Hüseyin Macit Yusuf

Hüseyin Macit Yusuf

DOSYA
[email protected]

Hristodulidis'in yalan maskesi düşüyor

22 Ocak 2026 - 09:27

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı faşist Eokacı/Enosisçi Nikos Hristodulidis’in Salı günü Avrupa Parlamentosu kürsüsünden bir kez daha “işgal” yalanına sarılması, artık sadece Kıbrıs Türk halkını değil, uluslararası aklı da hafife alan bir siyasi alışkanlığa dönüşmüştür. Kendi rüşvet iddialarını, yönetim krizini ve çökmüş çözüm vizyonunu örtmek isteyen Hristodulidis, her zamanki gibi sahneye “mağdur Rum” rolüyle çıkmış, gerçekleri tersyüz ederek dünyayı kandırmaya çalışmıştır.

Avrupa Birliği’nin, kendi hukukunu çiğneyerek yalnızca Rumları temsilen Kıbrıs’ı üye yaptığı gerçeğini görmezden gelen Hristodulidis, Kıbrıs Türk halkını yok sayan bu tarihi haksızlığı ustaca gizlemeye çalışmaktadır. AB çatısı altında tek taraflı egemenlik elde eden Rum zihniyetinin bugün “yeniden birleşme” masalları anlatması, samimiyetten değil, siyasi hesaplardan ibarettir. Bir yandan “çözüm için müzakereler hemen başlasın” diyen Hristodulidis, diğer yandan adayı silah deposuna çeviren, emperyal merkezlerle askeri ittifaklar kuran, Doğu Akdeniz’i bir çatışma alanına dönüştürmeye çalışan bir çizginin temsilcisidir. ABD, Fransa ve İsrail’le yapılan askeri anlaşmalar, Güney Kıbrıs’ta kurulan üsler, hızlanan silahlanma yarışı ve Rum Milli Muhafız Ordusu’nun saldırgan doktrini ortadayken, Rum liderliğinin “barış” söylemi ancak saf olanları kandırabilir. Sorulması gereken soru açıktır: Barış isteyen bir taraf neden bu kadar silahlanır? Çözüm isteyen bir zihniyet neden Kıbrıs Türk halkını yok sayan ittifaklar kurar? Çünkü Rum tarafı için federasyon hiçbir zaman eşitlik temelinde bir ortaklık anlamına gelmemiştir; federasyon, Türk tarafını azınlığa indirgemenin, 1963’te yarım kalan oyunun devamıdır.

Bugün gelinen noktada Hristodulidis’in “genişletilmiş konferans” ısrarı, çözüm arayışından çok zaman kazanma ve statükoyu Rum lehine kalıcılaştırma planıdır. Aynı taktiği yıllarca 5.Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a karşı uygulayan Rum liderliği, şimdi de aynı oyunu Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman üzerinden sahneye koyma arayışındadır. Amaç nettir: Sonuç üretmeyen toplantılarla Türk tarafını masaya mahkûm etmek, uluslararası kamuoyuna “uzlaşmaz Türk” algısı pompalamak ve tek taraflı kazanımlarını pekiştirmek.

Oysa iki liderin yaklaşımı arasındaki fark, Rum tarafının niyetini açıkça ortaya koymaktadır. Hristodulidis için öncelik, içi boş bir konferansın toplanmasıdır. Çünkü konferans, Rum tarafının elinde bir propaganda aracıdır. Cumhurbaşkanı Erhürman’ın vurguladığı “önce çözüm atmosferi” yaklaşımı ise samimiyetin ve iyi niyetin asgari şartıdır. Ancak Rum tarafı, eşit egemenlik, siyasi eşitlik ve güvenlik konularında en ufak bir zihniyet değişikliğine dahi yanaşmadığı sürece, ortada ne atmosfer olur ne de çözüm.

Artık açıkça görülmelidir ki Rumlarla federasyon hayali, Kıbrıs Türk halkı için bir çözüm değil, tarihi bir tuzaktır. 1960 ortaklık devleti Rum zorbalığıyla yıkılmış, 2004’te Annan Planı’na “hayır” diyen taraf Rumlar olmuştur. Bugün de aynı zihniyet, farklı bir ambalajla yeniden dayatılmaktadır. Değişen tek şey Rum liderlerinin isimleridir; değişmeyen ise Kıbrıs Türkünü yok sayan zihniyettir.

Hristodulidis’in Avrupa’da anlattığı masallar, adadaki gerçekleri örtmeye yetmez. Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi ve iki ayrı devlet gerçeği vardır. Bu gerçek, masa oyunlarıyla, konferans manevralarıyla, sahte mağduriyet söylemleriyle ortadan kaldırılamaz.

Kıbrıs Türk halkı, federasyon adı altında teslimiyet dayatmalarına artık prim vermemektedir. Egemen eşitliğe dayanmayan hiçbir çözüm sürdürülebilir değildir. Dünya bunu ne kadar erken anlarsa, Kıbrıs’ta gerçek ve kalıcı bir istikrarın yolu da o kadar erken açılacaktır.
Hüseyin Macit YUSUF[email protected]

YORUMLAR

  • 0 Yorum