GÜNÜN YAZISI

GÜNÜN YAZISI

[email protected]

İhtiyar liberaller rahatsız... Bozacının şahidi şıracı

22 Ocak 2026 - 09:28

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, TBMM’de Suriye’de yaşananları yorumladı ve iktidarı uyardı. T24 yazarı Hasan Cemal ise köşesini Çandar’ın Meclis’teki konuşmasına ayırdı. Bu durum, ikili için "İhtiyar liberaller rahatsız" yorumuna neden oldu.

T24 yazarı Hasan Cemal bugünkü köşesini DEM Parti Diyarbakır milletvekili Cengiz Çandar’ın Meclis’te yaptığı konuşmaya ayırdı.

Suriye’de yaşanan olaylara ilişkin Cengiz Çandar’ın iktidarı uyaran konuşmasını yayınlayan Hasan Cemal, şunları yazdı:

“Bugün köşemi Cengiz Çandar'a bırakıyorum. DEM Parti Diyarbakır milletvekili olarak dün Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmasını köşeme aynen alıyorum.”

Cengiz Çandar konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; geçen yıl aşağı yukarı bu zamanlarda, 4 Şubat tarihinde Somali tezkeresi konusunda DEM Parti adına yine ben söz almıştım, tam da o gün Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara Ankara'ya ayak basmıştı. Aradan bir yıl geçti, hâlâ geçici Cumhurbaşkanı ama Ankara'da kabul edildiği sırada henüz teröristlikten kurtulmamıştı, gel gelelim son Kasım ayından bu yana Amerikan Başkanı Donald Trump sayesinde kurtarıldı. Bu arada, hazır Somali tezkeresini görüşürken hatırlayalım, yakın geçmişte, İsrail, Somali'den ayrılmak isteyen Somaliland'ı bağımsız bir devlet olarak tanıyacağını, diplomatik ilişkiler kuracağını açıkladı. Tüm dünya bu gelişmeyi, Türkiye ile İsrail arasında Orta Doğu'daki çekişmenin Afrika Boynuzu'na, Kızıldeniz ağzına kadar yayıldığı şeklinde yorumladı. Somaliland'ın ayrılıkçılığına ve İsrail'in Afrika Boynuzu'ndaki faaliyetlerine karşı olan Türkiye, iş Suriye'ye gelince o kadar hassas değil. Evet, kulağınıza şaşırtıcı gelebilir ama 6 Ocak'ta, Paris'te Amerikan himayesi altında geçici Suriye rejimi ile İsrail arasında bir anlaşma imzalandı ve ne tesadüf, aynı gün Şam rejimi Halep'in Kürt mahallelerine karşı saldırıya girişti.

Paris Anlaşması uyarınca Ürdün'ün başkenti Amman'da Suriye ve İsrail arasında istihbarat iş birliği yapılmasına, diplomatik ilişkilere gidecek yolun açılması ve karşılıklı ticari ilişkilerin geliştirilmesi için düzenli bir iletişim mekanizması kurulmasına Türkiye'nin hiçbir itirazı olmadı. Şam'daki rejimin işgal altındaki Golan topraklarını Suriye haritalarından çıkarmasına, zımnen İsrail'e terk etmesine hiç ses çıkarmadı Türkiye ama konu Suriyeli Kürtler ile Şam'daki geçici yönetim arasındaki ilişkilere, çekişmelere gelince sesini yükseltti, tüm gücünü DNA'sının IŞİD ve El Kaide'den temizlendiği pek kuşkulu olan Şam'daki rejimin arkasına koydu.

Defalarca bu Genel Kurul Salonu'nda, burada ve Plan ve Bütçe Komisyonunda Dışişleri ve Millî Savunma bütçesi konuşulurken işlerin bugün geldiği noktaya gelmemesi için uyarılarda bulundum.

Ülkemizdeki Kürt-Türk kardeşliğinin yıkılmayacak biçimde inşa edilebilmesi, Ekim 2024'te harekete geçmiş olan sürecin selameti için, başarıya ulaşması için çaba harcadım. DEM Parti olarak bu uğurda, bu yönde mücadeleye devam edeceğiz ama açıkça söylemeliyim ki uyarılarımız dikkate alınmadı, süreci rayından, rotasından çıkarmak isteyen provokasyon odaklarının -adını da vereyim- başta İsrail'in istediği noktaya geldik Suriye'de.

"Aman, Suriye Kürtlerine yönelik tehdit dili kullanmayın. Suriye-Türkiye Kürtleri birbirinden ayrılamaz derecede yakındır, iç içedir; kardeşliğin Malazgirt'e uzandığını söylediğiniz Türkiye'deki Kürt kardeşlerimizi incitirsiniz, gönlünü yaralarsınız; bunu yapmayın." dedik.

"Nusaybin ile Kamışlı'yı, Suruç ile Kobani'yi, Ceylanpınar ile Serekaniye'yi birbirinden ayıramazsınız." dedik.

"Arada sadece 1 metre eninde bir demir yolu var. Sykes-Picot ruhuyla çizilmiş sınırların insanların gönlünde bir hükmü yoktur." dedik. Ülkemizin birliği ve dirliği için kurduğumuz sözlerimizi dinletemedik.

İktidar sahipleri olarak "Terör örgütü ile Kürtler aynı şey değildir, Kürtler kardeşimizdir." diyerek kendinizin bile inanmadığı klişelere insanları inandırmaya çalıştınız.

"Şam'daki -üzerine basarak söylüyorum- geçici yöneticilere gösterdiğiniz şefkatin hiç değilse yarısını Suriye Kürtlerinin temsilcilerine gösterin; davet edin İlham Ahmed'i, davet edin Mazlum Abdi'yi, Ankara'ya gelsinler, görüşün." dedik.

İlham Ahmed Derbesiyeli; Derbesiye ile Mardin'in Şenyurt ilçesi arasındaki mesafe ne kadar biliyor musunuz? Bu bina ile caddenin karşısındaki İçişleri Bakanlığı kadar.

Mazlum Abdi Kobanili; Kobani ile Suruç arasındaki mesafe bu bulunduğumuz bina ile Esenboğa Havaalanı arasındaki mesafenin yarısından daha az. Niye Mazlum Abdi ve Ahmed El Şara'yı Amerikalılara, Fransızlara bıraktınız, siz niye buluşturup uzlaşmalarını sağlamadınız?

Üstelik buna istekliydiler. Peki, şimdi nerede İsrail? Hani sürekli olarak İsrail'le ilişkili olduklarını söylediğiniz Mazlum Abdi'yi, İlham Ahmed'i bir yana bırakıyorum, bu İsrail şimdi nerede?

Dürzilere dokunulduğunda Şam'daki Başkanlık Sarayını ve Savunma Bakanlığını bombalayan ve Şam rejimine anında boyun eğdiren İsrail Kürtlere saldırıldığında kılını kıpırdatmadı, belli ki Türkiye ve Kürtlerin ters düşecek olmasından memnun ve bunun hesaplarını yapıyor. İsrail'in Suriye'de iş tuttuğu Mazlum Abdi değil, tam tersine, Ankara'nın Şam'da elini tuttuğu yöneticiler. Şu an itibarıyla Suriye'nin önündeki en tehlikeli ihtimal Arap-Kürt savaşı. Şam rejiminin askerleri Kürt yoğun nüfuslu bölgelere topyekûn saldırıya geçtiği takdirde Suriye'de iç savaş yeniden başlayacak, hem de Arap-Kürt savaşı şeklinde. Bu nasıl izlenen Suriye politikasıdır?

YORUMLAR

  • 0 Yorum