Rumun 'egemenlik' kavgası hayra alamet değil
Hüseyin Macit Yusuf

Hüseyin Macit Yusuf

DOSYA

Rumun 'egemenlik' kavgası hayra alamet değil

09 Mayıs 2019 - 23:46

Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs etrafındaki denizlerde sözde münhasır ekonomik bölge (MEB) ilan ederek petrol ve doğal gaz aramasında ısrar etmesi, ortaklıklar kurması, lisanslar dağıtmasının başlarına büyük iş açacağını senelerdir yazmakta ve uyarmaktayım. Rum tarafının Akdeniz'deki egemenlik kavgası hayra alamet değildir.

Türkiye ve KKTC Dışişleri de yıllardır gerekli uyarıları yapmakta, ortak egemenlik çerçevesinde, ortak olan kaynaklarla ilgili kararların birlikte alınması ve bu doğrultuda işbirliği yapılması çağrılarını tekrarlamaktadır.

Türkiye ve KKTC makamlarını tüm çağrılarına Rum-Yunan ikilisi tarafından beklenen doğrultuda yanıt verilmemesi  ve meydan okunması karşısında Türkiye ile KKTC arasında 2011 yılında Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması imzalanmıştır.

Sözkonusu anlaşma, Kıbrıs Türklerinin, aynen Kıbrıslı Rumlar gibi Ada'nın kıta sahanlığının tümü üzerindeki meşru, eşit ve ayrılmaz haklarını dikkate almaktadır. Bu anlaşmanın ardından KKTC tarafından Ada'nın çevresindeki deniz alanlarında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na petrol ve doğalgaz arama ve çıkarma ruhsatları verilmesi konusundaki diğer bir anlaşma daha imzalanmıştır. Bu anlaşmaların esas amacı Rum tarafının tek yanlı kararlarla yürütmekte olduğu enerji politikasını gözden geçirerek Türk tarafının çağrılarına kulak vermesi ve işbirliği yapmasının sağlanmasıydı. Rum tarafı maalesef olumsuzluğunu sürdürmüş ve sondaj ile enerji politikasına devam etmiş, doğal kaynakların iki halk tarafından  hakça paylaşılması çağrılarını yanıtsız bırakmıştır.

Rum tarafı bu tehlikeli  'egemenlik' oyununda yanına Anavatan Türkiye ile problemleri olan İsrail'i  ve Mısır'ı da almıştır.ABD ve AB de Rum'a destek vermektedir. İkili, üçlü, dörtlü şer ittifakları ile savunma, enerji işbirliği anlaşmaları imzalanmakta ve hedefe Türkiye ile KKTC konmaktadır.

Türk tarafı olarak haklarımızın korunması adına son yıllarda çeşitli atılımlar yapılmıştır. Bu amaçla ilk olarak Barbaros Hayrettin Paşa gemisi araştırmalar yapmak üzere hazırlanmış ve Akdeniz'de göreve başlamıştır. Bilahare ise ismi FATİH olarak değiştirilen DeepSea Metro 2 sondaj gemisi satın alınmıştır. Sözkonusu gemiye en son teknolojik teçhizat eklenmiştir. FATİH gemisini Akdeniz'deki misyonuna çıkmazdan önce bulunduğu İzmit Limanı'nda ziyaret etmiş, yetkililerden gerekli bilgileri almıştım. Türkiye yakın zamanda DeepSea Metro 1 sondaj gemisini de satın alarak sondaj konusundaki atılımlarını güçlendirmiştir.

FATİH sondaj gemisinin 3 Mayıs'ta ilan edilen Navtex çerçevesinde Türkiye'nin kendi kıta sahanlığında gerçekleştirmekte olduğu sondaj faaliyetine, AB, ABD ve bazı bölge ülkelerinin GKRY'ne destek amaçlı açıklamaları kabul edilebilir değildir. Yıllardır Türkiye ve KKTC makamlarının çağrılarına, uyarılarına kulak tıkayan, Rum tarafının yasa dışı icraatlarını 'kendi egemenlik bölgesindeki haklı/yasal faaliyetler' olarak görenlerin bugün Rum tarafının kuru gürültüsüne, yaygarasına  destek vermesi emperyalist batının hak, hukuk, adalet konularında sınıfta kaldığına yeni bir örnektir.

KKTC ve Türkiye Dışişleri ile Türkiye Enerji Bakanlığı gerekli açıklamaları birbiri ardına yapmaktadır.

Anastasiadis'in Fatih'in bölgedeki faaliyetlerini 2. işgal olarak nitelemesine KKTC Dışişleri Bakanlığı en uygun cevabı vermiştir; "İşbirliği çağrılarımızı reddederek tek yanlı adımlar atmaya devam eden Rum tarafı, haklarımızı korumak için attığımız mukabil adımları çığırtkanlık yaparak kendi gasp girişimlerini gizleyemez… Rum tarafı 'istila' görmek istiyorsa, bu alanlarda kendi attığı tek yanlı adımlara bakmalıdır"

ABD, Türkiye'nin Kıbrıs Türkünün ve kendi haklarını koruma ve kollama adına  GKRY'ye karşı bir hamle yapmasını önlemek için Rumları NATO şemsiyesi altına almaya çalışmaktadır. S 400, F-35, İran'a uygulanan ambargo, Suriye'deki YPG'ye karşı alınacak tedbirler, İsrail'in Filistin'lilere uyguladığı mezalim ve benzeri tartışmaların devam ettiği son dönemdeki süreçte ABD, Kıbrıs üzerinden de Türkiye'ye mesaj vermeye çalışmakta ve "Eğer bizimle hareket etmezsen biz de senin düşmanını kendi kanatlarımız altına alırız" demektedir.

Meydan boş değildir ve Türkiye dik durduğu sürece haklarımız korunacaktır.

Kaynak Yeniçağ: Rumun 'egemenlik' kavgası hayra alamet değil - Hüseyin Macit YUSUF

Bu yazı 493 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum