Ormanlar hasta olabilir

Uzmanlar küresel iklim değişikliğinin ağaçları yok eden patojenlerin artmasına yol açacağı uyarısında bulundu…

Ormanlar hasta olabilir

Uzmanlar küresel iklim değişikliğinin ağaçları yok eden patojenlerin artmasına yol açacağı uyarısında bulundu…

Ormanlar hasta olabilir
19 Kasım 2019 - 10:42

Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) tarafından Antalya’da düzenlenen Uluslararası İklim Değişikliği ve Ormancılık Kongresi sona erdi. 12-15 Kasım tarihlerinde Kemer Beldibi’ndeki bir otelde gerçekleştirilen uluslar arası kongrede 50 bildiri sunuldu. Uluslararası Ormancılık Araştırma Kuruluşları Birliği (IUFRO) Başkanı John Parotta ile Avrupa Orman Enstitüsü (EFI) Başkan Yardımcısı Robert Mavsar’ın da katıldığı kongrede dikkat çeken bildiriler yer aldı. Ağaç patolojisi alanında çalışmalar yürüten Prof. Dr. Stephen Woodward, insan hareketleriyle yayılan patojenler yüzünden Türkiye ve Avrupa’da ortaya çıkan ağaç hastalıklarına dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Çok tartışılmayan bu önemli konu küresel iklim değişikliği ile birlikte kendini çok daha çarpıcı biçimde gösterecek sonuçları içeriyor. Zira ağaçları tehdit eden patojenler yükselen ısıyla birlikte daha fazla çoğalıp yayılma olanağı bulabilecek. Eğer bugünden önlemler alınmazsa bu durum ormansızlaşmanın en dramatik sonuçlarının ortaya çıkmasına neden olabilir.

KONGRE BAŞKANI ÖZDEN: “BİLGİ ALIŞVERİŞİ HEPİMİZE İLHAM VERECEK”

Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) tarafından Antalya’da düzenlenen Uluslararası İklim Değişikliği ve Ormancılık Kongresi sona erdi. Kongrenin açılışında konuşan Kongre Başkanı Prof. Dr. Sezgin Özden, 15 ayrı ülkeden 200'ün üstünde katılımla gerçekleşen etkinliğin uluslararası nitelikte olduğuna dikkat çekerek farklı ülkeler arasında konuyla ilgili bilgi alışverişinde bulunmayı amaçladıklarını kaydetti. Dünya ormanlarının hatırlanabilen uzun bir geçmişte daha iyi konumda olduğunu vurgulayan Özden, iklim değişikliğinin günümüzde büyük bir tehdit olduğuna dikkat çekti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre son 30 yılda 150 bin insanın iklim olayları yüzünden hayatını kaybettiğini belirten Özden, önümüzdeki yıllarda bu rakamın iki katına çıkabileceğini vurguladı. Kongrenin iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması için birlikte çalışmanın gerekliliğini ortaya koyduğuna dikkat çeken Özden, "Bilgi alışverişi hepimize ilham verecek" dedi.

ŞİLİ’DEKİ KONFERANS İPTAL EDİLDİ, ANTALYA’NIN ÖNEMİ ORTAYA ÇIKTI

Türkiye Ormancılar Derneği (TOD)Başkanı Hüseyin Çetin ise derneğin Cumhuriyetle birlikte kurulan dünyanın en eski sivil toplum örgütlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, ormansızlaşmanın engellenmesi için kırsal yoksulluk ve endüstriyel saldırıların önüne geçilmesi gerektiğini dile getirdi. Aralık ayında Şili'de yapılması planlanan Birleşmiş Milletler İklim Konferansının iptal edildiğini anımsatan Çetin, Antalya'da düzenlenen kongrenin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.

IUFRO BAŞKANI PAROTTA KÜRESEL BİLGİ SİSTEMİNE DEĞİNDİ

Kongrenin açılışında konuşan Uluslararası Ormancılık Araştırma Kuruluşları Birliği (IUFRO) Başkanı John Parotta, Türkiye'de ve Antalya'da olmaktan mutlu olduğunu belirterek ülkenin doğal zenginliğini yakından görme fırsatı bulduğunu dile getirdi. Dünya genelinde 130 ülkede 630 üyesi bulunan IUFRO'nun 127 yıllık geçmişi olan bir kuruluş olduğunu vurgulayan Parotta, Türkiye'den ise 6 kuruluş ve 8 bilim insanının kurum bünyesindeki uluslararası çalışmalarda yer aldığını kaydetti. IUFRO'nun ormansızlaşma ve çölleşmeye karşı çalışmalar yürüttüğünün altını çizen Parotta, ormanlar, su ve toprak ilişkisi konusunda hem bilim insanları hem de karar vericiler arasında küresel bilgi sistemi kurulması için yapılan çalışmalara değindi.

“KAYNAK KULLANMA ALIŞKANLIKLARINI DEĞİŞİŞTİRMEK GEREKİYOR”

Avrupa Orman Enstitüsü (EFI) Başkan Yardımcısı Robert Mavsar da konuşmasında ekonomik büyüme ve refahın ormanlara olan etkisine değindi. Ormanlardan geçinen orta sınıfın büyümesiyle ormanların bir süre rahatladığını ancak ekonomik büyümeyle birlikte yeniden büyük bir maliyetle karşı karşıya kalındığını dile getiren Mavsar, "İnsanların beklentileri var, büyümek ve satın alma kapasitelerini artırmak istiyorlar. Sadece yaşam tarzlarımızı değiştirmek yeterli değil. Kaynakları kullanma alışkanlıklarımızda da değişiklik yapmamız gerekiyor" diye konuştu.

“BİYOEKONOMİ MODELİNE GEÇİLMELİ”

Kullanılan ürünlerin nasıl elde edildiğinin günümüzde çok önemli olduğunun altını çizen Mavsar, kullanımı bittiğinde geri kazanılan ürünlerin yeniden dolaşıma sokulduğu "Biyoekonomi" modeline geçilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ormanların dünyanın sahip olduğu en büyük doğal değer olduğunu dile getiren Mavsar, çelik kadar sert, pamuk kadar da yumuşak olan ahşabın kaynaklarının sınırlı olduğunu ancak doğru kullanılması durumunda karbon ayak izinin azaltılabileceğini de sözlerine ekledi.

“KARBONUN YÜZDE 30’UNU KARASAL EKOSİSTEMLER TUTUYOR”

Meksika'dan Yunanistan'a, Finlandiya'dan Kamerun'a dünyanın çeşitli ülkelerinden bilim insanlarının katıldığı kongrede dikkat çekici bildirilere yer verildi. Küresel iklim değişikliğinin ormanlar ve ormancılık üzerindeki etkilerinin ele alındığı bildirilerde, hem mevcut durum hem de geleceğe yönelik senaryolar tartışıldı. Kongreye Almanya'dan katılan Orman Ekonomisi uzmanı Prof. Dr. Marc Hanewinkel, sunumunda 2017 yılında dünya genelinde 11 milyar ton karbon salınımı olduğunu, bunun yüzde 90'ının fosil yakıtlardan kaynaklandığının altını çizdi. Hanewinkel'e göre bu büyük karbon miktarının yüzde 40'ı doğrudan atmosfere giderken, yüzde 30'u ise ormanlar, okyanuslar ve çeşitli bitki örtülerinden oluşan karasal ekosistemler tarafından tutuluyor. Tüm dünyada 900 milyon hektarlık orman varlığının iki katına çıkarılabileceğine işaret eden Hanewinkel'e göre bugünü ve geleceği tehdit eden karbonun azaltılması mümkün.

AKDENİZ’İN AĞAÇ TÜRLERİ AVRUPA’YI İSTİLA EDEBİLİR!

Küresel iklim değişikliği konusunda kamuoyunun gündemine çok gelmeyen konulardan biri de bugün varlığını sürdüren binlerce yıllık ağaç türlerinde yaşanacak değişim. Örneğin Akdeniz'e göre daha kuzeyde bulunan ve küresel iklim değişikliğinden daha az etkileneceği öne sürülen Avrupa kıtasındaki 120'ye yakın ağaç türünün geleceği tehdit altında. İklim değişikliğinin etkisiyle nasıl Kızıldeniz'in istilacı türleri Akdeniz'e doğru kayıyorsa, Akdeniz'in hakim ağaç türü olan çam da Avrupa'daki kayın vs. gibi türlerin yerini alacağı öngörülüyor. Bugün Avrupa'nın ağaç varlığı içindeki oranı yüzde 10 dolayında olan Akdeniz'e özgü ağaç türleri yakın gelecekte yüzde 40'a çıkabilir. Uzmanların üzerinde durduğu en önemli konulardan biri bu. Yakın gelecekte tıpkı insanlar gibi ormanların da sosyal yapılarında köklü değişimler bekleniyor ancak bu değişimin ekolojik sonuçları kaygı uyandırıyor.

PROF. DR. NEYİŞÇİ: “İNSANLAR İKLİMDEN DAHA HIZLI DEĞİŞİYOR”

Kongrede bir sunum yapan Prof. Dr. Tuncay Neyişçi'ye göre insanlar iklimde çok daha hızlı değişiyor. Son 16 yılda ortalama insan ömrünün 5,5 yıl daha uzamış olması bu değişime çarpıcı bir örnek. Dünyaya egemen olma arzusundaki insandan, dünyayı canlı bir sistem olarak gören anlayışa gelindiğine dikkat çeken Neyişçi, dünyaya egemen olmayı düşünen insandan, plajları deniz kaplumbağalarıyla, gökyüzünü kuşlarla paylaşmayı öğrenen insana gelinmesinin önemli bir değişimin göstergesi olduğunu söylüyor. İklim değişikliği konusunun politik bir yanı olduğunu da vurgulayan Neyişçi, bu konuda sadece senaryoların değil, gerçeklerin tartışılması gerektiğini savunuyor.

İNSAN ELİYLE TAŞINAN HASTALIKLAR AĞAÇLARI ÖLDÜRÜYOR

Kongreye İngiltere’den katılan ve ağaç patolojisi konusunda dünyaca tanınan uzmanlardan biri olan Prof. Dr. Stephen Woodward'ın dikkat çektiği nokta ise oldukça önemli. Woodward ve ekibinin yaptığı çalışmalara göre uzun ömürlü ağaçlar zararlılara karşı mücadele yöntemi geliştirebiliyor. Ancak kıtalar arası insan göçleri yalnızca beşeri hastalıkları taşımakla kalmadı, ağaçlar için de çeşitli patojenleri, yani hastalık kaynağı mikrop ve mantarları da gittikleri yerlere götürdüler. Bu nedenle Amerika'dan Türkiye'ye, Avrupa'dan Kafkaslar'a dünyanın pek çok yerindeki ağaçlar hasta ve hızla ölüyorlar. Örneğin İstanbul'daki çınar ağaçları giderek ölüyor. Bunun nedeni ise İtalya ve Yunanistan üzerinden Türkiye'ye gelen 'Çınar solgunluğu' adlı hastalık, Anadolu'da yaygın olan 'Platanus Orientalis' (Doğu Çınarı) türlerini tehdit ediyor. Bazı ithal çınar ağaçları da ülkeye giriş yapan hastalıktan etkileniyor. Bunun yanında tatlı kestane, dişbudak ve kayın ağaçları da patojenlerin etkisi altında. Dünyada en yaygın bitki patojenlerinden biri olarak bilinen "phytophthora cinnamomi" adlı hastalık ağaçları sessiz sedasız öldürüyor ancak bu ağaç patojeninin başka türleri de var ve meşeden, dişbudağa her ağaçta yok edici etkileri görülüyor.  

KÜRESEL ISINMA AĞAÇ PATOJENLERİNİ ÇOĞALTABİLİR

Ağaç pataloğu Prof. Dr. Stephen Woodward, sağlıklı ormanları daha çok sevdiğini söylüyor. Woodward'a göre ağaçları öldüren hastalıkların yayılmasının bir nedeni de insanların sabırsızlığı. Peyzaj amaçlı durmaksızın budanan ağaçlar patojenlerin yayılmasına neden oluyor. Örneğin Türkiye'den bir firmadan alınan ve peyzaj amaçlı budanan zeytin ağacı ile İtalya'ya yayılan ağaç patojeni, buradan da Çin'e ulaşmış. Aynı şekilde Portekiz'den ithal edilen fıstık çamı kozalaklarıyla gelen bir parazit de bugün İzmir'in ünlü Kozak yaylasındaki fıstık çamlarını tehdit ediyor. Çok tartışılmayan bu önemli konu küresel iklim değişikliği ile birlikte kendini çok daha çarpıcı biçimde gösterecek sonuçları içeriyor. Zira ağaçları tehdit eden patojenler yükselen ısıyla birlikte daha fazla çoğalıp yayılma olanağı bulabilecek. Eğer bugünden önlemler alınmazsa bu durum ormansızlaşmanın en dramatik sonuçlarının ortaya çıkmasına neden olabilir.

KARAÇAM AĞAÇLARI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE NASIL TEPKİ VERİYOR

İklim değişikliğinin ağaçların gelişimine olan etkisi konusunda bir araştırma yapan Prof. Dr. Nesibe Köse ise Isparta ve Muğla bölgesindeki karaçamlar üzerinde yapılan çalışma kapsamında yağışın az olduğu dönemlerde ağaçlarda halka artımı olmadığının ortaya çıktığını dile getirdi. Buna karşılık Mart ve Haziran arasındaki yağışlar ağaçların halka artırımına olumlu etki yapıyor. Buna göre kuraklık periyodu tüm canlılar gibi ağaçları da olumsuz yönde etkiliyor. Türkiye'nin önemli karaçam ormanlarından birine ev sahipliği yapan Isparta'daki Tota ormanlarında 1970'lerden sonra ağaçlardaki büyümenin azaldığının ortaya çıktığı bilgisini veren Prof. Dr. Nesibe Köse, küresel iklim değişikliğine tepki veren karaçam türlerinin risk altında olduğu uyarısında bulundu.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE DİRENEN ARTVİN’İN YAŞLI ORMANLARI KORUNMALI

Bunun yanında Artvin Camili bölgesindeki yaşlı kayın ve göknar ormanlarının 400 yıldır iklim değişikliğinden etkilenmeden yaşamlarını sürdürdüğüne dikkat çeken Köse, bu bölgedeki ormanların Kafkasya'daki sığınma alanı olduğunu ve korunması gerektiğini vurguladı.

 DOÇ. DR. KURDOĞLU: “BABA EDER, OĞUL EDER SÖZÜ ÇOK DOĞRUDUR”

Etkinlikte bir sunum yapan Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu da Karadeniz Bölgesindeki madencilik ve HES projeleri ile Yeşil Yol adı verilen yaylaları birleştirme girişiminin ormanlara ve su kaynaklarına yaptığı olumsuz etkilere dikkat çekti. Artvin'deki Murgul Vadisindeki tahribatın yarattığı tozun bal üretimini de etkilediğine dikkat çeken Kurdoğlu, bal üretiminin yıllık 18 tondan 8 tona düştüğünün altını çizerek, "Toz çok önemlidir çünkü vadi rüzgârlarıyla gece aşağıya gündüz yukarı doğru yayılır ve bütün vadiye taşınır. Tozun taşınması nasıl elektronik cihazlar için berbat bir şey ise biyolojik öğeler için de aynıdır. Polenlerin üstünü kapladığı için çiçeklenme miktarı düşer ve arılar daha az polen alır. Aldığı polende bir miktar da toz vardır ve bala bu toz da gelir. 80 liradan 30 liraya düşen balı satamıyorlardı köylüler. Benzer bir durum da Antalya'da yaşandı. Yukarıda ormanı tutamazsanız aşağıda sizin yaptığınız yatırımları tarumar eder gider. Anadolu'da kullanılan 'Baba eder, oğul öder' sözü çok doğrudur" diye konuştu.

“TURİZM PLANLAMASI TALEBE GÖRE DEĞİL, KAYNAĞA GÖRE YAPILMALI”

Trabzon'daki Uzungöl'ün turizm döngüsü uğruna kaybedilen doğal alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Kurdoğlu, "Belli bir doygunluğa erişince gelenler aynı yerde daha ucuz ya da daha farklı beklentiler arıyorlar. Turizm planlaması talebe göre değil, kaynağın niteliğine göre planlama yapılmalı" dedi.

“YEŞİL YOL PROJESİ DURDURULMALI”

Yeşil Yol konusundaki görüşlerini de dile getiren Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, bu projenin durdurulması gerektiğine işaret ederek, "Dağlarda yolsuzluk iyidir, şehirde ise dürüstlük" ifadelerini kullandı. Doğayı asıl koruması gerekenlerin turizmciler olduğunu vurgulayan Kurdoğlu, her şey dâhil sisteminin sona ereceğine işaret ederek yapılan yatırımların geleceğe çöp olarak kalacağını savundu. Karadeniz yaylalarının imara açılmasıyla ormanların da bu yıkımdan etkileneceğine işaret eden Kurdoğlu, milli parkların da kamu yararı gerekçesiyle madencilik ve benzeri yatırımlara açacak düzenlemeler çıkarıldığını belirterek, Artvin'de 235 maden ruhsat alanı olduğuna dikkat çekti.

“FINDIK VE ZEYTİN KURAKLIKTAN ETKİLENECEK”

Yatırımlar için uygulanan ÇED sürecinin doğayı korumaktan uzak olduğuna da vurgu yapan Kurdoğlu, "Bu yaylalar da bütün bu güzellikler de kesinlikle tehlike altındadır" diye konuştu. Fındık ve zeytin gibi tarımsal ürünlerin küresel iklim değişikliğine bağlı kuraklıktan etkileneceğinin altını çizen Kurdoğlu, buna bağlı olarak sigorta sisteminin de değişeceğini dile getirdi. Araklı'daki selden sonra hazırlanan sel eylem planında doğayla ilgili bir şey olmadığını dile getiren Kurdoğlu, yüksek dağ ormanlarının kesinlikle bir gelir kapısı olarak görülmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

KAMUNUN ÖĞRENCİLERE BİLGİ KAYNAĞI OLMA ORANI YÜZDE 9’DA KALDI

İki gün süren kongrede sunulan bildiriler arasında küresel iklim değişikliğiyle ilgili toplumsal algılara ilişkin yapılan araştırmalara da yer verildi. Üniversitelerdeki ormancılık eğitiminin bu konuda yetersizliğinin ortaya konulduğu araştırma sonuçlarına göre özellikle üniversite öğrencilerinin önemli bir kesiminin farkındalığı internet ve medya aracılığıyla gerçekleşiyor. Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Korkmaz'ın kendi üniversitesinde 579 öğrenci üzerinde yaptığı anket çalışmasına göre küresel iklim değişikliği konusunda üniversite öğrencilerinin yüzde 73'lik kesimi sosyal medya ve internetten bilgi ediniyor. Yüzde 53'lük bir kesim radyo ve televizyondan yüzde 29 oranında ise gazete ve dergilerden farkındalık kazanıyor. Öğrencilerin yalnızca yüzde 37'si bilgi kaynağı olarak üniversiteye işaret ediyor. Ailenin oranı yüzde 16, ilgili bakanlıklar da dâhil kamu kurumlarının bilgi kaynağı olma oranı ise yalnızca yüzde 9 gibi oldukça düşük bir oranda.

ENDİŞELER ARTIYOR, EĞİTİMDE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DERSLERİ KONULMALI

Bu tabloyu değerlendiren Prof. Dr. Mehmet Korkmaz, iklim değişikliği konusunda Türkiye'deki endişelerin de arttığına işaret ederek, eğitimde iklim değişikliğine yönelik dersler konulması gerektiğinin altını çizdi. Çevre ve doğa eğitimleriyle çevre okuryazarlığı düzeyinin artırılması gerektiğini savunan Korkmaz, yüksek öğretimde çevre eğitimiyle ilgili hedeflerin belirlenmesi gerektiğine de vurgu yaparak medyanın bu konudaki önemine değindi.

Yusuf Yavuz

Odatv.com

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum