Sabah erken kalkan şarkıcı oluyor...

7 yaşında TRT’nin kadrolu çalışanıydı. Çocuk korusu ile başladığı müzik yolculuğunda önce birçok önemli isme vokal yaptı, sonra “Lo Lo Lo” ile patladı. Şimdilerde Fikret Şeneş’e saygı albümü ile YouTube kanalının heyecanını bir arada yaşıyor. Tuğba Özerk’le İzmir’den İstanbul’a uzanan yolculuğunu, müzik dünyasının dününü ve bugününü, rekabetin darbe vurduğu “sektörel dostlukları” konuştuk.

Sabah erken kalkan şarkıcı oluyor...

7 yaşında TRT’nin kadrolu çalışanıydı. Çocuk korusu ile başladığı müzik yolculuğunda önce birçok önemli isme vokal yaptı, sonra “Lo Lo Lo” ile patladı. Şimdilerde Fikret Şeneş’e saygı albümü ile YouTube kanalının heyecanını bir arada yaşıyor. Tuğba Özerk’le İzmir’den İstanbul’a uzanan yolculuğunu, müzik dünyasının dününü ve bugününü, rekabetin darbe vurduğu “sektörel dostlukları” konuştuk.

Sabah erken kalkan şarkıcı oluyor...
10 Temmuz 2019 - 09:31

Yıllardır bu sektördesiniz, birçok hit’iniz var. Müzik yolculuğu ne zaman başladı?

- Konuşmaya başladığımdan beri şarkı söylüyorum diyebilirim. Ailem yeteneklerimi fark edip beni yönlendirdi. Ben o açıdan şanslıydım. 7 yaşında TRT Çocuk Korosu ile profesyonel hayatıma başladım.

◊ 7 yaşında profesyonel...

- Evet, çünkü kadroluydum. TRT Çocuk ve Gençlik Koroları devam ederken koleje başladım. İngilizce eğitim alıyordum, seçmeli dersim Almancaydı. Okuldan eve döndüğümde de babam mutlaka birkaç kelime Fransızca öğretirdi. Farklı diller müzik kulağımı geliştirdi, çünkü ilerleyen yaşlarda yabancı şarkılar söylemeye başladım. Neyse okula döneyim... Yine çok küçük yaşta yolum Sezen Aksu ile kesişti.

◊ O nasıl oldu?

- 11 yaşındaydım, Sezen Aksu beni TRT’nin yılbaşı programında sahneye çıkardı. 12’ye çeyrek kala lanse etti beni. Çok da güzel bir kadro vardı... Sezen Aksu, Yıldız Tilbe, Seden Gürel, Levent Yüksel, Uzay Heparı... Pop müzik kariyerine bu kadar erken başlayan ilk sanatçıyım diyebilirim (gülüyor).

◊ Sonra?

- Sonra ortaokul bitti ve konservatuvara girdim. Bu arada bale eğitimi de almıştım, o nedenle konservatuvardaki hocalar bale için de çok istedi beni.

◊ Aklınızı çelememişler belli ki...

- Benim her zaman ilk arzum müzikti. Gerçi hepsi bir bütün, tiyatro, bale, müzik. Unutmadan, ben tiyatro eğitimi de aldım. Hatta bir sinema filmim bile var.

◊ Onu kaçırmışım ben...

- Evet evet, adı da “Can Tertip”. Ayrıca bir dizide oynadım uzun zaman, “Böyle mi Olacaktı”...

◊ Oyunculuk nasıl bir tecrübeydi sizin için?

- Tabii setler kolay değil, fakat ben sinema filminde çok keyif aldım. Ümit Erdim ile başrolü paylaşmıştım. Bir ay sürmüştü çekimler. Bir de disiplinli insanımdır. Erkenden yatar, erkenden kalkıp sete giderim.

◊ Oyunculuğun devamı gelsin ister misiniz?

- Yani böyle keyifli projeler gelirse neden olmasın... Bir de komediyi çok sevdim ben.

◊ Bildiğim kadarıyla İzmirlisiniz. İstanbul’a ne zaman geldiniz?

- Konservatuvardan sonra. Burada da eğitimime devam ettim, sonrasında vokalistlik günleri başladı. Sahnelere daha çok ağırlık verdim. Birçok sanatçıyla çalıştım, albümlerde vokal yaptım.

◊ Vokal hafife alınacak iş değil. Bana çok zor bir denge gibi geliyor; ne sanatçının önüne kalacak ne de çok arka planda kalacaksın...

- Kesinlikle... Vokalistlik çok önemli bir iş, sonuçta bir sanatçıyı sesinizle destekliyorsunuz. Bunu yaparken de dengeyi kurmak, dediğiniz gibi çok önemli.

◊ Vokalistliğin kariyerinize ne gibi artıları oldu?

- Sahne tozu yutmak ve farklı sanatçılarla sahneyi deneyimlemek çok önemli tabii... Katkısı çok büyük. O zamanlar çok hareketliydi müzik piyasası. Şu an ismini bile hatırlayamadığım birçok albümde vokal yaptım. Bu benim geçim kaynağımdı sonuçta. Aynı zamanda küçük öğrencilerim vardı, İngilizce dersi veriyordum. Kariyerim bu şekilde devam etti.

KİMSE MAYOKİNİYİ BİLMEZKEN BEN KLİPTE GİYDİM

◊ İlk albüm...

- Sene 2002... Albümün adı da “Dün Gibi”... Çok sevildi, o çalışmada yer alan “Aşk Yarası” radyolarda çok çalındı ama yine de benim için o bir deneme albümüydü. Asıl çıkışım “Lo Lo Lo”dur.

◊ Ben bile Türkçe popa pek hakim olmayan biri olarak ezbere söyleyebilirim.

- Ne kadar güzel, çok mutlu oldum. “Lo Lo Lo” gerçekten inanılmaz bir çıkış yaptı.

◊ Şarkı kadar klip imajınız da konuşulmuştu...

- Evet mayokini giymiştim, üstelik o zaman kimse bilmiyordu. Güzel bir styling’di gerçekten. O albümün içinde Sezen Aksu bestesi de vardı. Bir “El Gibi” seslendirdim ki mesela, çok sevildi, müthiş yorumlar aldım. Dolayısıyla “patladığım” albüm oydu. Şarkı çıktı, ertesi gün bütün gece kulüplerinde çalıyordu, hatta ana haber bültenlerindeydim.

◊ Sözleri kime aitti?

- Nazan Öncel... Şarkıdan sonra adım “Lo Lo Lo Tuğba”ya çıktı (gülüyor). O albümde söz yazarı ve besteci olarak da varım. Parçalarımın çoğunu kendim yazıyorum.

Sabah erken kalkan şarkıcı oluyor

Fotoğraf: Levent KULU

“TUĞBA, BU ŞARKIYI BAŞKASINA VERDİRMEM”

◊ Peki şarkılarınızı neden kendinize saklıyorsunuz?

- Bugüne kadar benden şarkı isteyenler oldu fakat bir türlü denk gelmedi, kısmet değilmiş. Mesela “Gidesim Geldi”... Ben o şarkıyı aslında başkasına yazmıştım.

◊ Kime?

- Şimdi söylemeyeyim...

◊ E ne oldu peki?

- Erhan Bayrak dedi ki “Tuğbacım kariyerinin en önemli şarkısı, ben sana bunu verdirmem”... Onu dinledim, şarkı bana kaldı.

◊ Yeni projeler var mı?

- Biliyorsunuz artık saygı albümleri çok yapılmaya başlandı. Duayenlerimiz için saygı albümleri yapılıyor. Bunlardan sonuncusu sevgili Fikret Şeneş için hazırlanıyor. Muhteşem eserlerin sahibi bir hanımefendiydi kendisi. Ben de o albüm için çok güzel bir şarkı seslendirdim. Temmuz ortası gibi çıkacak albüm. Sonrasında da kendi şarkılarıma adapte olacağım.

KANALIM HENÜZ BEBEK 

◊ YouTube kanalınız hayırlı olsun...
- Çok teşekkürler. Biz bu kanalı oluşturmak için önce bütün kliplerimi, görüntülerimi derleyip düzenledik. Takipçilerim tek kanaldan hepsine ulaşabilsinler istedik. Sonra İzmirli müzisyen dostlarımla akustik performanslar çektim 10-11 tane. Onlardan 2’sini yayına verdik, yavaş yavaş onları sunmaya başlayacağız, yani devamı gelecek. Özellikle kendi bestelerimi akustik olarak seslendiriyorum, çok da seviliyor. 

◊ İlgi nasıl?
- Oturtuyoruz yavaş yavaş, daha da güzel olacak. Daha çok yeni, çok bebek ama güzel olacak.

DOSTLARIMI BU CAMİADAN SEÇMİYORUM

◊ Arkadaş çevreniz genelde sanatçılardan mı oluşuyor?
- Yok, açıkçası bu camiadan pek seçmiyorum. Asla demiyorum tabii, birkaç arkadaşım var ama...

◊ Ama ne?
- Aynı sektörden insanlar arasında genel olarak bir çekişme söz konusu oluyor. 

◊ Rekabetin getirdiği bir sıkıntı mı yani?
- Rekabetin getirdiği şeylerdir herhalde. Ben öyle biri değilim, kimseyle çekişmeyi, dövüşmeyi istemem, sevmem. Ama karşımdaki insandan da bunu görmek istemiyorum. Onun için bizim camianın dışından insanlarla arkadaşlık kuruyorum daha çok.

SEKTÖRDE PASTA ÇOK KÜÇÜLDÜ

◊ Geçmiş ile günümüzü müzik piyasası anlamında karşılaştırmanızı istesem... Neler söylersiniz?
- Tabii ki iyi işler yapılıyor, tabii ki benim de sevdiğim yeni işler, sesler var. Derseniz ki siz otorite misiniz, başkasına göre belki değilim ama kendime göre öyle olduğumu düşünüyorum. Aldığım eğitim ve sevilen eserlerimin olması sebebiyle sektörle ilgili birkaç cümle edebilirim.

◊ Birkaç cümle alayım o zaman...
- Bu ara sabah erken kalkan şarkıcı oluyor diyorum (gülüyor)... Yani çok karmaşa var. Ama tabii ki iyiler kalacak, diğerleri elenecektir.

◊ Karmaşadan kastınız ne?
- Sanki herkes şarkı söylemek mecburiyetindeymiş gibi. Yok ki böyle bir şey. Herkesin kendine göre farklı yetenekleri var, başka alanlara da yönelebilirler. Bir de şunu diyorum; pasta o kadar geniş ki buyrun siz de söyleyin.

◊ İroni diyorsunuz...
- Yani... Pasta o kadar küçüldü ki eski paylar kalmadı. Burası kolay yol değil, onu bilsinler. Şu ortamda çıkıp başarıya ulaşmak falan çok zor. Hadi şans eseri başarılı oldun diyelim, o çizgiyi sürdürmek daha da zor. Bir anda parlayıp aynı hızla unutuluyorlar.

◊ Bu kadar zor olan ne?
- Ne var biliyor musunuz, bence şampiyonlar liginde yarışmak insanları çok yoruyor. Kolay bir şey değil yani. Ayrıca şöhretin de bir bedeli var, kolay değil yani.

◊ Nasıl bir bedel?
- Hayatınızdan ördün vermek zorundasınız, bazen bir sporcu gibi kampa girmeniz lazım. Sandığınız kadar rahat yaşayamazsınız. Parlamadan hemen sonra o rahatlık gelince olmuyor. Sürekliliği olan bir disiplin gerekiyor. O yüzden de insanlar yoruluyor bence. Bir de sinirleri çok fazla kaldıramıyor olabilir. 

◊ Neler yaşanıyor ki bu sektörde, sinirler yıpranıyor?
- Birileri gizli gizli sizin ayağınızı kaydırmaya çalışıyor mesela... Yüzünüze gülüyor ama arkanızdan neler çevirdiğini aslında siz biliyorsunuz. Bunlarla mücadele etmek herkesin harcı değil. Yoksa tabii ki iyi sesler var.


Bu haber 568 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum