Suriye toplama kampı...

İkinci Dünya Savaşı deyince ilk akla gelen yerlerden biri Nazi Almanyası’nın bugünkü Polonya sınırları içinde kurduğu Auschwitz toplama kampıdır. Polonya’nın Varşova’dan önceki başkenti Krakov’a 60 kilometre kadar uzaktaki kamp, 75 yıl önce 27 Ocak 1945’te kapatılmıştı.

Suriye toplama kampı...

İkinci Dünya Savaşı deyince ilk akla gelen yerlerden biri Nazi Almanyası’nın bugünkü Polonya sınırları içinde kurduğu Auschwitz toplama kampıdır. Polonya’nın Varşova’dan önceki başkenti Krakov’a 60 kilometre kadar uzaktaki kamp, 75 yıl önce 27 Ocak 1945’te kapatılmıştı.

Suriye toplama kampı...
06 Şubat 2020 - 19:10

Dünya gezilerim içinde, aklımda en çok yer eden alanların başında Auschwitz gelir. Yağmurlu bir günde tren istasyonundan inip kampa doğru yürürken burnuma hâlâ is benzeri garip bir koku geliyordu. İnsanların yakıldığı fırınlar, siyah duvarlarıyla, gelenleri utançla karşılıyordu... 

Tepeden zehirli gazın atıldığı penceresiz odalara daha girer girmez, yapabileceğiniz bir şeyler varmış da yapmıyormuşsunuz gibi tedirgin oluyorsunuz. 

Tepesinde Almanca “çalışmak özgürleştirir” yazılı dar yoldan insanların kurşuna dizildiği yerlere geçiyorsunuz.

Auschwitz’de çok büyük bölümü Yahudi olmak üzere ölenlerin sayısının iki milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Kesin rakamı kimse bilmiyor.

27 Ocak 1945’te dönemin Sovyet askerleri kampa girdiğinde ölümü bekleyen 7 bin kişi vardı.

***

Suriye’nin İdlib bölgesinde aylardır toplu kamp ortamında yaşayan 3 milyonu aşkın kişinin koşullarını düşündükçe insanın aklına İkinci Dünya Savaşı sırasındaki kamplar geliyor.

Ne insanlık dışı bir tablo...

Bir yandan robot teknolojisi gelişiyor, bir yandan da etten kemikten insanlar robot gibi birbirlerini öldürmeye konuşlanmış, savaşıyor. Arada da milyonlarca masum kadın, çocuk var.

Böyle bir tablonun haklı tarafı olabilir mi?

Durum İkinci Dünya Savaşı’ndan da beter. Bugün artık cephe de yok.

Cephe her yer...

Bir köy, bir göç kervanı, bir yardım konvoyu, bir cami, bir düğün evi...

Sadece İdlib değil, 2011’den bu yana Suriye’nin hemen her yeri savaş alanı, her yeri toplama kampı...

Artık Birleşmiş Milletler de yaşamını yitirenlerin istatistiğini tutamıyor. Zira ölü ya da kayıp sayısı milyona doğru gidiyor.

Bütün dünyanın gözü önünde, canlı yayınlar eşliğinde aynı dinin, aynı toprağın, aynı yurdun insanları birbirinden kaçıyor.

Masum insanların arasına karışan, karıştırılan, yerleştirilen terör örgütleri amip gibi bölünüp çoğalıyor, çoğalıp bölünüyor. 

Önceki gün El Kaide, dün El Nusra, bu sabah IŞİD, akşama doğru HTŞ...

Bunları üretenler patent hakkını da elinde tutup, yarınki terör örgütünün adını, işlevini planlıyorlar.

***

Bu alçakça gidişin içinde dünyanın dört bucağından sadece kendi hesabına adım atan küresel aktörlerin yanında Suriye’yi yönetenler de var. Şam rejimi de kendisini dalgalanmaya bırakmış, yurttaşlarının çığlıklarından siyaset üretiyor.

İdlib’de büyük bir kamp düşünün ki, 3 milyon insan yaşam savaşı veriyor. Onların arasında 100 bin kadar robotlaşmış “cihatçı” da öldüreceği kişilere kavuşacağı günün şehvetiyle yaşıyor.

Bu yangın yerinde “ilk kurtarılacak” insandır...

Bu yangın yerinde “alevler ne tarafa sıçrarsa işime yarar” diye bakan insan değildir.

Bu yangın yerinde alevlerin arasında kaybolanları mezhebine göre ayıranlara “alçak” demek bile bir yüksekliktir!

Mustafa Balbay
[email protected]

Bu haber 717 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum