Hakkında
Her şey o kasvetli kış günü,sevgili iş arkadaşım,kankam B.nin hızla odama girip "Hazırlan,baharda Prag'a gidiyoruz haberin olsun" demesiyle başladı.Ben sanki tüm gün boyunca böyle bir haber beklermiş gibi, hiç şaşırmadım ve "Oleeey be"dedim. "Yaşasın!..Soğuk olur mu ki,hırka ve şemsiye de koysam mı acaba?"..Ardından boş kaldığımız her an B.ile, Prag'ın ne kadar tarih ve kültür kokan bi yer olduğunu,olağanüstü mimarisini,zaten şehrin bütününün bir sanat eseri olduğunu uzuuun uzun konuştuk...İki günün sonunda kararımızı vermiştik; Roma'ya gidiyorduk!. Zira ikimiz de önlenemez bi şekilde aynı şeyi düşünmüştük : Satmışım genel kültürünü!.. Roma'da çok ucuz deri montlar, harika ayakkabılar, çok güzel kadınlar ve çok yakışıklı!! erkekler var!!..Yanlış anlaşılmasın amaç tamamen gözlerimizin bayram etmesi.
(Sayın okuyucu, sanırım burda bi parantez açıp bunun bi mizah yazısı olduğunu ve tabii ki abartılarla kurgulandıını ve aslında bizim kültürel ve tarihi zenginliklere gerçekten çok ama çok! önem veren insanlar olduğumuzu,sadece nedense bu tatilin böyle geliştiğini söylememe gerek yok)
Günün sonunda eve gelip eşime bu güzel haberi vermek için ağzımı açıyordum ki,o zamanlar sigortacı olan sevgili eşimin nemrut bir suratla, "İnsanların sigorta yaptırmanın önemini nası oluyo da hala anlamamış olmalarına şaştığını, bugün 20 otobüsü olan bi firma sahibinin, tam da eşime otobüslerin sigortalarını yaptırmak üzere başvurmuş ve tüm evraklar da tamamlanmışken, son anda vazgeçtiğini, iyi de bir prim alacakken işin kaçtığını ve lanet olsun zaten havanın kasvetli ,krizin ekonomik,mevsimin de hala kış olduğunu" söylemesinden gayet net bi şekilde anladım ki: Bugün itibarıyla B.ile birlikte İtalya'ya gideceğimi söylemem eşimin kulağına pek hoş gelmeyebilirdi... Hemen bu güzel haberi başka bi güne erteledim ve en şirin halimle "Amaaan be boşverip geçip dinlenmesini, bööle şeyleri kafasına takmamasını,bak sağlığının şükür yerinde olduunu, şimdi ona harika bi akşam yemeği hazırlıycaamı ve sürpriiiz! üstüne de bol köpüklü bi kahve yapıcaamı!!" söyledim..Biz kadınlar böyle de şeyizdir işte..(Anlayışlı...üçkaatçı... zeki..işini bilir.. kurnaz.. bla bla..Bakış açısına göre değişir diyelim)
İki ters bi düz geçen kasvetli kış günlerinin ardından, baharın habercisi erguvan ağaçları açmaya ve bizim de Roma seyahati ile ilgili kıpırdanmalarımız artmaya başladı... Daha doğrusu benim!.Zira çok sevgili arkadaşım B., uzuuun yıllar devlette çalışmış olmanın verdiği yetkiyle 3'ün 1'i olmuş ve yeşil pasaporta hak kazanmıştı! Devletin gri mevzuatından bir an önce kurtulmak için, ihtisasımı alır almaz 3 ay dayanamayıp istifa eden bense, 3'ün 1'i olamamış ve lacivert pasaportta takılıp kalmıştım. Ağustos böceği ile karınca gibiydik. Romaya giden bütün kapılar B.ye ardına kadar açıkken, laci pasaportlu, o nedenle de kendini fakfakir hisseden benden; topu topu 4 günlük Roma seyahati için; pasaportumla birlikte tapum ,banka cüzdanlarım,tüm banka hesaplarım,işyeri belgem, ikametgah senedim,sigorta bilgilerim,tabip odası kaydım,anne kızlık soyadımın 2. ve nedense 5. harfleri,eşimin en sevdiği yemeğin adı ve işyerimden, başhekim onaylı, İtalyan Konsolosluğuna hitaben yazılmış bi yazı da dahil toplam 33 kalem belge isteniyordu...(Mizah yazısı neticede,hepsi doğru olmayabilir Alla alla!)..Burdan Konsolosluğa en kalbi saygılarımı iletiyorum..Onlar istiyodu iyi hoş ta ,ben daha ilk kalemde takılıp kalmıştım.Çünkü renginden ötürü aşağılık kompleksine kapıldığım pasaportum, bi de üstüne üstlük kayıptı! Her yeri talan edip aramıştım ama işte yok yok yok!tu. Zaten devletin kademelerinde yükselip 3'ün 1'ini alamamış olan ben, pasaportu kaybettiğimi de anlayınca üzüntüden, iyice bi ufalıp içime kaçtım (Siz bilmezsiniz sayın okuyucu,normalde bayaaa bi uzun boyluyumdur,hani tabiri caizse selviler gibi..Hatta canım tevazu göstermiyim ; sıra selviler gibi..Tam 58 cm küsüratım var.2 metrenin üzerine olcak diil tabii ki...1 metrenin üzerine..Ne var?! Ne matrağı ya gerçek diyorum?!)
Bendeki bu ufalıp içine kaçma durumu eşimin gözünden kaçmadı ve günlerden bir gün "Sende bi haller var,neler oluyor kuzum, söyle bana, Nen var?" dedi.Bir an kendimi Belgin Doruk,Belgin Doruk bakarken buldum ve işlerin ters gitmesinin de etkisiyle avazım çıktığı kadar ağlayarak "Roma'ya gittiğimi, ama hayır bi sürü terslik yüzünden gidemediğimi, 33 kalem olduunu ve benim daha 1.kalemim olan pasaportumda teklediğimi, zira pasaportumun kayıp olduunu, zaten boyumun selvi gibi olduu gerçeğine okuyucunun güldüğünü, havanın kasvetli,krizin ekonomik ..vs olduunu "... işte bütün olanı biteni hıçkırarak anlattım.Önce,hiç haberi olmadığı bu Roma seyahatini duyunca 100 watt lık ampulle aydınlanmış gibi gözlerinden ateşler saçan eşimin rengi sırayla yeşil, mor,kırmızı olmuşken sonraki günlerde suratına uhrevi bi gülümseme yerleşmiş bir şekilde, tatlış bir pembeye dönmeye başladı...Ve inanmazsınız ,adam Emniyet Müdürlüğünden pasaportumu çıkartıp, 33 kalem evrağı da bi çırpıda hazırlayıp bi hafta içinde getirip önüme koydu... Havalara uçtum ayrı da, delirdi galiba diye korkmuyo da diildim bu tuhaf iyilik halinden. Nitekim korktuğum başıma geldi;bi gece yarısı su içmeye kalktığımda, kocamı salonda başına yandan kravat bağlamış oynar ve
"Oh OOh!,Cup cuuup! Yaşadıın oolum yaşadıın ! 4 gün raatsın, kafanı dinlemece, arkadaşlarla alemlere akmaca!, dırdır yok!..vır vır yok! Hadi yandaaan!"diye kahkahalar atıp, gerdan kıra kıra kıvırırken gördüm:Evet maalesef zavallı eşim benden 4 gün ayrı kalacak olmanın acısıyla kafayı yemişti!.. "Aayh ayh, Hayat işte, naap'can, demek kısmeti bu kadarmış adamcaazın!" diye üzüntüyle iç geçirip, sessizce mutfağa gidip suyumu içip yattım.
Neyse ..burda sizi sıkmamak adına sadece bir yönüyle aktardığım ızdıraplı bi süreç sonunda en nihayet o 33 adet belge hazırdı, konsolosluğa başvurdum..Ve ta taam!vizemi aldım. Bakınız sayın okuyucu,bütün bu benim içimi zifiri karartan koşturmaca içersinde dikkatinizi yol arkadaşım çok sevgili B.ye çekmeden edemiyeceğim. Bu ;bizzat kendisi yeşil pasaportlu olan sevgili arkadaşım, ben kendimi vizeydi pasaporttu yırtar, ve de kocam aklını oynatırken,bana her gün başka bi alışveriş merkezinden telefon açıp "Nihahaha! nasılsın kanka,ben valla keyfim yerinde, boş boş geziyorum avm avm"şeklinde kahkahalar atarak, Roma'da çok lazım olacağı için almış olduğu, ipekli iç çamaşırı,İtalyanca sözlük,törpü,çorap, saç tokası,el blendırı,tirbüşon ..vs.bilimum ıvırı zıvırı ballandırarak anlatıyor, daha da gezeceği AVM lerin listesini veriyordu..Hayır bilin diye söylüyorum yoksa ne kıskancaam yani!
Canlarım artık,her köşesinden rahibe,Hz.İsa figürü, kilise,katedral, peder ve hatta abartıp patrik fışkıran Vatikan'ı ... sabah 8 akşam 24 Roma'da yürümelerimizin neticesi deve tabanına dönmüş, mor ve ağrılı ayaklarımızı rahatlatmak için; o B.nin ısrarla bacaklarımızı kaynar suyla dolu küvete sokturttuğu,ve sayesinde iyice file dönen ve ağrıdan çığlıklar attığım o bacaklarla, bir geceyi acilde geçirdiğimiz topu topu 4 günlük Roma tatilimizi... Tam altı saat Colosseum'un önünde oturup,hiç bi yere bakmadan hayatımızdaki herkesin dedikodusunu yaptığımız ve tam kalkarken " Aa!burası da Colosseummuş ya la!.. dur ayıp olmasın" diye fotoğraf çektirdiğimiz kültürel gezilerimizi.. ve bu; kendisi yeşil pasaportlu olup çok ta elit takılan kankamın, Roma'nın enn! büyük AVM sinde,gidip te külotlu çorabının bel lastiğinin içine sıkıştırdığı para kesesini, kasaya gelip te çantasındaki para yetmeyince , elbisesinin altından "Yok yaaağ, kimse yok beee! kim görecek kıız!" diyerekten, kasanın önünde kuyrukta bekleyen insanların gözünün içine baka baka hooop! diye nasıl çıkardıını ve o esnada benim kıpkırmızı bi suratla tüm insanlığa hitaben yaptığım ve özünde "B.ile katiyyen bi tanışıklığımın olmadığını, kendisini benim de o esnada orda tesadüfen gördüğümü !,belki meczup filan olabileceğini ..." anlatan konuşmamı ve bunun gibi pek çok ayrıntıyı başka bi yazıda sizinle paylaşırım ..
Ama saygıdeğer okurlar; bana sorarsanız siz siz olun, devlette çalışıyosanız, kendisine argoda ayıp anlamlar yükleyenlere hiiç kanmayın ve 3'ün 1'ini almadan devletten ayrılmayın..
Sahi Merhaba bu arada, Serçin ben.. Ayşe Serçin.. Görüşmek üzere :))
