Soner Yalçın yazdı: Türkiye’nin ittifaka ihtiyacı var

MHP yönetimi, AKP ile CHP'yi birbirine düşürmek istiyor; “Türkiye İttifakı” talebini doğmadan boğmak istiyor. Başardı mı? Evet.

Soner Yalçın yazdı: Türkiye’nin ittifaka ihtiyacı var

MHP yönetimi, AKP ile CHP'yi birbirine düşürmek istiyor; “Türkiye İttifakı” talebini doğmadan boğmak istiyor. Başardı mı? Evet.

Soner Yalçın yazdı: Türkiye’nin ittifaka ihtiyacı var
02 Mayıs 2019 - 10:46

Gerek AKP sözcüleri…

Gerek MHP sözcüleri…

Yaklaşık iki haftadır neler söylediler:

Kılıçdaroğlu'nu suçladılar.

-CHP'nin provokasyon yaptığını belirttiler.

Evet, konu Çubuk Akkuzulu Köyü'ndeki şehit cenazesi sonrası yaşanılan linç girişimi.

CHP, konuyu TBMM'ye taşıdı; Meclis araştırma önergesi verdi.

Herkesin birbirini “provokatör” diye suçladığı bu acı olayın Meclis tarafından araştırılmasını AKP ve MHP istemedi! Önerge reddedildi.

CHP'liler haklı olarak sordu: “Neyin ortaya çıkmasından korkuyorsunuz?”

Gerçekten şunu merak ediyorum:

AKP'nin politik taktiklerini kim/kimler belirliyor? Siyasi zekalarını kaybettiler mi? Görünen şu: CHP'nin bu “pasını” AKP iktidarı “gole” dönüştürmeyi beceremedi!

Böylece “Türkiye İttifakı” için önemli bir fırsat kaçtı…

AKP'yi MHP'nin “kandırdığını” ya da “korkuttuğunu” düşünüyorum! AKP, muhalefete güvenemiyor ve bu sebeple MHP ile arasını bozmak istemiyor! Her dayatmasını kabul ediyor.

Bakalım MHP, AKP'yi daha nerelere sürükleyecek? Göreceğiz…

Oysa.

AKP, kapalı kapılar ardında MHP'ye şunu diyebilirdi: “Bu araştırma önergesini reddetmek Çubuk Akkuzulu Köyü'nde olanları bizim yaptırdığımız anlamına gelir. Meclis'te çoğunluk bizde, önergeyi kabul edelim, ‘hodri meydan' diyelim. Araştırma komisyonunu istediğimiz gibi yönlendirelim!” Örneklerini yaşadık. Ama…

MHP Meclis grubunun istediği bu değildi ki?

MHP yönetimi, AKP ile CHP'yi birbirine düşürmek istiyor; “Türkiye İttifakı” talebini doğmadan boğmak istiyor. Başardı mı? Evet.

HEDEF NE?

Peki arkadaş!

“Türkiye İttifakı” nedir?

Bağımsızlıkçı-yurtseverlerin emperyalizm karşısında politik duruş sergilemeleridir. Halkın amansız düşmanı karşısında kenetlenmesidir.

Kim/kimler bu ittifaktan rahatsız olabilir?

Adı, “milliyetçi” olan…

Ülküsü, “ulusal pazarını korumak” olan…

Toplumcu, halkçı, hürriyetçi bir parti yönetimi “Türkiye İttifakı” lafını duyar duymaz sert demeçlere neden başlıyor?

Bakınız:

Emperyalizm, yayılmacılıktır. Bir devletin, başka ulusları kendi çıkarları doğrultusunda her açıdan sömürmesidir.

Bu sadece Irak'ta, Afganistan'da, Libya'da, Suriye'de, Sudan'da, Yemen'de ve Filistin'de olduğu gibi ateş ve barutla olmaz.

Emperyalizmin siyasi, ekonomik, kültürel ayakları vardır.

Siyasi karakteri; demokrasinin anlamını yok edip içini boşaltarak, ulus devletleri bölüp – parçalayarak küreselleşmeye pazar açmaktır. Halkın egemenliğini yok etmektir.

Ekonomik karakteri; devleti, hukuku, eğitimi, sağlığı salt piyasaya-paraya indirgemektir. Finansı “Tanrı” yapmaktır.

Kültürel karakteri; tarihi- toplumsal değerleri piyasanın azgın dişlilerine göreyeniden üretmek-tanımlamaktır. İnsanı bozguna uğratmaktır!

İşte…

“Türkiye İttifakı” dediğimiz…

“Yurtsever Cephe” dediğimiz…

“Anti-Emperyalizm” dediğimiz…

Bu hegemonyaya toptan karşı duruştur!

Bu ittifakın “çimentosu” Atatürk'ün belirlediği “İstiklal-i Tam”dır!

Peki…

Bu hedefle günümüz Türkiye'sinde kurulması düşünülen “Kuvayı Milliye”ye kim neden karşı çıkar?

Karşı çıkanlar hangi ideolojiyi savunmaktadır?

Karşı çıkanların ağızlarındaki söylem emperyalizmin cilası mıdır?

Bilmek hakkımız.

Çünkü:

Hem karşı çıkıp hem de Türkiye idari yapısını “federatif” yapacak tavsiyede bulunmanın anlamı nedir?

HEP TEHDİT

Yani arkadaş!

Lafla emperyalizme karşı olunmaz. Özü kavramak lazım.

Emperyalizmin “neo-liberalizm kılıcıyla” kesip doğradığı tüm değerlere yeniden hayat vermek zorunludur.

“İnek hırsızını” savunarak anti-emperyalist olunmaz. Lince neyin-kimin sebep olduğunu ortaya çıkararak anti-emperyalist olunur.

Keza:

ABD'nin dayattığı S-400 konusunda anti-emperyalist olmamızı bekleyenler, emperyalizmin diğer tüm hegemonyasına karşı durmalıdır! Örneğin…

Seçimin hemen ertesi günü yazdım: Yerel seçimin sonuçlarını kabul ederek Batı'nın Türkiye'de çıkarmaya çalışacağı siyasal krizin önüne geçin. Heyhat! Bir aydır neyle uğraşılıyor?

1 Mayıs Bayramı'nda bile MHP lideri, hâlâ siyasal ortamı gerecek seçim açıklamaları yapıyor; YSK'yı tehdit ediyor.

Bahçeli nereye koşuyor, nereye varmak istiyor?

Yanında ülkeyi nereye sürüklüyor?

Biz bu “Bahçeli filmini” 2000'li yılların başında seyretmedik mi?

Türkiye'ye yine yeni “elbise” mi giydirilmek isteniyor?

MHP yönetimi bunları soran tüm gazetecileri tehdit ediyor; hapse atılmalarını istiyor! Bunu siyaset yapmak sanıyor. Yazık.

Oysa acilen:

Türkiye'nin sağduyuya ihtiyacı var.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Odatv.com

Bu haber 393 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum