Öğretmenler süresiz açlık grevine başladı: Verilen sözler tutulsun

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler, taleplerinin karşılanması ve verilen sözlerin tutulması için süresiz açlık grevine başladı.

Öğretmenler süresiz açlık grevine başladı: Verilen sözler tutulsun
15 Haziran 2026 - 22:34

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenlerin çağrısıyla, öğretmenlere verilen sözlerin tutulması talebiyle başlatılan eylem kapsamında, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası önünde açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada açlık grevine başladıklarını duyuran öğretmenler "bürokratlar bizimle aynı masaya oturana kadar aç kalacağız" dedi. 

Sendika adına yapılan açıklamalarda şu ifadeler kullanıldı: 

"Bize verilen sözler tutulana kadar, bize hak verdiğini söyleyen ve çözüm sözleri veren başta Yusuf Tekin, Ayşen Gürcan olmak üzere bürokratlar bizimle aynı masaya oturana kadar aç kalacağız. Ankara'daki mücadelemiz yalnızca bir günlük bir tepki değil; haklarımızı kazanana kadar sürdüreceğimiz kararlı bir direniştir. Mülakat mağduru öğretmenlerinin atanma hakkı ile özel sektör öğretmenlerinin insanca çalışma koşulları talebi, aynı mücadelenin ayrılmaz parçalarıdır. Bu mücadele, herkes için nitelikli kamusal eğitim hakkı mücadelesidir. Baskılara, gözaltılara ve yıldırma politikalarına rağmen, alınan süresiz eylem kararı doğrultusunda eğitim emekçilerinin mücadelesi büyümeye devam edecektir."

Açıklamaya katılan CHP Milletvekili Suat Özçağdaş ise, şöyle konuştu:

"Bugün gün boyunca yaşadıklarımız, dün yaşadıklarımız aslında aylardır, yıllardır öğretmenlerin ve emekçilerin yaşadıklarının bir başka halkası oldu. Ülkede 2023 yılında seçime giderken 'Mülakatı kaldırdık, bize oy verin' diyenlerin, seçimi kazandıktan sonra 'Mülakat gibi mülakat yapacağız' yüzsüzlüğüyle geldiğimiz nokta, bin 611 öğretmenimizin mağdur edilmesidir. Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunu işgal eden Yusuf Tekin'e defalarca mülakatın nesnel bir ölçü aracı olmayacağını, jüriler arasında farklılıklar yaşanacağını ve hakların yenileceğini söyledik. Dinletemedik, anlatamadık.

Bugün itibarıyla Meclis'teki AKP ve MHP grubu da dahil olmak üzere bu arkadaşlarımızın mülakat mağduru olmadığını düşünen hiç kimse kalmadı. Fakat Yusuf Tekin ve onun yöneticisi Recep Tayyip Erdoğan'ın hırsı nedeniyle bu öğretmen arkadaşlarımız, anneleri ve babaları mağdur edilmektedir. Bugün itibarıyla bir kez daha yasa teklifi verdik. Bin 611 mülakat mağduru öğretmenimizin amasız, fakatsız göreve başlatılmasını istiyoruz.

İkinci söyleyeceğim şudur: Özel sektör öğretmenleri çok uzun zamandır sabrediyorlar. Bugün talep ettikleri şeyi, özellikle iktidar partisine oy veren seçmenlere söylüyorum. Özel sektör öğretmenlerinin taban maaş hakkı, 1965 yılında özel sektör öğretmenlerine verilmiş bir haktır. 61 yıl önce bu hak verilmişti. Ama ne zaman ki Yusuf Tekin müsteşar oldu, ne zaman ki Yusuf Tekin'in kendisine yakın patronlarla birlikte devreye girdiği süreç başladı, özel sektör öğretmenlerinin hakkı gasp edildi. Bu öğretmenlerimiz daha önce hiç sahip olmadıkları bir haktan bahsetmiyorlar. Bizzat Yusuf Tekin ve şürekâsı tarafından ellerinden alınmış bir hakkı yeniden talep ediyorlar."

Özçağdaş'tan sonra konuşan Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca da şunları kaydetti:

"İki gündür Ankara'da, devletin kalbinin attığı yerde açık açık OHAL var. Biz biliyoruz ki daha birkaç gün önce Doruk Madencilik işçileri Ankara'ya hak mücadelesi için geldiğinde de korktunuz. Kadınlar 'Haklarımıza, hayatlarımıza sahip çıkıyoruz, nafaka hakkından vazgeçmiyoruz' dediği için de devlet terörüyle, polis şiddetiyle onları saçlarından sürükleyerek gözaltına aldınız, şiddet uyguladınız.

Şimdi özel sektör öğretmenleri, mülakat mağduru öğretmenler, onların aileleri, onlarla dayanışma içinde olan eğitim emekçileri ve velilere de yine devlet terörü uyguluyorsunuz.

Ama bir taraftan aynı Ankara'da, örneğin NATO için üniversite kampüslerinin kapatıldığını, yurtların öğrencilere giriş çıkışının yasaklandığını, Ankara'nın NATO şürekâsına devredildiğini görüyoruz. Yolları genişletmek, NATO zirvesiyle hem memleketimiz hem de Orta Doğu için planlar daha rahat yapılsın diye cebimizden aldıklarınızı onlara peşkeş çekiyorsunuz.

Ankara'nın ötesine düşen bu terörü aynı zamanda Özşen Madencilik işçilerine sıkılan kurşunlarda da görüyoruz. Memleketin her yerinde önce hakları tırpanlayıp yok ediyor, sonra da hakları için mücadele edenlere karşı sopa sallıyorsunuz. Ama işte buraya bakın. O sopa işlemeyecek. Çünkü bir aradayız, birlikteyiz ve birlikte güçlü olduğumuzu gayet iyi biliyoruz.

Buradan İçişleri Bakanı'na, buradan Milli Eğitim Bakanı'na, buradan aynı zamanda elbette sarayın tepesindeki Erdoğan'a sesleniyoruz: NATO zirvesiyle emperyalistlerin ayakları altına serdiğiniz kırmızı halıları, hak isteyen, hayatı için mücadele eden emekçilerin kanıyla boyayamayacaksınız. Buna izin vermeyeceğiz."

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum