Türkiye'nin yüzde 4'ü Suriyeli'den oluşacak
Yanlış Orta Doğu siyaseti nedeniyle ülkeyi başıboş sığınmacı kampına dönüştüren AKP iktidarı bu kez de Suriyeli sığınmacılara “vatandaşlık” hakkı vermeye hazırlanıyor.
04 Temmuz 2016 - 10:22 - Güncelleme: 05 Temmuz 2016 - 10:32
YENİÇAĞ / Levent Bulut
Avrupa, kapısına dayanan mülteciler için köpekli-dikenli telli, silahlı önlemler alıp, Ege’de Suriyelilerin içinde bulunduğu botlar batırılır, NATO bile devreye sokulurken Türkiye, bu kişileri “vatandaşı” yapma kararı aldı. Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “vatandaşlık hakkı”, Türkiye’ye kalıcı ve önemli bir sorumluluk daha yüklüyor. Suriyeli mülteciler için “misafir” diyen AKP iktidarı, Türkiye’nin nüfusuna yüzde 4 oranında yeni Arap topluluk ekleyecek. Bu oran yakın bir gelecekte ülkemizde nüfusça güçlü bir Suriyeli-Arap azınlığın tüm sorunlarıyla karşımıza çıkacağı anlamına geliyor.
Sözünü dinletemedi
2011 yılı Mart ayından bu yana süren Suriye iç savaşı ve kitlesel göç hareketi, başta Türkiye olmak üzere tüm bölge ülkelerinin iç siyasi, ekonomik ve sosyal dinamiklerini etkiledi. Suriye nüfusunun yarısı evini ve yaşadığı bölgeyi savaş nedeniyle terk etmek zorunda kaldı, yaklaşık 5 milyonu sığınmacı oldu. Orta Doğu’da en çok Suriyeli Türkiye’ye göç etti, bunu Ürdün izledi. Türkiye yaklaşık 3.5 milyon Suriyeli’nin Türkiye’ye maliyeti de yaklaşık 15 milyar liraya ulaştı. Bu büyük deprem, ülkeleri yıkılan insanların dönmelerini de zorlaştırıyor. Sorunu Suriye içinde “tampon bölge” kurarak çözemeyen, sözünü dinletemeyen iktidar, maddi ve manevi tarafını yine Türk halkı üzerine yıktı. Avrupa, özellikle Almanya, Suriyeli sığınmacıların eğitimli, meslek sahibi olanlarını seçip kabul ederken Türkiye, bu kişilerin meslek haritalarını bile çıkaramadı. Kişilerin fiziksel özelliklerinin alındığı biyometrik girişlerde maalesefmeslek bilgileri alınmadı. Suriyeliler, kentlere yayılarak sefalet görüntüleri çizdi. Uzmanlar, şöyle diyor: “Eğer mültecilere ve özellikle onların çocuklarına insanca yaşayacakları bir ortam sunmaz iseniz o çocuklar şiddet sarmalına kapılıp karşınıza daha büyük bir toplumsal fatura ile çıkar. O nedenle, Suriyeli çocukları
Türkiye’nin sorunu olarak ele almak gerekir. Her 4 çocuktan 3’ünün ailesinden birisini kaybettiği, her üç çocuktan birinin fiziksel şiddete uğradığı ve her üç çocuktan ikisinin ailesinden birisinin fiziksel şiddete uğradığını gördüğü gibi vahim bir tablo var karşımızda. Bu çocukların rehabilite edilmesine yönelik adımlar atılmalı.”
İstatistikler korkutucu
İSTANBUL’da Suriyeli çocukların eğitim gördüğü yaklaşık 60 okul var. Bu sayı Türkiye genelinde 500’ü buluyor. Bu okullarda yaklaşık 150 bin çocuk eğitim görüyor. Türkiye’de 22 kampta yaklaşık 250 bin kişi yaşıyor. Burada kişi başına 80 TL para veriliyor. Birçok Suriyeli kız para karşılığında, ikinci, üçüncü, hatta dördüncü
eş olarak evlendiriliyor. Suriyeli kadın ve kızlar fuhuş batağına sürükleniyor. Kamp dışında yaşayan Suriyeliler’in sıkıntısı gün geçtikçe artıyor. Suriyeli kadın ve çocuklar, sokaklarda nerdeyse adım başı dilencilik yapıyor.
Karın tokluğuna
Suriyeli sığınmacıların büyük bölümü sigortasız olarak ve çocuk yaşta çalıştırılıyor. Ucuz ve sigortasız işçi çalıştırılması nedeniyle, piyasada bulunan aynı mal ucuza satışa sunulmaktadır. Birçok kentte Türk vatandaşları, o nedenle işsiz kaldı. Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) ve Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın 2014 Ocak verilerine göre, mülteci kamplarından devlet hastanelerine 500 binin üzerinde hasta sevk edildi. Türkiye’de ameliyat edilen hasta sayısı 200 bini aştı. Sınır şehirlerinde bulunan devlet hastaneleri toplam hizmetin yüzde 30 ile yüzde 40’ı arasında bir oranda Suriyeli sığınmacılara
hizmet veriyor. Hastanelerde yalnızca sığınmacılar değil, Suriye’de yaşanan çatışmalarda yaralananlar da tedavi ediliyor. Sınır illerindeki pek çok hastanede kapasite sorunları yaşanıyor. Raporda yerel halk, yeterli sağlık hizmeti alamadığı ve alınan sağlık hizmetinin kötüleştiğini belirterek tepkili.
Avrupa, kapısına dayanan mülteciler için köpekli-dikenli telli, silahlı önlemler alıp, Ege’de Suriyelilerin içinde bulunduğu botlar batırılır, NATO bile devreye sokulurken Türkiye, bu kişileri “vatandaşı” yapma kararı aldı. Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “vatandaşlık hakkı”, Türkiye’ye kalıcı ve önemli bir sorumluluk daha yüklüyor. Suriyeli mülteciler için “misafir” diyen AKP iktidarı, Türkiye’nin nüfusuna yüzde 4 oranında yeni Arap topluluk ekleyecek. Bu oran yakın bir gelecekte ülkemizde nüfusça güçlü bir Suriyeli-Arap azınlığın tüm sorunlarıyla karşımıza çıkacağı anlamına geliyor.
Sözünü dinletemedi
2011 yılı Mart ayından bu yana süren Suriye iç savaşı ve kitlesel göç hareketi, başta Türkiye olmak üzere tüm bölge ülkelerinin iç siyasi, ekonomik ve sosyal dinamiklerini etkiledi. Suriye nüfusunun yarısı evini ve yaşadığı bölgeyi savaş nedeniyle terk etmek zorunda kaldı, yaklaşık 5 milyonu sığınmacı oldu. Orta Doğu’da en çok Suriyeli Türkiye’ye göç etti, bunu Ürdün izledi. Türkiye yaklaşık 3.5 milyon Suriyeli’nin Türkiye’ye maliyeti de yaklaşık 15 milyar liraya ulaştı. Bu büyük deprem, ülkeleri yıkılan insanların dönmelerini de zorlaştırıyor. Sorunu Suriye içinde “tampon bölge” kurarak çözemeyen, sözünü dinletemeyen iktidar, maddi ve manevi tarafını yine Türk halkı üzerine yıktı. Avrupa, özellikle Almanya, Suriyeli sığınmacıların eğitimli, meslek sahibi olanlarını seçip kabul ederken Türkiye, bu kişilerin meslek haritalarını bile çıkaramadı. Kişilerin fiziksel özelliklerinin alındığı biyometrik girişlerde maalesefmeslek bilgileri alınmadı. Suriyeliler, kentlere yayılarak sefalet görüntüleri çizdi. Uzmanlar, şöyle diyor: “Eğer mültecilere ve özellikle onların çocuklarına insanca yaşayacakları bir ortam sunmaz iseniz o çocuklar şiddet sarmalına kapılıp karşınıza daha büyük bir toplumsal fatura ile çıkar. O nedenle, Suriyeli çocukları
Türkiye’nin sorunu olarak ele almak gerekir. Her 4 çocuktan 3’ünün ailesinden birisini kaybettiği, her üç çocuktan birinin fiziksel şiddete uğradığı ve her üç çocuktan ikisinin ailesinden birisinin fiziksel şiddete uğradığını gördüğü gibi vahim bir tablo var karşımızda. Bu çocukların rehabilite edilmesine yönelik adımlar atılmalı.”
İstatistikler korkutucu
İSTANBUL’da Suriyeli çocukların eğitim gördüğü yaklaşık 60 okul var. Bu sayı Türkiye genelinde 500’ü buluyor. Bu okullarda yaklaşık 150 bin çocuk eğitim görüyor. Türkiye’de 22 kampta yaklaşık 250 bin kişi yaşıyor. Burada kişi başına 80 TL para veriliyor. Birçok Suriyeli kız para karşılığında, ikinci, üçüncü, hatta dördüncü
eş olarak evlendiriliyor. Suriyeli kadın ve kızlar fuhuş batağına sürükleniyor. Kamp dışında yaşayan Suriyeliler’in sıkıntısı gün geçtikçe artıyor. Suriyeli kadın ve çocuklar, sokaklarda nerdeyse adım başı dilencilik yapıyor.
Karın tokluğuna
Suriyeli sığınmacıların büyük bölümü sigortasız olarak ve çocuk yaşta çalıştırılıyor. Ucuz ve sigortasız işçi çalıştırılması nedeniyle, piyasada bulunan aynı mal ucuza satışa sunulmaktadır. Birçok kentte Türk vatandaşları, o nedenle işsiz kaldı. Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) ve Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın 2014 Ocak verilerine göre, mülteci kamplarından devlet hastanelerine 500 binin üzerinde hasta sevk edildi. Türkiye’de ameliyat edilen hasta sayısı 200 bini aştı. Sınır şehirlerinde bulunan devlet hastaneleri toplam hizmetin yüzde 30 ile yüzde 40’ı arasında bir oranda Suriyeli sığınmacılara
hizmet veriyor. Hastanelerde yalnızca sığınmacılar değil, Suriye’de yaşanan çatışmalarda yaralananlar da tedavi ediliyor. Sınır illerindeki pek çok hastanede kapasite sorunları yaşanıyor. Raporda yerel halk, yeterli sağlık hizmeti alamadığı ve alınan sağlık hizmetinin kötüleştiğini belirterek tepkili.







YORUMLAR