'O takımla büyüdüm ben’

Siyah beyazlı formaya gönül verenleri salonlara çekecek “Kolej Havası” adlı belgesel Beşiktaş’ın Metin, Feyyaz ve Alili efsane kadrosu anlatıyor. Filmin yönetmeni Sertan Ünver ile konuştuk.

'O takımla büyüdüm ben’

Siyah beyazlı formaya gönül verenleri salonlara çekecek “Kolej Havası” adlı belgesel Beşiktaş’ın Metin, Feyyaz ve Alili efsane kadrosu anlatıyor. Filmin yönetmeni Sertan Ünver ile konuştuk.

'O takımla büyüdüm ben’
12 Eylül 2019 - 09:06

Rock müziğimizin iki efsane ve trajik figürü Kerim Çaplı ve Yavuz Çetin’i konu edinen “Blue” belgeselinin yönetmeni Sertan Ünver bu kez spor tarihimizin unutulmazlarından birini anlatan “Kolej Havası” ile çıkageldi. Yaşı tutanlar hatırlayacaktır, 1989-1992 yılları arasında üç şampiyonluk kazanan Beşiktaş futbol takımının efsane kadrosunu... Metin, Ali ve Feyyaz üçlüsünde simgeleşen o efsane takımın hikâyesini belgeleyen Ünver, elbette ki kendisi de bir Beşiktaşlı. Ünver ile filminin arka planını konuştuk.

Futbol tarihimiz sayısız hikâyeyle dolu şüphesiz.. Bunlardandır biri de “Kolej Havası”na konu olan ve Beşiktaş’ın efsane kadrosuyla şampiyon olduğu dönemi anlatan hikâye.. Neden özellikle bu döneme odaklandınız?

Futbolun ve sporun da ötesinde, hayata dair çok fazla hikâye barındıran bir dönem “Kolej Takımı” dönemi. Bugüne uyarlayabileceğimiz çok fazla detaya sahip. Takım çalışması üzerinden ilerleyen her oluşumun faydalanabileceği bir formül hatta. Toplumumuzda tek ihtiyaç olarak algılanan “birlik-beraberlik”in yanına aklı, bilimi, planı ekleyerek başarıya ulaşabilmiş ve bunu uzun vadeli hale getirebilmiş bir ekibin öyküsü. Bir Beşiktaş taraftarı olarak başka bir dönemi anlatmam düşünülemezdi.

Arşiv görüntülerine ya da kimi belgelere ulaşmakta bir zorluk yaşadınız mı? Malum ülkemizde arşiv her daim bir sıkıntı...

Özellikle Beşiktaş JK Müzesi’nin desteği çok önemliydi bizim için, kendilerine ne kadar teşekkür etsek az. Ama arşiv konusu, tüm kurumların ve dönemlerin ötesinde bir mesele. Türkiyeliler olarak böyle bir alışkanlığımız yok, bu kültürle yetiştirilmiyoruz. Ben, “Aman evladım, dikkat et, şahit yazarlar” nasihatlarıyla büyütülen bir kuşağın üyesiyim. Geçmişimizin, tarihimizin değeri bize yeterince öğretilmiyor maalesef. Aradaki uçurumu görmek için yurtdışında yapılan belgesellere bakmamız yeterli.

Bazı isimlerle söyleşi yapılmamış olmasının özel bir sebebi var mı? Aklıma ilk gelenler Ali ve Sergen örneğin...

Onlara ek olarak Gordon Milne, Recep Çetin, Zeki Önatlı vb. isimlerin hepsi listemizde mevcuttu tabii ki. Ancak bazen onların yoğunlukları bir araya gelmemize engel, bazen de bizim imkânlarımız. Şu noktanın altını da bu vesileyle çizmek isterim: Bu belgesel hiçbir sponsor desteği olmadan, tamamen Güverte Film’in çabasıyla yapılmış bağımsız bir proje. Bir de şöyle bir gerçek var: 100 kişiyle de röportaj yapabilirsiniz, ama günün sonunda ya birçoğunu atmak zorunda kalırsınız ya da 200 dk’lık bir film yapar ve bunu hiçbir sinemada gösterime sokamazsınız.

Filmin hazırlık ve çekim süreci ne kadarlık bir süreyi kapsadı?

Az önce bahsettiğim finansal yapıdan ötürü projenin tamamlanması 2 yılı buldu. Bu süreçte büyük fedakârlıkla çalışan tüm ekibimize teşekkür ediyorum. Zor oldu, uzun sürdü ama önemli olan koşullar ne olursa olsun bitirebilmekti ve biz de iyisiyle kötüsüyle bunu başardık. “Blue” belgeseliniz de bir hayli ses getirmişti.. Bizde belgesellerin ticari vizyona girmesi nadir rastlanan bir durum. “Blue” ile arzu ettiğiniz izleyici ilgisine ulaşmış mıydınız ve bu sefer Kolej Havası ile gişede nasıl bir geri dönüş umuyorsunuz? “Blue” daha spesifik bir kitleye hitap eden bir filmdi. Bizi manevi açıdan çok mutlu etti, izleyicilerin tepkisi beklediğimizin de ötesine geçti ve bizim de kendimizi görmemizi sağladı açıkçası. Hatta yakında filmde kullanamadığımız bölümlerden kurgulayarak oluşturduğumuz 2 saatlik “Blue Ekstra”yı da paylaşacağız, onu da belirtmiş olayım. “Kolej Havası” ile net bir gişe beklentimiz yok aslında, biz de merak ediyoruz. İnsanların film izleme alışkanlıkları değişti ve sonuçta belgesele karşı mevcut bir önyargı da var. Ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; ülkemizde “ticari belgesel” gibi bir tabir kullanmamız komik kaçar. Zaten öyle bir zihniyette olsak sponsor olmadan böyle bir işe kalkışmazdık. Dolayısıyla ilk etapta umduğumuz sonuç, filmin kendi masraflarını çıkarabilmesi.

Kişisel bir soru soralım, futbolla aranız nasıl ve o efsane takımı izleme fırsatı bulmuş muydunuz?

Ben, 1980 doğumlu bir Beşiktaş taraftarıyım. O takımla büyüdüm ve benim ilk Beşiktaşım, ilk kahramanlarım onlardı. Yani ülke futbolundan olduğu kadar benim kişisel tarihimden de bir parça aslında bu film. Ve hâlâ aynı zevk ve ilgiyle takımımı takip etmeyi sürdürüyorum.

Sırada yeni bir proje var mı, onu da soralım...

Belgesel dışında bir film de olabilir mi belki? Sıradaki proje üzerine henüz düşünmedik. Tabii ki kafamızda birçok fikir var, ama hangisiyle yola devam edeceğimize karar vermedik. “Kolej Havası” yolculuğunu tamamlasın, biz de biraz dinlenip sakinleşelim, sonrasında hemen harekete geçeceğiz. Belgesel dışında projeler olması da mümkün, o yönde de fikirlerimiz var.

Bu haber 179 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum