Siyaset hafızayı affetmez; dün başkalarına yöneltilen suçlamalar, bugün dönüp sahibini sınar. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın, CTP Genel Başkanı olduğu dönemde 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a yönelttiği “müzakerelerden kaçıyor”, “masaya oturmuyor”, “diyaloğu tıkıyor” eleştirileri, bugün gelinen noktada bizzat Erhürman’ın önünde bir siyasi ayna gibi duruyor.
Muhalefetteyken tablo son derece basitti: Tatar suçluydu, çözüm mümkündü, federasyon ulaşılabilirdi. Yeter ki Cumhurbaşkanı değişsin, yeter ki “irade” ortaya konsun. Erhürman’a göre sorun Rum tarafı değil, Kıbrıs Türk tarafının izlediği siyasetti. Bu söylemle “değişim” vaadi satıldı, umut pompalanıldı.
Ancak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturulduğu anda gerçekle yüzleşme kaçınılmaz oldu. Daha müzakerelerin ilk adımında Rum tarafının değişmeyen zihniyeti Erhürman’ın karşısına tüm sertliğiyle çıktı. Siyasi eşitliği reddeden, Kıbrıs Türklerini azınlık olarak gören, karar alma yetkisini paylaşmaktan bilinçli biçimde kaçınan Rum tutumu zerre değişmedi.
Üstelik tablo bununla da sınırlı değildir. 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın tüm eleştirilere rağmen başardığı 5+1 gayriresmî toplantıların benzerini, Erhürman henüz gerçekleştirebilmiş değil. Oysa bu toplantılar, tüm olumsuz koşullara rağmen Kıbrıs Türk tarafının uluslararası masada özne olabildiğini gösteren somut adımlardı. Dün “hiçbir şey yapılmıyor” denilen dönemde dahi 5+1 masası kurulabilmişken, bugün “değişim” iddiasıyla gelen yönetimin aynı düzeyi yakalayamaması dikkat çekici bir başarısızlık olarak ortada duruyor.
Bu gerçek, Ersin Tatar’a yıllarca yöneltilen eleştirilerin ne kadar haksız ve yüzeysel olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Çünkü sorun, Tatar’ın kişisel tercihlerinde değil; Rum tarafının niyetlerinde yatıyordu. Tatar bunu okudu, dile getirdi ve siyasi çizgisini buna göre şekillendirdi. Federasyon masallarının artık Kıbrıs Türk halkını oyalamaktan başka bir işe yaramadığını açıkça söylediği için hedef alındı.
5.Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ortaya koyduğu egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözüm siyaseti, bugün yaşananlar ışığında romantik değil, gerçekçi bir duruş olarak teyit edilmektedir. Bu siyaset, bir inatlaşmanın değil; onlarca yıl süren sonuçsuz müzakerelerin, verilen tek taraflı tavizlerin ve Rum tarafının bitmeyen uzlaşmazlığının ürünüdür.
Dahası, bu yaklaşım artık yalnızca KKTC’de savunulan bir tez değil; Anavatan Türkiye tarafından da açık ve kararlı biçimde desteklenen bir devlet politikasıdır. Türkiye’nin bu konudaki net tavrı, egemen eşitliğin pazarlık konusu yapılamayacağını ve Kıbrıs Türk halkının statüsünün Rum tarafının keyfine bırakılamayacağını tüm dünyaya ilan etmektedir.
Gelinen noktada “değişim” söylemi çökmüştür. Federasyon iddiası, Rum tarafının bilinen olumsuz tutumu karşısında bir kez daha duvara çarpmıştır. Değişmeyen tek şey Rum zihniyeti olurken, değişen sadece söylemler ve koltuklar olmuştur.
Bugün artık gerçeklerle yüzleşme zamanıdır. Ersin Tatar’a yıllarca yöneltilen suçlamalar değil, onun zamanında yaptığı tespitler doğrulanmaktadır. Sorun masaya oturmak değil, masanın karşısındaki muhataptır. Ve bu muhatabın bilinen uzlaşmaz duruşu değişmedikçe, federasyon hayali değil; egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözüm, Kıbrıs Türk halkı için tek gerçekçi yol olmaya devam edecektir.
Hüseyin Macit YUSUF[email protected]

YORUMLAR