Okyanus ve dere.. AB yerine Şanghay Beşlisi.. Cezaevlerindeki yatak sayısı.. Ne diyorum ben?
Güçlü iktidar çok uzun boylu insana benzer; boyu bayağı uzun olanlar nasıl uzağı herkesten iyi gördüğü halde hemen yanı başlarındakileri fark etmekte sıkıntı yaşarlarsa.. güçlü iktidarlar da küçük sorunları göremez, fark edemezler…
20 Kasım 2016 - 15:18
Güçlü iktidar çok uzun boylu insana benzer; boyu bayağı uzun olanlar nasıl uzağı herkesten iyi gördüğü halde hemen yanı başlarındakileri fark etmekte sıkıntı yaşarlarsa.. güçlü iktidarlar da küçük sorunları göremez, fark edemezler…
Düşünürken kendim bu benzetmeyi buldum.
Tabii, AK Parti’nin ‘tecavüzcüye af’ biçiminde yorumlanıp büyük gürültülere yol açan.. en yetkili ağzın “Üç bin kişiyi ilgilendiriyor, mağduriyet gidermiş olacağız” diye takdim ettiği.. iktidara yakın medyanın “İşte bunların mağduriyeti” diye bazı kadınların ilk elden tanıklığına başvurduğu halde ortalığı teskin edemediği.. yasal düzenleme girişimi de bana yardımcı oldu.
Okyanusu geçebilecek güce sahip bir transatlantiğin derede çakılıp kalması doğaldır ya, işte onun gibi bir şey…
AK Parti de bu olayda manevra yapamıyor…
Ne yapacağını bilmez halde…
Hem de kendilerinin ifadeleriyle ‘sadece üçbin kişiyi ilgilendiren’ bir olay yüzünden…
Vah ki vah..
Dünyada dengeler değişirken biz..
Yazıklanmam, şu sıralarda dünyanın almakta olduğu yeni biçimde herkes ve her ülke kendisini nereye konuşlandıracağının derin hesaplarını yapmaktayken başımıza bunun gelmesi yüzünden.
Değişimin en fazla etkileyeceği ülkelerden birinde yaşıyoruz ve kaderimizi son seçimde yüzde 50 oy vererek eline teslim ettiğimiz iktidar partisinin başına geliyor bu.
Ben yazıklanmayayım, siz yazıklanmayasınız da, kim yazıklansın?
Geçmişte de, öyle uzak değil, benim bilinçli olarak izleyebildiğim 1960’lardan bugüne yürüyen geçmişte, bir çok güçlü iktidar böyle dönemler yaşattı.
Hiç bir şekilde zarar görmeyeceğine inanılan, oransal olarak da öyle olduğu bilinen iktidarlar…
Az sonra…
Neyse, geçmişi bir tarafa bırakalım ve bugüne gelelim.
Önce bildiklerimizi gözden geçirelim:
ABD dünyanın en güçlü ülkesi. Gücü biraz da o gücü kullanmasından geliyor. Her ülkenin milli parası var, ama o paralar da ABD’nin parası dolara göre değer taşıyor. Her ülkenin milli ordusu var, ama boyundan büyük bir sorunla karşılaştığında, her ülke yanında Amerikan askeri bulunsun istiyor. Her ülkenin milli sanayii var, ama fabrikalarında, sokaklarında, kışlalarında ve hatta ceplerinde ABD malı ürünler revaçta.
O güçlü ülke kendisine yeni bir başkan seçti, o başkan “Ben her şeyi değiştireceğim” diyor ve o yolda adımlar atıyor…
Yazının devamı için tıklayın >>
Düşünürken kendim bu benzetmeyi buldum.
Tabii, AK Parti’nin ‘tecavüzcüye af’ biçiminde yorumlanıp büyük gürültülere yol açan.. en yetkili ağzın “Üç bin kişiyi ilgilendiriyor, mağduriyet gidermiş olacağız” diye takdim ettiği.. iktidara yakın medyanın “İşte bunların mağduriyeti” diye bazı kadınların ilk elden tanıklığına başvurduğu halde ortalığı teskin edemediği.. yasal düzenleme girişimi de bana yardımcı oldu.
Okyanusu geçebilecek güce sahip bir transatlantiğin derede çakılıp kalması doğaldır ya, işte onun gibi bir şey…
AK Parti de bu olayda manevra yapamıyor…
Ne yapacağını bilmez halde…
Hem de kendilerinin ifadeleriyle ‘sadece üçbin kişiyi ilgilendiren’ bir olay yüzünden…
Vah ki vah..
Dünyada dengeler değişirken biz..
Yazıklanmam, şu sıralarda dünyanın almakta olduğu yeni biçimde herkes ve her ülke kendisini nereye konuşlandıracağının derin hesaplarını yapmaktayken başımıza bunun gelmesi yüzünden.
Değişimin en fazla etkileyeceği ülkelerden birinde yaşıyoruz ve kaderimizi son seçimde yüzde 50 oy vererek eline teslim ettiğimiz iktidar partisinin başına geliyor bu.
Ben yazıklanmayayım, siz yazıklanmayasınız da, kim yazıklansın?
Geçmişte de, öyle uzak değil, benim bilinçli olarak izleyebildiğim 1960’lardan bugüne yürüyen geçmişte, bir çok güçlü iktidar böyle dönemler yaşattı.
Hiç bir şekilde zarar görmeyeceğine inanılan, oransal olarak da öyle olduğu bilinen iktidarlar…
Az sonra…
Neyse, geçmişi bir tarafa bırakalım ve bugüne gelelim.
Önce bildiklerimizi gözden geçirelim:
ABD dünyanın en güçlü ülkesi. Gücü biraz da o gücü kullanmasından geliyor. Her ülkenin milli parası var, ama o paralar da ABD’nin parası dolara göre değer taşıyor. Her ülkenin milli ordusu var, ama boyundan büyük bir sorunla karşılaştığında, her ülke yanında Amerikan askeri bulunsun istiyor. Her ülkenin milli sanayii var, ama fabrikalarında, sokaklarında, kışlalarında ve hatta ceplerinde ABD malı ürünler revaçta.
O güçlü ülke kendisine yeni bir başkan seçti, o başkan “Ben her şeyi değiştireceğim” diyor ve o yolda adımlar atıyor…
Yazının devamı için tıklayın >>







YORUMLAR