Türkiye, kritik askeri hamleleri yapamadı

ABD Başkanı Trump, jeostratejik hedeflerine ulaşmak amacı ile İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1991 Körfez Savaşı hariç, silahlı mücadelelerde ciddi bir başarısı olmayan, maliyeti yüksek askeri gücü yerine, öncelikle ekonomik tedbirleri, bu kapsamda yaptırımları ve Çin’e karşı ticaret savaşını kullanmaktadır.

Türkiye, kritik askeri hamleleri yapamadı

ABD Başkanı Trump, jeostratejik hedeflerine ulaşmak amacı ile İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1991 Körfez Savaşı hariç, silahlı mücadelelerde ciddi bir başarısı olmayan, maliyeti yüksek askeri gücü yerine, öncelikle ekonomik tedbirleri, bu kapsamda yaptırımları ve Çin’e karşı ticaret savaşını kullanmaktadır.

Türkiye, kritik askeri hamleleri yapamadı
15 Mayıs 2019 - 22:29

ABD-ÇİN TİCARET SAVAŞI

ABD ve Çin savaşmaktadır. Bir sonraki seçim için şimdiden hazırlıklara başlayan ve daha önce Amerika’yı yeniden büyük yapacağına dair söz verdiği için seçilen ABD Başkanı Trump, 2050 yılından önce küresel liderliği ele geçireceğini resmen ilan eden ve bu amaçla Kuşak-Yol İnisiyatifi ile Dünya Adası’nda (Afro-Avrasya coğrafyasında) jeopolitik nüfuzunu giderek yayan Çin’e savaş açtı. Bu savaş, ticaret savaşı şeklinde gelişmektedir.

ABD’nin amacı, mevcut uluslararası düzeni korumak, küresel liderliğini sürdürebilmek ve Çin’in küresel liderliği ele geçirmesini engellemektir. Çin‘in amacı ise küresel liderliği ele geçirmek ve Çin odaklı yeni bir dünya düzeni kurmaktır.

Çin’in başarısı, doların gücünü kırmasına, küresel finans ve ekonomik kurumlarda etkili olmasına veya bu kurumlara alternatifler oluşturmasına, enerji kaynaklarına kesintisiz erişim sağlamasına, teknoloji geliştirmede ön almasına, üretimini sürdürmesine, pazarlarını genişletmesine, açık denizlerde ABD deniz gücünü dengelemesine, ABD kontrolündeki dar deniz kesimlerini alternatif yollarla baypas etmesine ve Kuşak-Yol İnisiyatifinin başarılı olmasına bağlıdır.

ABD Başkanı Trump ,Çin’in yükselişini dizginlemek amacı ile bir yanda Kuşak-Yol İnisiyatifinin güzergahlarında sentetik terör örgütleri ile bu projeyi engellemeye çalışırken, Çin ekonomisine darbeler vurmak için ticaret savaşını başlatmıştır ve bu savaş, sadece iki dev ekonomiyi değil, aynı zamanda küresel ekonomiyi de etkilemektedir. Trump’ın başlattığı bu savaşta, ABD’nin başarılı olup olmayacağı ve bu savaşın küresel güç mücadelesi üzerinde nasıl bir etki yapacağı şimdiden belli değildir.

 

Strateji belgelerinde ABD, Çin’i İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan, dünya düzenini çökertmek isteyen revizyonist güç ve tehdit olarak tanımlanırken, aslında Trump, serbest ticareti ve liberal ekonomik düzeni gümrük vergileri ile sakatlarken, liberal ekonomik düzen sayesinde küresel liderliğe yükselen ABD’de yönetim ilk defa böylesine ciddi bir çelişkiye neden olmaktadır.

ORTADOĞU’DA ÖNCELİKLİ HEDEF İRAN

ABD’nin Ortadoğu’daki öncelikli hedefi ise İran’dır. İran, zengin petrol ve doğal gaz kaynakları, Hürmüz Boğazı’nı ve Basra Körfezi’ni kontrol eden coğrafi konumu, nükleer yetenek geliştirme hamleleri, yaptığı jeostratejik girişimlerle Tahran-Bağdat-Sam-Beyrut Şii eksenini inşa etme gayretleri ile önem kazanmaktadır.

Büyük Ortadoğu Projesi ve Arap Baharı kapsamı içinde yeniden şekillendirilen Ortadoğu’da, İsrail’in tehdit olarak değerlendirdiği ve ABD’nin ise henüz sonuca ulaşamadığı hedef ülkedir İran. Ayrıca, Çin’e enerji deposu oluşturma kapasitesi ve Kuşak-Yol İnisiyatifi içindeki kritik coğrafi konumu ile İran, Çin için önemli bir ülkedir ve bir bakıma İran ile ilgili mücadele, aynı zamanda bu ülke üzerinden ABD-Çin arasındaki mücadeledir denilebilir.

İRAN’DA AMAÇ REJİM DEĞİŞİKLİĞİ

Ekonomik yaptırımlarla sarstığı ve donanması ile kuşattığı İran ile ilgili olarak ABD’nin bu ülke ile öncelikli amacı, rejim değişikliğini gerçekleştirmek, Çin’in İran enerji kaynaklarını serbestçe kullanmasını engellemek ve Basra Körfezi’ni ve bu bölgeden enerji çıkışını kendileri için güvenli duruma getirmektir.

TÜRKİYE SURİYE’DE OYUN KURMA YETENEĞİNİ KAYBETTİ

İstanbul seçimine kilitlenen, ciddi bir ekonomik-finansal kriz yaşayan, kutuplaşan,giderek Atlantik ile Avrasya arasında sıkışan Türkiye ise Suriye’de oyun kurucu olma yeteneğini giderek kaybetmektedir.

Yanış planlama nedeni ile Türkiye, Astana süreci içinde İdlip ile ilgili vaatlerini yerine getirememiştir. Türkiye’nin desteklediği muhalifler daha önce El Kaide uzantıları karşısında İdlip’ten çekilmek zorunda kalmış, yakın geçmişte Rusya’nın hava desteği ile Suriye ordusunun başlattığı harekat ile Türkiye’nin bölgede inisiyatifi sona ermiştir. 

Türkiye, Menbiç’te, hangi amaca hizmet ettiği belli olmayan ABD ile müşterek devriye faaliyeti ile oyalanmış ve sonuç alamamıştır. ABD Suriye temsilcisi J. Jeffery, Türkiye ile PKK-YPG arasında arabuluculuk yapmakta, güvenlikli bölge konusunda da Türkiye’nin amacına ulaşılamayacağı anlaşılmaktadır.

Suriye’de Fırat’ın doğusunda, PKK-YPG devleti planlandığı gibi adım adım inşa edilmektedir. Eğer, Suriye anayasasını yazma kuruluna Kürtleri temsilen PKK-YPG temsilcileri seçilecek olursa, PKK-YPG devleti, adı ne olura olsun meşruiyet kazanmış olacaktır.

Suriye’deki hedeflerine ABD ile Rusya arasında denge politikaları sürdürerek ulaşmayı amaçlayan Türkiye, kritik zamanlarda, kritik kararlar için irade oluşturamamış, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm birimlerini emrine alan Milli Savunma Bakanı, kritik zamanlarda, kritik askeri hamleleri yapamamıştır.

DOĞU AKDENİZ’DE EN UYGUN SİLAH S-400

Enerji kaynaklarının paylaşımı nedeni ile bölgesel güç mücadelesinin ağırlık merkezine dönüşen Doğu Akdeniz’de Türkiye bu güne kadar bölgedeki gelişmelere karşı reaktif tedbirler uygulamıştır.

Türkiye’nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarının karşısında ABD ve AB himayesinde Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail, Mısır, Ürdün dahil geniş bir koalisyon oluşmuştur. Türkiye, bu koalisyona, başlattığı sondaj faaliyeti ve deniz kuvvetlerinin tatbikatları ile cevap vermektedir.

Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını gerçekleştirmek, tehditleri dengelemek amacı ile Türkiye, öncelikle S-400 hava savunma sistemi tedarikini hızlandırmalı ve bu silah sistemini öncelikle Doğu Akdeniz’i kapsama alanına alacak şekilde konuşlandırmalıdır.

SON SÖZ: Siyasi irade, milli güç unsurlarının çarpanıdır. Siyasi iradenin oluşmadığı durumlarda, milli gücün toplamı sıfırlanır.

Nejat Eslen

Bu haber 257 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum