!..

Bundan sonraki adım ise herhalde ondan gelecek “pozitif mesajlar” üzerinden “Umut hakkı” nı sağlamaktır. (Bu arada “Öcalan parti kuracak” iddiaları var. Hiç zannetmiyorum. Öncelikle tüm suçlarının silindiği kapsamlı bir af gerekir. İkincisi yaşı müsait değil. En fazla DEM’e çekidüzen verebilir belki. İkincisi toplumun önüne çıkamaz, markette elinde sepetle filan rastlayamazsınız. Kinlenmiş çok insan var. Suikasta uğrayabilir.) Türkiye içinde yüksek güvenlikli bir yere yerleşebilir. Yurtdışına izin verilemez, kontrol kaybedilir. Kandil’e de gidemez.

Kıyaslama Yanlış!..

Bu arada aklıma takıldı unutmadan ekleyeyim. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin geçen bir beyanı oldu. Kendisi “Silivri’ye gidişle İmralı Cezaevi’ne gidiş arasında ne fark var? Yok. Silivri’ye gidiliyorsa İmralı’ya da gidilir.” dedi. Bundan amacım herhangi bir tarafı savunmak ya da yermek değil. Lakin bilemiyorum. İkisi nasıl eşitlenir? Varsayalım ki Silivri’deki insanlar tepeden tırnağa suçlu olsalar bile bu insanlar “Terörist” değiller.

Binlerce insanın ölümünden sorumlu değiller. 40 yıldır ülkeyi kana bulamış değiller. Dolayısıyla eşitlenemezler. İmralı’nın çağrıştırdıklarıyla Silivri’nin çağrıştırdıkları bir değil. Üstelik henüz suçları hukuken sabit bulunmuş değil. (Ayrıca Silivri’ye TBMM’nin resmi komisyon üyeleri gitmiyor.) Oysa Öcalan’ın suçları kesinleşmiş durumda. Ne diyeyim?..

Savaşı Başlatan PKK’dır!..

Ayrıca unutulmalı ki 15 Ağustos 1984’te Eruh ve Şemdinli eşzamanlı baskınlarıyla savaşı başlatan PKK oldu. Ve bu işin başında Öcalan vardı. Bu kez hedeflerine daha siyasi yollarla varmaya çalışacaklar diye düşünüyorum. Bütün işaretler bunu gösteriyor.

Tekrar ediyorum. “Barış” a karşı değilim. Lakin bu ulvi kelime çok kötüye kullanıldı bugüne kadar. Sadece endişelerim var o kadar. Yanılabilirim ama hiçbir art niyet taşımayan, samimi düşüncelerim budur. Umarım birileri beni de “Fikri sabotaj” diye damgalamaya kalkmaz. Çünkü artık yazmak, farklı düşünmek başlı başına riskli bir iş oldu!..

Neyse, bu ziyaretin neyi çözeceğini bende merakla bekliyorum…

Yazıya Sezen Aksu parçasıyla başlamıştık. Şimdi de Tarkan’dan “Gül döktüm yollarına” ile bitirelim bari. Hadi gelsin bakalım…

“Gel, gündüzle gece olalım / Gel, gökyüzünde yıldız olalım / Seninle mutlu yarınlara koşalım / Gel, beraber mesut olalım…”
KAYNAK
MEDYARADAR

ATİLLA AKAR[email protected]

YORUMLAR

  • 0 Yorum