Öldükten sonra 24 saat boyunca devam ediyor

Öldükten sonra neler yaşandığına dair araştırma yapmaya devam eden bilim insanları ilginç bir buluşa daha imza attı. Öldükten sonra 24 saat boyunca aktif DNA'lar bulunduğunu tespit eden bilim insanları, yapılan bu buluşun adli tıpta kullanılabileceğini söylüyor.

Öldükten sonra 24 saat boyunca devam ediyor

Öldükten sonra neler yaşandığına dair araştırma yapmaya devam eden bilim insanları ilginç bir buluşa daha imza attı. Öldükten sonra 24 saat boyunca aktif DNA'lar bulunduğunu tespit eden bilim insanları, yapılan bu buluşun adli tıpta kullanılabileceğini söylüyor.

Öldükten sonra 24 saat boyunca devam ediyor
13 Mart 2019 - 20:01

Nature Communications dergisinde yayınlanan bir araştırmada, konu ile ilgili verilen bilgilere göre ölümden sonra bir süre daha genler faaliyet göstermeye devam ediyor. İşte kişinin ölümünden hemen sonra bedeninden alınan örneklerden yola çıkarak varılan bu sonuçla ilgili detaylar...

24 saat faal kalan genler var

 


Ölümle birlikte gen faaliyetlerinde bozulma bekleyen araştırmacılar, bazı genlerin 24 saat kadar faal kaldığını gördüklerini açıkladı.

Bilim insanları, hücrelerin, kişinin ölümüne tepki gösterdiğini belirtti.

DNA kopyalanması sürecinin bir süre daha devam ettiğini belirten araştırmacılar, bu bilginin gelecekte adli tıpta kullanılabileceğini vurguladı. Ancak sonuç alınabilmesi için başlangıç aşamasındaki çalışmaların ilerletilmesi gerekiyor.

Çeşitli nedenler yüzünden ölümün kıyısından dönen kişiler, ölüm deneyim öykülerini paylaştı. Ölümden sonraki hayat hakkında ortaya inanılması güç iddialar attılar.

İlk hikaye; intihar girişimi sırasında cehennemi gördüğünü iddia eden bir kişiye aitti. İsmi açıklanmayan kişi, o anlarla ilgili şunları söyledi: "Korkunç hissettiğimi hatırlıyorum, çok karanlıktı ve kendimden başka bir şey göremedim. Bu yüzden neler olduğunu anlamak zordu. Birtakım varlıklar beni ortalarına doğru çekerken, karanlık ve soğuk olan o yer yumuşak ve ıslak gibi görünüyordu. Bu arada, çevremdeki varlıklar beni koparıyor ve yırtıyordu. Bunu hiç sevmediğimi ve geri dönmek istediğimi düşünüyordum."

Zatüre hastalığının ağırlaşması üzerine ölüm tecrübesi yaşadığını anlatan diğer kişi de Çekya vatandaşı bir kadındı. İsmini yalnızca Hana P. olarak açıklayan kadın, deneyimlerini şu cümlelerle paylaştı: "Dağınık tahta ve kirişlerden oluşan gri bir görüş açım vardı. Sağ üst köşede, beni içeriye davet eden parlak, dairesel bir ışık vardı. Korkuyla, bunun yaşam ve ölüm arasındaki geçiş olduğunu anladım. 'Ben girmek istemiyorum, hayatımda her şeyi denemedim' dedim."

Ölümün yakınında duran bazı kişiler ise parlak bir ışıkla yıkandıklarından dolayı sakin, huzurlu ve sıcak bir duygu hissetiklerini söylediler.

Richard L. olarak tanımlanan bir adam, iki ay önce bir nöbet sonrasında yaşadıklarını anlattı. Richard L., "Hiç acı hissetmedim, aksine sonsuz bir sevgi ve barışçıl bir ışık hissettim" dedi.

Saldırıdan hemen sonra öldüğü bildirilen Alexander S, isimli bir kişi ise; "Tıpkı bir tünelin sonundaki gibi çok parlak bir ışık gördüm, beni çok mutlu etti. Sadece bulutları görebildim ve sonra arka planda sesler duydum" açıklamasında bulundu.

Kalp krizinden kurtulan Tom B., ise deneyimini şöyle açıkladı: "Çok rahat ve huzurlu hissettim. Her şey siyahtı ve bir tünel içinde olduğumu hissettim. Tünelin sonunda parlak bir ışık görüyordum."

Kalp krizi geçirdikten sonra ölüme yaklaştığı iddia edilen Heidi C., "Işık, o güne dek gördüğüm en güzel beyazdı, altından ışıktı. Muazzam bir mutluluk, memnuniyet, barış, sıcaklık ve sevgi hissettim. Nasıl hissettiğimi, içinde bulunduğum o güzel ışığı ve sıcaklığı tanımlayacak hiçbir kelime yok. Renkler ve duygular adeta bir milyon kat büyütülmüştü" dedi.

ÖLÜM 3 AY ÖNCEDEN BAŞLIYOR! Ölüm genelde insanları korkutur. Sevdiklerinizi bırakıp gitmek, yapmak istediklerinizi tamamlayamamak ya da bilinmeyene doğru bir yolculuk yapmak biraz ürkütücü gelebilir. Peki, ölüm hakkında ne biliyorsunuz? Mesela ölümün aslında anlık olmayıp, üç ay önceden başlayabileceğini biliyor muydunuz?

Ölüm, her birey için özel, benzersiz, kişisel bir yolculuktur. Birisi ölüme doğru yaklaşır ve bilinen bir dünyadan bilinmeyen bir dünyaya doğru yolculuğu başlar. Bu süreçte kişi ölümü kavrar ve kendi ölümüne inanarak, zihinsel yolda bir keşfe başlar. Bazılarının varış noktasına ulaşması aylar sürebilirken bazılarının yolculuğu ise birkaç gün sürer.

YOLCULUK BAŞLIYOR: ÖLÜME 1 - 3 AY KALA Birisi ölümün yaklaştığını fark etmeye ve onu kabul etmeye başladığı zaman çevresinden çekilmeye başlar. Dünyadan ve dünyanın içindekilerden ayrılma sürecini başlatır. Arkadaşlarının, komşularının ve hatta aile üyelerinin bile ziyaretini geri çevirebilir. Ziyaretleri kabul ettikleri zaman etkileşimde zorlanabilir ve bundan hoşlanmayabilirler.

Kendi hayatları hakkında düşünüp taşınırlar ve anıları ziyaret edip dururlar. Nasıl bir hayat yaşadıklarını değerlendirebilir ve pişmanlıklarını düşünürler. Ölmek üzere olan kişilerin iştahı azalır, kilo verirler.

Beden yavaşlamaya başlar ve daha önce olduğu gibi yiyeceklerden enerji almaya gereksinim duymaz. Bir zamanlar çok keyif aldığı şeyler ona artık cazip gelmez, tek istediği şey uyumaktır… Değişen vücut kimyası hafif bir his üretir. Onlar ne aç ne de susuzdur, yemek yemediklerinde acı çekmezler. Ve bu başladıkları yolculuğun beklenen bir parçasıdır.

ÖLÜME 1 - 2 HAFTA KALA: RUHSAL DEĞİŞİKLİKLER Bu yolculuk sırasında kişiler genelde uyurlar. Kişilerde oryantasyon bozukluğu sık görülür ve algılar değişebilir. Kişi gizli düşman korkusu veya yenilmeme duygusu gibi hezeyanlar yaşayabilir. Halüsinasyonlar görebilir, bazen orada olmayan insanlarla konuşabilirler.

Konuşulan kişi genelde ölmüş insanlar olur. Hayat ile gelecek arasındaki perde kalkmıştır. Kişide ajitasyon görülür, hareketleri amaçsızdır ve diğerleri için hiçbir anlam ifade etmiyor olabilir. Çünkü gittikçe bu dünyadan uzaklaşıyorlardır.

Vücut daha zor bir şekilde kendini koruma altına alır. Vücutta bu süre zarfında bazı işaretler görülür:

* Vücut sıcaklığı düşüktür * Kan basıncı düşüktür * Nabız düzensizdir; yavaştır ya da hızlıdır * Terlemede artış görülür.

Dolaşım nedeniyle deride renk değişiklikleri olur. Soluk ve mavimsi bir renk hakimdir, özellikle dudaklarda ve tırnak yataklarında daha belirgindir. Solunum değişiklikleri söz konusudur. Genellikle solunum daha hızlı ve yorucu haldedir. Tıkanıklık meydana gelebilir ve bu da öksürüğe yol açabilir. Konuşma azalır ve sonunda tamamen durur.

YOLCULUK ARTIK SONA ERDİ: ÖLÜME BİRKAÇ GÜN YA DA BİRKAÇ SAAT KALA Kişi artık ölüme doğru yaklaşmaktadır. Ölüm yaklaştıkça enerji dalgası ortaya çıkabilir. Yataktan kalkıp, yakınlarla konuşmak, iştahsız geçen günlerden sonra bir şeyler yemek isteyebilirler. Bu enerji dalgalanması kişiye göre değişiklik gösterse de ölen bir kişinin son fiziksel ifadeleri bunlardır.

Nefes daha düzensiz ve genellikle daha yavaştır. (Cheyne Stokes solunumu) Hızlı hızlı nefes almanın ardından nefes tamamen durabilir. Eller ve ayaklar morumsu ve lekeli (benekli) olabilir. Bu benekler yavaş yavaş kollara ve bacaklara yayılabilir. Dudaklar ve tırnak yatakları mavimsi ya da mor olabilir. Kişi genellikle yanıt vermemeye başlar ve gözleri açık veya yarı açık olmakla beraber çevreyi göremezler.

İnanışa göre bu anlarda ölmek üzere olan kişinin yanına sevdiği kişilerin oturup onunla konuşması tavsiye edilir. Sonunda nefes tamamen sona erer, kalp durur. Ve ölüm artık meydana gelmiştir.

Bu haber 808 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum