Yaptıkları, yapabileceklerinin teminatıdır!

Günah değil ya bazen Cumhurbaşkanı’nın sözlerini okurken ister istemez gülebiliyorum. Mesela önceki gün “103 yıllık Cumhuriyetin en başarılı kadrosuyuz” dedi. Birkaç habere göz gezdirelim: Cezaevlerinde doluluk oranında rekor kırıldı; yüzde 131,6 seviyesine ulaştı.

Yaptıkları, yapabileceklerinin teminatıdır!
24 Haziran 2026 - 10:32

Türkiye, pestisit kalıntısı en fazla bildirim alan ikinci ülke olmayı başardı. Ayrıca Avrupa genelinde en uzun çalışma saatlerine sahip ülke olurken, genç işsizliğinde ve işçi hakları ihlallerinde Bangladeş ve Nijerya gibi ülkelerle birlikte listeleniyor. Ne diyeyim; durmak yok, yola devam!

Yaptıkları, yapabileceklerinin teminatıdır!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Allah ömür verdiği sürece başımızda kalmaya kararlı görünen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmaları çok hoşuma gidiyor.

Hayır, dinlemek değil tabii. Okumak hoşuma gidiyor.

Nutuk atarken konuşmasına hâkim olan vurgular ve genellikle sesini çok yükseltmesi kulağımı tırmalıyor.

Yaşım ilerledi diye değil, eskiden de heavy metal dinleyemezdim mesela.

Cumhurbaşkanı’nın konuşmaları da böyle: Politik “heavy metal” gibi ve direkt kafanıza kafanıza vuruyor.

Onun için okumayı tercih ediyorum.

Bazen komiklik yapmaya gayret etmeden insanı güldüren tiplerle karşılaşırız; komik olmaya çalışmadan gayet “cool” konuşurlar ama söylediklerinde öyle bir tını vardır ki insan istemeden tebessüm eder, kendine hâkim olamayanların kahkaha attığı bile olur.

Kafası aynı frekansta çalışmayanlar “bu adam/kadın niye bu kadar gülüyor” diye merak ederler ama çözemezler.

Bende de böyle oluyor.

Günah değil ya bazen Cumhurbaşkanı’nın sözlerini okurken ister istemez gülebiliyorum ama hakaret amaçlı değil tabii. Sözlerindeki ince mizaha bir tür övgü bile sayılabilir bu tebessümlerim.

Mesela önceki gün “103 yıllık Cumhuriyetin en başarılı kadrosuyuz” dedi.

Bu sözleri okumadan hemen önce ileride yazı filan yazarım diye bir kenara ayırdığım haberleri ayıklıyordum.

Bu günlük yazı yazma işi böyle bir deformasyona yol açıyor; haberleri, haber almak için değil, de ileride yazı konusu olsun gibisinden mi okuyorum acaba, diye düşünmeme yol açıyor.

Mesela Cumhurbaşkanımızın çok beğendiği kadrodan bir rekor haberi var, 22 Haziran 2026 günü yayınlanmış: Cezaevlerinde doluluk oranında rekor kırıldı!

Mahkûm sayısı son 10 yılda iki kat artmış!

2016 yılında 200 bin 727 kişi hapishanedeymiş, 2025 sonu itibariyle 401 bin 519 kişiye ulaşmış.

Hapishanelerin doluluk oranı yüzde 131,6 seviyesine ulaşmış. Yani 10 kişilik yerde 13 kişi yatıyor.

Bu on yılda ne oldu diye gerçekten merak ettim: Türklere karşı kullanılan bir kimyasal gizli savaş silahı mı buna yol açtı? Yoksa uzaydan gelen bir takım kozmik ışınımların sonucu mu bu?

“103 yılın en başarılı kadrosu” bu konudaki başarılarını arttırmak için biraz daha gayret ederse bütün ülke hapiste olacak gibi.

Bir başka haber, 21 Haziran’da yayınlanmış: Türkiye pestisit kalıntısı en fazla bildirim alan ikinci ülke olmayı başardı! 51 gıda ürünü Avrupa sınırlarından döndü.

Bir tek Hindistan’ı geçememişiz. Son 103 yılın en başarılı kadrosunun, “yüzücü” jargonuyla ifade edecek olursam Hindistan’ın “topuk suyunda boğulması” beni üzdü!

Türkiye’nin aldığı 105 bildirimden 51’i sınırdan geri dönmüş, gerisi Avrupa’da imha edilmiş.

Sınırdan çevrilen ürünlerin yarısından fazlası (27) biber. Biberi, domates (9) ve nar (5) takip ediyor. Sınırdan çevrilen diğer ürünler ise limon (4), Asma yaprağı (2), Armut (1), Greyfurt (1), Mandalina (1) ve Şeftali (1). 

27 biber bildiriminden 8’i Formetanate yani son derece zehirli olan bir etken madde kaynaklı ve bu maddenin Türkiye’de biberde kullanılması yasak.

“Yasaklarla mücadele ederek iktidara gelen kadro” sayesinde bu yasak da kırılmış diye mi düşünmemizi istiyorlar acaba?

Bu ürünleri biz iç pazarda kontrolsüz olarak tüketiyoruz. Bu durumda, bu başarı bir başka başarıyı da tetikleyecek; Avrupa’da kanser hastalıklarında lider ülke olacağız Allah korumazsa!

Geçtiğimiz pazar gününden bir başka haber: TÜİK verilerine göre Mart 2026 döneminde resmi işsizlik yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşirken, geniş tanımlı işsizlik yüzde 31,5 oranına ulaştı.

Türkiye, Avrupa genelinde en uzun çalışma saatlerine sahip ülke olurken, genç işsizliğinde ve işçi hakları ihlallerinde Bangladeş ve Nijerya gibi ülkelerle birlikte listeleniyor!

1957 seçimlerinde DP’nin propaganda afişlerinde kullandığı sloganlardan biri de Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır” şeklindeydi.

Bizim sağ partiler bu sloganı daha sonra da çok kullandılar.

Ne diyeyim; durmak yok, yola devam!

* * *

Bu neyin hazırlığı?

12. Yargı Paketi yasalaşırsa, Yargıtay, ilk derece mahkemelerinin kararlarını “görevsizlik ve yetkisizlik” gerekçesiyle bozamayacak. Bozma gerekçeleri arasında son derece düşük olan bu durum için neden kanun değişiyor? Bu yoksa önümüzdeki seçimler için “küçük bir tedbir paketi” mi?

AKP’nin “yeni yargı paketinde” ilginç bir sürpriz var: Eğer teklif yasalaşırsa, Yargıtay, ilk derece mahkemelerinin kararlarını “görevsizlik ve yetkisizlik” gerekçesiyle bozamayacak.

Daha doğrusu bu tür meseleler Yargıtay’ın önüne gelemeyecek.

Bu karar istinaf mahkemelerine bırakılıyor.

Böylece yargı hızlanacak, adaletin yerini bulması çok ama çok kolaylaşacakmış.

Yargıtay’ın her yıl açıkladığı istatistikler arasında “görevsizlik ve yetkisizlik gerekçesiyle bozma oranı” yok.

Ancak, bunun son derece istisnai bir durum olduğunu açıklanan istatistiklere bakarak çıkartabiliriz.

Bunlara bakınca, Yargıtay’ın bozma kararlarının çok büyük bir kısmının delil eksikliği, hatalı hukuki değerlendirme, savunma hakkının kısıtlanması veya usul kanununun esasa etkili şekilde yanlış uygulanması gibi nedenlerden kaynaklandığını görüyoruz.

Baktığım istatistikleri yanlış değerlendiriyor olabilir miyim diye kuşkuya düştüğüm için internette küçük bir arama yaptım.

Avukat Baran Doğan’ın sitesindeki bilgilere göre bozma kararlarının ezici çoğunluğu ceza davalarında hukuki değerlendirme hatası olarak öne çıkıyor.

Durum böyle olunca da huylanıyorum doğal olarak: Bozma gerekçeleri arasında son derece düşük olan bu durum için neden kanun değişiyor?

Çünkü açıklamalarına göre amaç adaletin işleyişini hızlandırmak!

Bu yoksa önümüzdeki seçimler için “küçük bir tedbir paketi” mi?

“İhtiyaç halinde” seçim kurullarının ya da Yüksek Seçim Kurulu’nun vereceği bir kararın, yetkisiz ve görevsiz mahkemeler marifetiyle yok sayılmasının yolu mu açılmak isteniyor?

Biliyorsunuz önümüzdeki seçimde il ve ilçe seçim kurullarının başkanlığını yürütecek hakimler kıdem ile değil, kura ile belirlenecek.

Bu kanunun nasıl kullanılacağını tahmin etmek için yetkisiz mahkemelerin verdiği butlan kararlarına, il kongresi iptallerine bakmak yeterli.

“Yeni yargı paketi” zaten çok kullanılmayan bir bozma yolunu ortadan kaldırarak yargıyı hızlandırmayı mı amaçlıyor?

Yoksa “keyfimize göre bir hâkim bulur, atı alanın Üsküdar’ı geçmesini sağlarız” diye mi?

 

 


erdoğan 12. yargı paketi yargıtay mehmet y. yılmaz
Mehmet Y. Yılmaz

Mehmet Y. Yılmaz

t24

YORUMLAR

  • 0 Yorum