İnce ayarlı evren

İnce ayarlı evren Evren düzensizliğe doğru ilerlerken biz nasıl oldu da olağanüstü düzen konumuna geldik?

İnce ayarlı evren
06 Mayıs 2023 - 10:15 - Güncelleme: 07 Mayıs 2023 - 10:57

 

Bir önceki yazıda "kuantum parçacıkları ve bildiğimiz dört temel kuvvetin, bizim gibi bilinçli varlıkların var olmasını sağlayacak kadar kusursuz bir şekilde bir araya gelmeleri sizce de olağanüstü tuhaf değil mi?"  diye sormuştum.

Gerçekten etrafımıza baktığımızda, inanılması zor ve mümkün olmaması gereken bir dünyada yaşadığımızı algılıyoruz.

Bu bir paradoks olabilir mi?

Hemen hatırlatalım: Paradoks, bir kuralın veya bir kavramın kendisiyle çelişen durumudur.

Fizikte paradoks, doğru olduğu varsayılan bazı kavramların kendi ile çelişkili anlamlar içermesi veya karşı bir sonuç oluşturması durumudur.

Örneğin bilinç, zeka, entropi ve olasılık gibi kavramlar beraberinde paradokslar içerirler. Düşünce deneyleri, bu paradokslardan hareketle gerçekliğimizi daha anlaşılır kılma amacı taşır.

Entropi

Tüm fiziksel kurallar, doğada olguların tersine çevrilebilir olduğunu söyler; yani bir şey bir yönde olabiliyorsa, ters yönde de olasıdır.

Bu kuralı delen tek kuralın termodinamiğin ikinci yasası ile tanımlı "entropi" olduğunu biliyoruz.

Entropi, evrendeki düzensizliğin bir ölçüsü olarak tanımlıdır ve sürekli artma eğilimindedir. Bu akış, zamanın yönünü de belirler. Yani, entropi artarken, her şey düzenden düzensizliğe doğru ilerler ve zaman da geçmişten geleceğe doğru akar. Ve bunların geri dönüşleri yoktur.

Evrende entropi sürekli artıyorsa, filmi zamanda geriye Büyük Patlama anına doğru sararsanız entropinin azalması ve başlangıç anında en düşük seviyede olması gerekir. Yani entropi, Büyük Patlama anında en düşük sevidedir. Patlama sonrası evren genişledikçe evrenin entropisi artacak ve gittikçe daha düzensiz bir konuma doğru ilerleyecektir.

Şimdi soru şu: Evren düzensizliğe doğru ilerlerken biz nasıl oldu da olağanüstü düzen konumuna geldik?

Zeka ve bilinç

Evren bugün 13,78 milyar yıl yaşında; yaklaşık 3,5 milyar yıl önce, yani evrenimiz 10,3 milyar yaşında iken gezegenimiz üzerinde kendi kendini kopyalayan ilk molekül harekete geçiyor.

Molekül çoğaldıkça, mutasyonlar ve etkileşimlerle kendini kopyalama yeteneği artıyor; daha yüksek ve daha dayanıklı olanlar kendi türlerini sürdürürken, diğerleri yani daha zayıf olanlar süreçte yok oluyor. Ve nesiller boyu zayıf olanlar yok oldukça, kalanlar daha dayanıklı hale geliyor.

Buna Doğal Seçilim diyorduk.

Ve dahası, süreç daha dayanıklı ve beraberinde zeki varlıklar ortaya çıkarıyor. Artık canlı yapı bir de farkındalık geliştirmektedir. Yani bir bilinç kazanıyor.

Şimdi zeka dediğimiz olgu, kendini kopyalayabilen yaşam formunun ulaştığı ve hayatta kalmasını sağlayan en önemli özellik olarak karşımızda.

Soru şu: Neden evrende yaşam yalnızca bizim gezegenimizde var ve neden insan en zeki varlıktır?

Başka yerlerde olmadığı varsayımı ile bu soruyu soruyoruz.

İnce ayar ve Antropik ilke

Biliyoruz ki evrenimiz, gözlemlediğimiz temel yasalara göre şekilleniyor. Ayrıca, bizler de aynı temel yasalar uyarınca varız ve her şey gibi bizler de atomlardan yapıldık.

Doğa, neden-sonuç ilişkisi üzerine kurulu bu deterministik yasalara ve evrensel sabitlere göre davranmaktadır.

Fizik sabitleri veya evrensel sabitler, doğada gözlemlenen ve fiziğin temel denklemlerinde görünen bir dizi değişmez niceliklerdir. Bunların evrenin her yerinde aynı olduğu ve değişmez olduğu varsayılır. Işık hızı, elektronun yükü, Planck sabiti, yerçekimi sabiti bu evrensel sabitlerden bazıları.

Biliyoruz ki bu sabitler biraz farklı olsaydı, Dünya üzerinde yaşam desteklenemezdi. Buna "ince ayar" diyoruz.

İnce yapı canlı yaşama yolu açan kurallarını oluştururken "Antropik İlke", evrensel fiziksel sabitlerin Dünya üzerindeki yaşamın varlığının neden ince ayarlı göründüğünü açıklamaya çalışıyor.

"Anthropic", İngilizce bir sözcük ve "insanla ilgili, insancıl" anlamına gelmektedir. Doğal seçilimin bir uç biçimi olarak değerlendiriliyor.

Bu ilkeye göre evrenimiz, insan yaşamını oluşturmak için evrensel fiziksel sabitleri başlangıç ​​koşulları olarak kullanır. Burada "süperdeterminizm"devreye giriyor. Yani her şeyin Büyük Patlama öncesinden belirlenmiş olması gibi.

İnce ayar ile Antropik İlke arasındaki ilişkiyi şu şekilde tanımlamak mümkün. 

İnce ayar, doğanın sabitlerindeki küçük bir değişikliğin, yaşamı destekleyemeyen bir evrenle sonuçlanacağını ifade eder. 

Antropik İlke ise, eğer fiziksel yaşam formları varsa, onların varlıklarını sürdürebilecek bir evrende olduklarını gözlemlemeleri gerektiğini söyler. Yani bilinçli varlıkları işaret eder. Evren ve dolayısıyla bağlı olduğu temel yasalar, içinde gözlemcilerin bulunmasını sağlayacak şekilde olmalıdır. Burada gözlemciden kasıt elbette insan beynidir.

Antropik ilke ifadesi ilk olarak 1973'te Avustralyalı fizikçi Brandon Carter tarafından ortaya konuldu.

Bu tartışmalı argüman, büyük ölçüde kuantum fiziğine ve fizikçi John Archibald Wheeler tarafından önerilen ve Antropik İlke'nin bir uç noktası olarak kabul gören Katılımcı Antropik İlke'ye (PAP) dayandırılıyor.

Antropik ilke'yi eleştirenlerin sayısı da az değil.

Bu yaklaşımın temelde rahatsız edici yanı, bilimin bilinmeyeni aramak yerine, sorduğu sorunun yanıtının bilinen bir sonuçla tutarlı olmasını sağlamaya çalışmasıdır. Bir tür kolaya kaçış olarak değerlendiriliyor.

İnsanın doğasında elbette kolaycılık vardır. Ama unutmayalım, bilim adına gelinen noktada insan aklının gerçeği arama inadı, ısrarı ve olağanüstü çabası vardır!

Galileo, Kopernik, Bruno ve daha birçoğu bu inatları için büyük bedeller ödemediler mi?


Kaynakça

https://www.thoughtco.com/what-is-the-anthropic-principle-2698848

https://science.howstuffworks.com/science-vs-myth/everyday-myths/anthropic-principle.htm

https://evolutionnews.org/2021/10/egnor-weak-anthropic-principle-is-merely-a-tautology/

https://ijqf.org/wp-content/uploads/2022/10/IJQF2022v8n4p2.pdf


T24 Haftalık Yazarı

Güneç Kıyak

@NGunecKIYAK[email protected]

YORUMLAR

  • 0 Yorum