Nihat Genç yazdı...Güldürme Güldürme
GÜNÜN YAZISI

GÜNÜN YAZISI

Nihat Genç yazdı...Güldürme Güldürme

26 Mart 2019 - 19:11

Yıllardır Türk TV'lerinde en çok izlenen Güldür Güldür Show'un son programının sadece bir skecinde TV ve gazete haber programlarının küçük ama çok küçük inceden bir eleştirisi verildi. Kısaca şöyle: TV yönetmeni: arkadaşlar haberleri daha güzel daha olumlu nasıl verebiliriz, deyip, olayı iyi yönleriyle görelim (ters düz eden başlıklar kullanalım) dedi, bu kadar. İşte burada Türk medyasının ünlü trol televizyonu A Haber, "algı operasyonu" yapıyorlar diye hücuma geçti.

Yani siyasi iktidarın sözcüsü A Haber birkaç dakikalık çok naif siyasi bir eleştiriyi dahi kaldıramadı.

Bu ne hazımsızlık bu ne zorbalık, işte bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülük, minicik, kenardan kıyısından imalı bir eleştiriye dahi tahammül edememek. Bir de kalkmış TV'lerimizde niye siyasi mizah yok diyoruz. AKP iktidarı boyunca zaten siyasi mizah olmadı, hiç olmasın.

En küçük birkaç dakikalık bir eleştiriye dahi tahammül edemeyen "tek başkancı"ülkemiz; haberiniz olsun çoktan siyasi mizahın yasak olduğu Kuzey Kore'ye, Türkmenistan'a, Myanaar'a, Suudi Arabistan'a dönmüş.

Siyasi mizahın yasak olduğu bu ülkelere gidin, devlet başkanlarının devasa saraylarını göreceksiniz, kadınların akşam ve geceleri dışarı çıkamadığını göreceksiniz, devlet başkanlarının binlerce korumayla dolaştığını göreceksiniz ve devletin en çok memur çalıştıran kurumunun "istihbaratları" olduğunu göreceksiniz ve "tek kanal" tarafından yöneltildiğini göreceksiniz.

Oysa yoksulluktan bitap dünyanın en geri kalmış Orta Afrika ülkelerinde dahi, hatta kadın şovmenler, stand-upçılar ülkelerinin en şöhretli sanatçıları el üstünde tutuluyorlar.

İNANMAKTA ZORLANACAKSINIZ AMA...

Demokrasi tek başına sandık ise, bu ağır sansür uygulayan ülkelerin hepsinde"sandık" var, değil, demokratik kültür "eleştirisiz" olmaz, modern bir toplumun mizahsız yaşaması mümkün değildir.

Tüm dünyada beka sorununu (siyah-beyaz ayrımcılığı ve çatışmasıyla) en yoğun yaşayan ülke Amerika'dır ve Amerikan toplumunun en ünlüleri yüzlerce siyahi şovmenidir. Amerikalı siyahi stand-upçıların dili üstelik çok serttir, hepsinde ağız dolusu küfür kızıl kıyamet gider, neye uğradığınızı şaşırsınız. Bu stand-up-çıların tek bir tanesini sansürlemeden Türkiye TV'lerinde yayınlamanız imkansızdır. Ve Amerikan prime time denilen akşam programları neredeyse Conan, Jon Stewart vb. gibi siyasi mizah yapan şovmenlerce dopdoludur. Bugün Amerika siyasi stand-upçı Dave Chappelle hayranı, ve nicesi.

İnanmakta zorlanacaksınız ama bir zamanlar siyasi mizahta bu ülkelerin çok önündeydik, hiç unutmuyorum, Leman'da yazarken, dönemin ünlü ve sağcı muhafazakar kitlelerin çok sevdiği Adnan Kahveci bize mektup yazmış, bizimle çok olumlu iletişime geçmişti. 1970'li yılların başından beri Milliyet Gazetesi'nin ön sayfasında Bedri Koraman, üstelik sayfanın dörtte biri büyüklüğünde siyasi mizah yapardı, gazetenin ön sayfası Demirel, Türkeş, Erbakan (hatta dansöz kıyafetleriyle) karikatürleriyle doldurulurdu, ey millet ne çabuk unuttunuz bunları.

Daha geçen yıllarda Mısırlı bir doktor (Basim Yusuf) Arap Baharı günlerinde TV şovmenliğine başladı ve Mısırlılar Basim Yusuf'u çok sevdi, çünkü Mursi'yi eleştiriyordu. Basim Yusuf'a Mısır'ın Jon Stewart'ı (Almerikalı ünlü şovmen) diyorlardı, ama iktidar değişti ve Basim Yusuf bu sefer Sisi'yi eleştirmeye başladı, ve sonuç, ülkesinden kovuldu.

Niçe'nin lafıdır, bağnaz insanların sevinci yoktur.

EY İSLAMCI İKTİDAR!

Ey İslamcılar mutsuz insanlarla demokrasi, kültür kuramaz, modern bir toplumda yaşayamazsınız. Ey İslamcılar hepinizin çocukluğu Haldun Tanerler, Kemal Sunallar, Metin Akpınarlar, Levent Kırcalar'ın eğlenceli şovlarıyla geçti, siyasi mizah kültürümüzün büyük babası Nasreddin Hoca ve Timur fıkralarıdır, ama hepsini kovdunuz tarihten sildiniz.

Ey islamcı iktidar, neden bu kadar korkaksın! Çünkü hayatı sevmiyorsun. Çünkü çocuklarınız eğlensin istemiyorsun. Çünkü insanlar katıla katıla gülsün hiç istemiyorsun, oysa çatışma kültürünü yumuşatacak, eritecek, kaynaştıracak tek ilaç mizah'tır. (Keşke uzun yazıdan sıkılmayacağınızı bilsem burada Metin And'ın Osmanlı döneminde seyyahların hayran kaldığı Karagöz eleştirilerinin fütursuzluğundan örnekler verebilsem, mesela, hayal perdesine fallus (penis) dahi çıkartabiliyordu, mesela orta oyun'dan örnekler verebilsek...)

Mizah cesarettir, o da siz de hiç yoktur. Şüphesiz mizah ölümcül hastayı kurtarmaz ama iyileştirir, hastaya güven verir, sakinlik verir ve paniksiz, gerilimsiz, çatışmasız daha derli toplu düşünme imkanı verir.

Mesela bir IŞİD'çi, bir tarikatçı espri yapamaz, dincilerin siyasi mizahı sevmemesinin sebebi de budur, çünkü siyasi mizah dincilerin delirmişliğini ortaya çıkartır.

Siyasi mizahı olmayan bir ülke mutsuz ve köle bir toplumdur, mizah olmadan sanat, eleştiri, bilim olamaz.

Gelişen, araştıran bilim bugünlerde böceklerin hatta ağaçların bile tasarladıkları kendilerince düşünebildiklerini söylemeye başladı, yani, insanı tüm canlılardan ayıran en büyük özelliği espri yapabilmesi.

Dik durmak ağaçların fıtratı ve kaderidir yoksa ayakta duramazlar, mizah, eleştiri de insanoğlu'nun kaderidir, yoksa, hiçbir insan hiçbir toplum ayakta duramaz.

SİYASİ MİZAH KİBRİN SALTANATINI YIKAR

Siyasi mizahı olmayan yani eleştirisi olmayan "sandık" aşkınız sizi çoktan Kuzey Kore'ye, Türkmenistan'a çevirmiş, haberiniz yok.

Siyasi mizah insanlığın, modern toplumların "kutsal ateşidir", siyasi mizahı ancak "iyi kalpli" insanlar kaldırabilir. Siyasi mizah kibrin saltanatını yıkar, alçakgönüllülüğün kapılarını açar.

Siyasi mizah suskunluğunuzun, donmuşluğun, katılığınızın buzlarını eritir, ahlaki değerleri yüceltir ve topluma ve onu yönetenlere siyasi itibar, genişlik, asalet kazandırır ve başkalarına hiç zarar vermeden şişmiş egoları hizaya sokar.

Gül'ün adı kitabı, gülmenin yasaklandığı, keşişlerin ortaçağı yaşanması mümkün olmayan kasvetini anlatır.

Mizah, bilimden dahi önce gelir, çünkü dogmaları, hurafe kutsalları eleştirmeden bilime bir anlayış ortam açılmaz.

Üstelik siyasi mizah kültürümüzün "efsanesidir"; Markopaşalar, Gırgır'lar hepimiz bu efsane içinde büyüdük..

Ve Güldür Güldür'ün oyuncu ve yazar kadrosu zaman zaman da olsa karınca kaderince güçleri ve imkanları yettiği kadar bu efsanenin geleneğinden geldiklerini hatırlaması, hatırlatması toplumun her yerinde gezen şeytani huzursuzluğa karşı, çok sahici ve samimi bir ilaçtır.

Ve unutmayın, siyasi mizah bozulmuş ve bozulmakta olan ruhlarımıza karşı hem denge çubuğumuz hem de toplumun bütün katmanlarının gönlüne, beynine girebilecek kardeşlik köprümüzdür.

Nihat Genç

Odatv.com

Bu yazı 315 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum