Libya'da erken zaferin yeri yok

Libya, enerji zengini bir ülkedir ve bu nedenle önemlidir ve bu nedenle de dış güçlerin güç mücadelesi alanına dönüşmüştür. Bu güç mücadelesinin ne kadar süreceği belirsizdir.

Libya'da erken zaferin yeri yok

Libya, enerji zengini bir ülkedir ve bu nedenle önemlidir ve bu nedenle de dış güçlerin güç mücadelesi alanına dönüşmüştür. Bu güç mücadelesinin ne kadar süreceği belirsizdir.

Libya'da erken zaferin yeri yok
15 Ocak 2020 - 09:50

Türkiye, Libya’nın meşru Ulusal Mutabakat Hükumeti (UMH) ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasını imzalayarak başarı sağlamıştı. Zaman içine Hafter’e bağlı Libya Milli Ordusunun saldırıları karşısında UMH zor durumda kalmış ve Türkiye’yi yönetenler bu ülkeye asker göndermeye karar vermişti.

Türkiye’de Hafter’i ve onun ordusunu terörist ilan eden yöneticiler, Libya’da barışın sağlanması için savaşan güçler arasında arabuluculuk yapılmasını ret etmiş; ancak Putin’in ziyaretinden sonra bu tutumundan vazgeçmişti.

Putin’in bu ziyaretinde, Libya’da savaşan güçlerin liderlerinin Moskova’da barış için bir araya getirilmesi ve Rusya ile Türkiye’nin arabuluculuğu ile barış için ilk adımların atılması kararlaştırılmıştı. Şüphesiz, bu girişim de Libya’nın geleceği için önemli idi.

AKP’ye yakın medyada bu girişim, Türkiye’nin diplomatik zaferi olarak ilan edildi. Onlara göre, Türkiye’nin asker gönderme kararı, Hafter’i korkutmuş, onun masaya oturmasını sağlamış ve Libya’da yeni bir süreç başlatmıştı.

Hafter’in önerilen mutabakatı imzalamadan Moskova’yı terk ettiği haberi gelince, ilan edilen diplomatik zaferin, erken ilan edişmiş ve bu gün için anlamı olmayan bir zafer olduğu ortaya çıktı.

LİBYA’DA ERKEN ZAFERİN YERİ YOK

 

Unutmayalım ki Libya süreci, çok bilinmeyenli bir denklem gibi, farklı çıkarların peşinde olan, küresel ve bölgesel birçok aktörün yer aldığı uzun bir süreçtir ve bu nedenle de Libya meselesinde erken zaferin yeri yoktur.

Öncelikle, Genişletilmiş Ortadoğu coğrafyasında ve bu kapsamda Libya’da Arap Baharını başlatan ABD’nin, bu ülke ile ilgili politik hedeflerinin ne olduğunu anlamamız gerekir.

Yaşanan süreçte pek de aktif görünmeyen ABD’nin, Libya’yı bölmek ve bu ülkenin enerji kaynaklarının kontrolünü güvenilir ellere devretmek istediği ifade edilebilir. ABD’nin, CIA kaynaklı Hafter’i ve Mısır’ın başına getirdiği Sisi’yi bu amaçla kullanmak istemesi muhtemeldir.

Ortadoğu’da ve Akdeniz’de etkinliğini artırmak için her fırsatı değerlendiren Rusya’nın da Libya’da güçlü bir aktör olduğunu ifade etmemiz gerekir.

Berlin süreci ile Akdeniz’e kıyısı olmayan Almanya, Fransa, İtalya, Mısır, BAE, Suudi Arabistan çok bilinmeyenli Libya denkleminin diğer aktörleridir.

Türkiye dahil ABD, Rusya, Fransa, İtalya ve Mısır’ın Libya ile ilişkisinin asıl sebebi, bu ülkenin sahip olduğu petroldür ve petrol, tarih boyunca savaşların ve felaketlerin nedeni olmuştur.

Hafter’in Türk askerinin Libya’ya gitmesini, Türkiye ile UMH  arasındaki mutabakatın kayda geçmesini istemediği  için ateşkesi kabul etmediği ifade edilmektedir.

Hafter’e masayı terk et talimatını kimin gönderdiğinin bilinmesi önemlidir.

Hafter’in masayı terk etmesi, Libya’da belirsizliklerle dolu yeni bir süreci başlatmıştır.

Enerji zengini Libya, dış güçlerin güç mücadelesi alanına dönüşmüştür. Bu güç mücadelesinin ne kadar süreceği belirsizdir.

Bu güç mücadelesi, büyük bir olasılıkla Libya’nın parçalanması ile sona erecektir.

Türkiye;

-Kendisini önyargılardan soyutlayarak,

- Gerçek ulusal çıkarlarını,

-Kaynaklarını,

-Tahditlerini,

-Libya’nın uzun sürecek bir kaos ortamına dönüştüğünü,

--Uluslararası ortamı ve diğer aktörlerin olası hamlelerini,

-Potansiyel tehlikeleri de dikkate alarak, Libya ile ilgili politik amacını ve askeri hedeflerini acık seçik belirlemeli ve enerjisini bu istikamette yönlendirmelidir.

SON SÖZ:

"Politika kansız savaş, savaş ise kanlı politikadır." Mao Zedung

Nejat Eslen

Odatv.com

 

 

Bu haber 339 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum