"İşte ben Demirel'e bile böyle kazık atarım"
GÜNÜN YAZISI

GÜNÜN YAZISI

"İşte ben Demirel'e bile böyle kazık atarım"

27 Temmuz 2019 - 10:07

Gazeteci Tufan Türenç’in kaleme aldığı “Aynadaki Yüzler” Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı.

Gazeteci Tufan Türenç’in kaleme aldığı “Aynadaki Yüzler” Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı. Hürriyet gazetesinde 30 yıl yazı işleri müdürlüğü yapan Tufan Türenç, gazetecilik yılları boyunca biriktirdiği olayları okuyucuya aktardı.

49 yıllık gazetecilik hayatını 2018 yılında sonlandıran Türenç, yakın tarihin “ibret verici hikayelerini” anlatırken kitapta yer alan olayların “defalarca kanıtlanmış gerçekler” olduğunu dile getirdi.

“Cumhuriyet’e ve Atatürk’e karşı kafaları önyargılarla doldurulmuş gençlerimize bu kitabı okumalarını özellikle öneriyorum” diyen Türenç, yazılanı okuyamayan başbakandan, kumara tutsak ünlü şaire yakın tarihin dikkat çekici hikayelerini yazdı

Kitabın “Tansu Çiller, Bakanlar Kurulunda Ağlıyor” başlıklı bölümünde ise, dönemin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Tansu Çiller’in Bakanlar Kurulunu ağlayarak terk ettiği olay anlatıldı.

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’i eleştiren haberlerin, Tansu Çiller tarafından kulis bilgisi olarak gazetelere verildiği, Demirel’in Çiller’e yüklenmesi sonucu ise Çiller’in ağlayarak kurulu terk etmesine ve sonrasında yaşananlara dikkat çekildi.

İşte “Tansu Çiller, Bakanlar Kurulunda Ağlıyor” başlıklı o bölüm:

 

“Yıl 1991…

Bakanlar kurulu salonu…

DYP-SHP koalisyonunun bakanları yerlerini almışlar, Başbakan Demirel’i bekliyorlar. Bazı bakanların önünde kalın dosyalar var. Ama hiçbiri Tansu Çiller gibi dosyaları okumuyor. Hepsi hararetli hararetli iki gazetenin manşetini tartışıyor.

Ekonomiden sorumlu olan Tansu Çiller ise okuyor gibi yapıyor ama belli ki aslında pek önündekilerle ilgili değil. Kulağı hemen yanındaki iki bakanın konuşmalarında. Çünkü tartışılan manşetler kendisiyle ilgili. Manşetlerden çok mutlu olduğu anlaşılıyor. Onu sevindiren manşetlerin başlıkları şöyle:

‘Tansu Hanım’ın kolları bağlı.’

İkinci başlık ise konuyu açıyor:

‘Devlet Bakanı ekonomik önlemler öneriyor ama bunlar çıkarılmıyor.’

Bu haberlerin iki gazeteye Tansu Hanım tarafından uçurulduğu konusunda toplantıya katılan bakanların en ufak bir kuşkusu yok. Çünkü Tansu Hanım zaman zaman basına bu tip haberler veriyor sonra da ‘Benim haberim yok, ilgim de yok, gazeteler nereden almışlarsa almışlar’ diyor.”

“İŞTE BEN DEMİREL’E BİLE BÖYLE KAZIK ATARIM”

“Herkes bu iki manşetin Başbakan Demirel’i çok kızdırdığına emin. O nedenle bütün bakanlar Demirel’in nasıl davranacağını merak ediyor. Hükümet kurulduğundan beri en elektrikli toplantının bu olacağı konusunda kimsenin kuşkusu yok. Demirel’in gelmesi yaklaştıkça salondaki heyecan da gözle görülür şekilde artıyor. Ancak herkesi şaşırtan, Tansu Hanım’ın son derece rahat ve mutlu olması.

Kimseyle konuşmadan önündeki kâğıtları okuyor gibi görünen Tansu Hanım’ın dudaklarında hınzırca bir gülümseme var. ‘İşte ben Demirel’e bile böyle kazık atarım’ gibilerden bir gülümseme.

Birden bakanlar kurulu salonunun kapısında bir hararetlenme oluyor ve başbakan içeri giriveriyor. Bakanlar ayağa kalkıp başbakanı selamlıyorlar. Demirel’in suratı asık ve bembeyaz. Belli ki manşetler epeyce canını sıkmış.

Eliyle işaret ederek ‘Buyurun beyler’ diyor. Bakanlar oturuyor. Başbakan bir süre önündeki kağıtları karıştırıyor ve sonra kafasını kaldırarak toplantıyı açtığını söylüyor, söz isteyen olup olmadığını soruyor.

Devlet Başkanı Ömer Barutçu gibi… Öfkeli bir sesle söz istediğini söylüyor. Başbakan ‘Buyurun’ diyor. Barutçu ağzını açar açmaz sözler ağzından alev gibi fışkırıyor:

-Efendim bir arkadaşımız basında hükümeti ağır bir dille suçluyor. Bu hükümet bazı önlemleri almıyormuş. Daha doğrusu alınmasını engelliyormuş. Ben bu hükümetin bir üyesi olarak itham altındayım. Bu arkadaş basına konuşacağına burada açıklasın biz neyi engellemişiz?

Salonda çıt çıkmıyor. Herkes buz kesmiş birbirine bakarken Tansu Hanım kafasını önündeki kâğıtlardan kaldırmıyor. Demirel, Çiller’e dönüp sert bir ses tonuyla şöyle diyor:

-Nedir engellenen, açıklayın sayın bakan?

Herkes Tansu Hanım’a dönmüş merakla ne söyleyeceğini bekliyor. Devlet bakanı kafasını yavaş yavaş Demirel’e döndürüyor ve öylece kalakalıyor. Ağzından tek bir sözcük çıkmıyor, sadece boş boş Başbakan Demirel’in suratına bakıyor.”

“BİRDEN AĞLAMAYA BAŞLIYOR VE HIZLA SALONU TERK EDİYOR”

“Demirel görevlilere dönüyor ve Başbakanlık Genel Sekreteri Necdet Seçkinöz’ü çağırmalarını istiyor. Kısa bir süre sonra bakanlar kurulu salonunun kapısı açılıyor, içeri şaşkın bir yüzle Necdet Seçkinöz giriyor ve Demirel’e ‘Buyurun efendim’ diyor.

-Necdet Bey, Devlet Bakanlığı’ndan ne geldiyse toplayın buraya getirin.

- Bekleyen hiçbir evrak yok efendim.

Demirel ısrar ediyor:

-Sayın bakan olduğunu iddia ediyor. Siz bir kez daha bakın.

-Efendim, Devlet Bakanlığı’ndan Başbakanlık’a gelen hiçbir şey yok.

Başbakan, Seçkinöz’ün kesin yanıtı üzerine Tansu Çiller’e dönüyor:

-Sayın bakan gördünüz, sizden gelen tek bir evrak bile yok. Nedir çıkarılmayan kararlar, nedir engellenen? Lütfen açıklayın.

Tansu Hanım çaresizlik içinde taş kesilmiş gibi bakıyor. Birden ağlamaya başlıyor. Yaşlar gözlerinden sicim gibi akıyor. Herkes şaşkınlık içinde birbirine bakıyor. Tansu Hanım birden kalkıyor ve hızla salonu terk ediyor.

Toplantıdaki bakanlar belki de yaşamlarında ilk kez böyle bir olayla karşı karşıya kalmışlardı. Herkes Tansu Hanım’ın istifa edeceğine inanıyordu. Çünkü çok zor durumda kalmıştı. Ama günler geçtiği halde Tansu Hanım’ın istifasını verdiği ama Demirel’in bunu kabul etmediği yönündeydi.

Bir süre sonra bir gün Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin merakını yenemeyip Demirel’e soruyor:

-Efendim Tansu Hanım’ın istifasını neden engellediniz?

Demirel bu soruyu gayet sakin yanıtlıyor:

-Etmedi ki…

-Peki neden istifasını istemediniz?

-Biraz zamana ihtiyaç var. Kamuoyu hâlâ onun arkasında, çünkü henüz onu tanımıyor.

Bu olay 1991 yılı sonlarında yaşandı. Çiller iki yıl daha bakanlıkta kalmayı başardı. 1993 yılında ise Cumhurbaşkanı Turgut Özal ölünce Demirel, Çankaya’ya çıktı. Tansu Hanım ise Demirel’in yerine önce DYP genel başkanlığına seçildi sonra da başbakan oldu.”

Bu yazı 388 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum