Küresel borsalarda balon haberleri, iş bulamayan yeni mezunlar, art arda gelen işten çıkarmalar… Son aylarda dünya ekonomisinin sunduğu tablo ekonomik sorunlara işaret ediyor. Küresel dalgalanmalara hassas olan Türkiye ekonomisi için de bu göstergeler önem taşıyor olabilir.
Önde gelen uluslararası haber kuruluşları ve bazı şirket yöneticileri borsa fiyatları ve ekonomik büyüme ile ilgili pozitif yorumlarda bulunmuşlardı. Ancak, daralan iş piyasası, borsadaki yapay zekâ balonu ve hane halklarının yaşadığı ekonomik sıkıntılar bu iyimserliğin altını boş bırakıyor.
Özellikle son aylarda, bağımsız yatırımcılar ve ekonomistler durumun ifade edildiği kadar pozitif olmadığını belirttiler. Pandemi sonrası başlamış pozitif eğilimlerin sürdürülebilir olmadığı giderek netleşiyor. Üstelik ekonomik yavaşlamanın yanı sıra, 2000 Dot-com balonu ve 2008 emlak piyasası balonuna benzer bir varlık balonu (yapay zekâ balonu) olduğuna dair işaretler de eklenmiş durumda.
YAPAY ZEKÂ YATIRIMLARI BÜYÜME MOTORUNDAN BALONA DÖNÜŞTÜ
ABD’deki büyüme miktarının ciddi bir kısmı yapay zekâ şirketleri ve yatırımlarından geliyor. Ancak genel ekonomi büyüyor gibi görünse de aslında yapay zekâ yatırımları dışında, diğer sektörlerde aynı hareket olmayabilir. Bunun üstüne, yapay zekâ yatırımlarının da ne kadar kârlı olduğu sorgu altında.
Yapay zekâ teknolojilerinin hızla gelişimi ve bu gelişimle gelen pazarlama kampanyaları, şirket değerlerini gelecek kâr beklentilerinin çok ötesine taşımış durumda. Yapay zekâ gelişimleri çok hızlı yaşandığı için hâlâ milyarlarca dolarlık yatırımların getiri sağlayıp sağlamayacağı belirsiz.
Bunların üstüne, teknoloji devleri “yapay zekâ devrimi” tabiriyle işten çıkarmaları meşrulaştırıyor. Ancak, yeni analizler işten çıkarmaların asıl sebebinin mali sıkışmalar olabileceğini gösteriyor.
AVRUPA PİYASASINDA SORU İŞARETLERİ
Avrupa piyasalarında son yıllarda yavaşlama gözlemleniyor. Dar iş piyasaları, küçük büyüme oranları ve bütçe sorunları Almanya ve Fransa gibi dev ekonomileri sarmış durumda. Ukrayna’daki savaş sonrası gelişen enerji ve doğalgaz krizi de etkilerini sürdürüyor.
Pandemi sonrası ekonomik toparlanmada çok hızlı şekilde büyüyen şirketler 2025’te ya personel alımını durdurdular ya da işten çıkarma yoluna gittiler. Pandemi sonrası geleceği olduğundan iyi gören piyasalar, şu an gerçeklerle yüzleşiyor.
ABD gümrük tarifeleriyle ve Çin’in dev sanayisiyle yüzleşen Avrupa’nın “bittiği” şeklinde haberler de çok yaygınlaştı. Ancak, Avrupa piyasaları yavaşlama ya da daralma yoluna girmişse de bu durumun daha kontrollü ve istikrarlı olduğunu belirtenler de var.
KÜRESEL EKONOMİDEKİ GELİŞMELER TÜRKİYE İÇİN NE İFADE EDİYOR
Sermaye akımları, ihracat talebi ve enerji fiyatları Türkiye’yi doğrudan etkiler ve Türkiye ekonomisindeki ağırlıkları da yüksektir. Son yıllarda Türkiye tarafından izlenen uluslararası ve ekonomik politikalara yatırılan emek, zaman ve kaynakların etkili olup olmadığını gelecek ekonomik gelişmeler gösterecek.
ABD’deki yapay zekâ balonu ve varlıklardaki etkisinin ne olacağı sermaye akımları açısından Türkiye’yi ilgilendiriyor. 2018’den bu yana ABD ve Avrupa’yla sermaye ilişkilerinde değişimler oldu. Ancak, Türkiye’ye en çok yatırım hala ABD ve Avrupa ülkelerinden geliyor. Bir küresel kriz durumunda Türkiye, ihtiyaç duyduğu sermaye akımlarından mahrum kalabilir.
Bunun sebebi, ABD ve Avrupa yatırımcılarının krizlerde yatırımlarını kendi ülkelerinde, güvenli gördükleri varlıklara yöneltmesidir. Kriz ABD’de patlak vermiş olsa bile, yatırımcılar belirsizlikten kaçarak ABD hazine tahvilleri veya altın gibi güvenli gördükleri varlıklara yönelir. Türkiye gibi belirsiz ve riskli görülen ülkeler, yatırım kaybedebilir.
Varlıklar gibi ihracat da önem taşıyor. Türkiye körfez ülkeleri, Rusya ve Afrika ülkeleri gibi ülkelerle ticareti artırmış olsa bile; en büyük ihracat partnerleri hâlâ Avrupa ülkeleri ve ABD. Tıpkı daha önceki küresel krizlerdeki gibi bu ülkelere olan ihracatın azalması beklenebilir. Bu durum da Türkiye ekonomisini negatif yönde etkileyebilir.
Devam etmekte olan enerji krizi de Türkiye’yi doğrudan etkiliyor. Türkiye’de 2024 yılında, toplam enerji arzının %70,6’sı ithalat ile karşılandı. Yani, küresel enerji fiyatlarındaki değişimler Türkiye’nin enerji fiyatlarını çok etkiliyor. Küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ekonomik sıkıntılarla aynı döneme denk gelirse; yatırım ve ihracat kayıpları üstüne, artmış enerji maliyetlerinin eklenmesi Türkiye için kötü olabilir.
Türkiye’yi nasıl bir durumun beklediği kaba hatlarıyla belli. Ancak, durumun derinliği, maliyeti ve nasıl yan etkiler oluşturacağı hala belirsiz. Türkiye’nin beklenen ekonomik sıkıntılara hazırlıklı olup olmadığını zaman gösterecek.
Ardıç Üçyıldız yazdı...


YORUMLAR