Televizyonda şiddeti pazarlayanlar, sokaktaki cinayetlerin masum seyircisi değil; bu karanlık düzenin parçasıdır.
Güngören’de basit bir “yan bakma” tartışması sırasında bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan olayı hepimizin yüreklerini bir kez daha dağladı.
Henüz Kadıköy’deki semt pazarında yaşıtları tarafından katledilen Ahmet Minguzi cinayetinin acısı tazeyken, yakışıklı Atlas’ın başına gelenler inanılır gibi değil…
Hele hele anne ya da babaysanız… Yani evladınız varsa… Paniğe kapılarak izliyorsunuz televizyon haberlerini…
O kadar mı?
NEREDEN ÇIKTI BU ÇOCUKLAR?
Çeteleşen, yaş indiriminden yararlanmayı fırsat bilerek büyükler adına taşeronluk yapan ve cinayet işleyen çocuklar…
Hiç düşündünüz mü nereden çıktı bu çocuklar?
Ben söyleyeyim; televizyondan!
Hepsi olmasa bile önemli bir bölümü, televizyondaki silahlı-külahlı filmlerin ürünü!
Çünkü televizyon dizileri uzunca bir süredir sadece şiddeti, kanı, acıyı ezberletiyor izleyiciye…
Öpüşmek ayıp, boğaz kesmek normal!
“Seni seviyorum” demek bayat, ağız dolusu küfretmek taze!
ORTADOĞU İSTİYORMUŞ!
Neymiş; özellikle Ortadoğu ülkeleri bu tür dizileri talep ediyormuş…
Kurtlar Vadisi ile başlayan Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve Çukur’la devam eden bu dönem, bir türlü bitmek bilmedi!
Onu her sezon , daha çok insanın öldürüldüğü, daha fazla kanın döküldüğü yenileri izledi.
Özel kanalları bir kenara koyun; kamusal yayıncılık yapması gereken TRT bile her gece vahşet sahneleriyle dolu dizileri yayınlar hale geldi.
Günümüzün en çok izlenen dizilerinden Taşacak Bu Deniz’de her Cuma bombalar patlıyor, emniyetin bile sahip olmadığı onlarca silahla kanlı çatışmalara giriliyor.
MİT’in bizzat desteklediği Teşkilat’ta sadece şu son Pazar akşamı 118 kişi öldürüldü…
Hem de kahraman MİT mensupları tarafından…
Tarih dizileri derseniz… Hepsi başka bir felaket:
Kuruluş Osman, Mehmet: Fetihler Sultanı, Uyanış: Büyük Selçuklu…
Kanlı kılıçlar, kesilen boğazlardan fışkıran kanlar, o kanla yıkanan yüzler…
Araya nabız düşürmek için monte edilen aşklar…
ÖLDÜRMEK SERBEST!
İşin en garibi ne biliyor musunuz; geride bıraktığımız 2025’i Aile Yılı ilan eden iktidar bile bu vahşete seyirci kalıyor.
RTÜK, masum bir öpüşmeye okkalı para cezası veriyor da yukarıda sadece bir bölümünü saydığım vahşet dizilerine dokunmak kimsenin aklına bile gelmiyor.
Oysa şu “Ortadoğu’ya yaranma” kaygısından bir kurtulsak, tekrar “aile” sıcaklığını yaşatan dizilere dönsek fena mı olur?
NEREDE O ESKİ DİZİLER?
“Türk televizyon tarihinin en sevilen dizisi” araştırması yapılsa emin olun bu kanlı dizilerin hiçbiri ilk 100’e bile giremez!
Kimse Bizimkiler, Süper Baba, Mahallenin Muhtarları, Çiçek Taksi, Yabancı Damat, Avrupa Yakası, Yalan Dünya, İkinci Bahar gibi dizileri Türk halkının beyninden ve gönlünden silemez.
Çünkü insanın doğasında şiddet değil sevgi var…
‘HANİMİŞ GUTTİ MONTİŞİM!’
Bakın; internette her gün o kadar video paylaşılıyor…
Biz son birkaç gündür en çok hangi videoyu konuşuyoruz?
Deprem bölgesindeki bir konteynırda kalan Fatma isimli bir kızımızın, komşusunun köpeği Boncuk’la çektiği “Hanimiş gutti montişim” videosunu…
Genç kadının tamamen uydurduğu bir şarkıyla dans ettirdiği Boncuk’la kurduğu ilişki içimizi ısıtıyor…
Bu yüzden de çok kısa bir sürede 30 milyon izlenme ve 2 milyon beğeni sayısına ulaşıyor…
ŞİDDET NORMALLEŞİYOR!
Yani insanlar kana, şiddete, silaha değil; sevgiye, sıcaklığa, dostluğa aç…
Ancak günümüzün kanal yöneticileri sırf üç beş dolar daha fazla kazanmak için, gençlere kötü örnek olan bu dizileri ekrana sürüp, diğer projeleri “Ortadoğu’dan talep görmez” diye geri çeviriyor.
O zaman da olan bizim gençlerimize oluyor.
O dizilerdeki kahramanları rol model olarak algılayıp, onlar gibi şiddete eğilim gösteriyorlar.
Yani şiddet normalleşiyor, sevgi, dostluk, aile gibi kavramlar rafa kaldırılıyor…
NEREDE O ESKİ DİZİLER?
Hani yazının başında “Nereden çıktı bu çocuklar?” diye sormuş ve kendi sorumu “Televizyondan” diye yanıtlamıştım ya…
Kimse hafife almasın bu tespiti!
Araplara dizi satıp para kazanma hırsına kapılan yapımcılar… Bir çift söz de size:
Hiç masum değilsiniz; biliyorsunuz değil mi?
Bu yozlaşmada, artan bu şiddette, dökülen kanda sizin de payınız var!
Farkında bile değilsiniz ama işlenen mafyatik cinayetlerde azmettirici konumundasınız!
GÖREVE DAVET!
Bu vahşetten kurtulmanın tek yolu var:
Şiddeti kutsamak ve gözümüzün içine sokmak yerine kötülemek ve unutturmak!
Değil sadece bir yıla, bütün yıllara “aile” ismini verseniz ne fayda?
Aileyi, onun sıcaklığını tekrar hatırlatmakta çözüm…
RTÜK üyelerini, gelecek nesillerimizi kurtarmak için şiddet içeren dizilere “özel ilgi” göstermeye davet diyorum.
VAROL ERSOY[email protected]

YORUMLAR