Merhaba sevgili okurlar. Yeni bir yıla, 2026'ya adım attığımız bu günlerde, aklımızda dönüp duran soru şu: Bu yıl, ülkemiz için ne getirecek? Pandemi sonrası toparlanma, küresel iklim krizi ve dijital dönüşümün hız kazandığı bir dünyada, Türkiye'nin beklentileri hem umut dolu hem de gerçekçi bir temkinlilik taşıyor. Ben de bu köşede, kendi gözlemlerimle ve geleceğe dair düşüncelerimle, 2026'dan neler umduğumuzu paylaşmak istedim.
Öncelikle ekonomiye değinelim. 2025'in son aylarında yaşanan enflasyon dalgalanmaları, hepimizi yordu. Ama 2026, belki de toparlanmanın yılı olacak. Döviz kurlarındaki istikrarı sağlamak için atılan adımlar meyve vermeye başlarsa, yabancı yatırımların artmasını bekliyorum. Özellikle yenilenebilir enerji sektöründe: Güneş ve rüzgar enerjisi projeleriyle, Türkiye'nin Akdeniz havzasındaki konumunu avantaja çevirmesi mümkün. Düşünün, Ege kıyılarında yükselen rüzgar türbinleri, sadece elektrik üretmekle kalmayıp, istihdam yaratacak. Tabii ki, bu beklentiyi realize etmek için hükümetin teşvik politikalarını güçlendirmesi şart. Aksi takdirde, genç işsizlik oranları düşmez ve orta sınıfın alım gücü erimeye devam eder. Benim umudum, bu yılın "yeşil ekonomi" atılımıyla anılması.
Siyasi arenaya gelince, 2026'nın yerel seçimlere hazırlık yılı olacağını unutmayalım. Merkezi yönetim ile yerel idareler arasındaki uyum, şehirlerimizi dönüştürebilir. İstanbul'un trafik çilesi, Ankara'nın hava kirliliği veya İzmir'in deprem riski gibi kronik sorunlar için somut adımlar atılırsa, halkın güveni artar. Beklentim, muhalefet ve iktidarın, ideolojik kavgaları bir kenara bırakıp, ortak projelerde buluşması. Örneğin, eğitim reformu: Dijital okuryazarlığı artıran bir müfredat değişikliği, gençlerimizi küresel rekabete hazırlar. 2026'da, belki de yapay zeka destekli eğitim platformlarının yaygınlaşmasını göreceğiz. Bu, sadece okullarda değil, yetişkin eğitiminde de devrim yaratır.
Kültürel ve sosyal beklentilerimiz de azımsanmayacak. Turizm sektörü, pandemi sonrası rekorlarını kırmaya devam ederse, 2026'da 50 milyon ziyaretçi barajını aşabiliriz. Kapadokya'nın balon turları, Antalya'nın plajları veya Doğu Anadolu'nun tarihi rotaları, sürdürülebilir turizmle korunursa, hem ekonomi hem de kültürel mirasımız kazanır. Spor tarafında ise, milli takımların uluslararası başarıları moral kaynağı olabilir. Futbol, basketbol veya voleybolda beklenen zaferler, gençleri spora teşvik eder. Hele ki, olimpiyat hazırlıkları hızlanırsa, 2026 spor altyapısının güçlendiği bir yıl olur.
Uluslararası ilişkilerde ise, dengeli bir yaklaşım bekliyorum. AB ile ilişkilerin ısınması, vize serbestisi gibi konularda ilerleme kaydedebilir. Doğu Akdeniz'deki enerji anlaşmazlıkları çözüme kavuşursa, Türkiye'nin bölgesel liderliği pekişir. Ukrayna krizi gibi küresel olaylar, gıda güvenliğimizi test edecek olsa da, tarım politikalarındaki yenilikler (örneğin, akıllı tarım teknolojileri) bizi güçlendirir.
Sonuç olarak, 2026'dan beklentilerimiz büyük: Büyüme, yenilik ve birliktelik. Ama bunlar kendiliğinden gelmez; her birimizin katkısı şart. Ben iyimserim, çünkü Türkiye'nin potansiyeli sınırsız. Bu yıl, belki de "yeniden doğuş" yılımız olur.


YORUMLAR