Yönetmen Bülent Pelit yazıyor FİLM İçinde FİLM

Yeşilçam'ın efsane prodüksiyon amirlerinden Nalkafa Mustafa'dan çekimler için yalısı olan bir köşk ister yönetmen

Yönetmen Bülent Pelit yazıyor FİLM İçinde FİLM

Yeşilçam'ın efsane prodüksiyon amirlerinden Nalkafa Mustafa'dan çekimler için yalısı olan bir köşk ister yönetmen

Yönetmen Bülent Pelit yazıyor FİLM İçinde FİLM
19 Nisan 2019 - 10:33

. Bütçe'de öyle ahım şahım değildir. Çaresiz yola düşer, sağa sola bakar umut yoktur, dalgın yürürken köşkün birinin kapısında dikilen kişi kendisine gülümser. “Abi nasılsın” diye seslenir. Nalkafa tanımamıştır adamı ama bozuntuya vermez, verilen selamı alır, kısa bir sohbetten sonra adamın bir iki filmde figüran olarak çalıştığını, köşkünde kapıcısı olduğunu anlar. Adama köşkün durumunu sorar. Köşkün sahibi bir kaç günlüğüne Uludağ'a tatile gitmiştir. Hemen limana yanaşır, “şu köşkte bir günlük işimiz var, gelip çekelim sana da güzel bir rol verelim” der. Adamın tek bir hayali vardır, o da bir kadınla yatak sahnesinde oynamak, ikili anlaşır, adama filmin vamp kadınıyla yatak sahnesi sözü verilir. Ekip ertesi gün köşke iner, film aksiyon filmidir, Yeşilçam kavgacıları ve karakter oyuncuları mafyatik kıyafetlerle ortalıkta cirit atmaya başlarlar. Yönetmende uçuk kaçık bir abimiz olan rahmet Uğur Duru. Kısmetin böylesi ya, köşkün sahibi tatili erken keser, evinin önüne özel arabasıyla yaklaşır. Bir bakar, bahçesinde makineli tüfekli acayip kılıklı adamlar dolaşıyor, korku ile evin arkasına dolanır, balkondan içeri sızar, odalardan birinde, bir magazinci bir hatunu soymuş, fotoğraflarını çekiyor, iyice allak bullak olur, kendi yatak odasının camına geçer, karakter oyuncularından biri yatağına uzanmış horul horul uyumaktadır, o zamanlar cep telefonu da yok, korku, öfke karışımı yandaki komşusuna gider ve kendi evine telefon açar, görevli kem küm eder ama basılmışlardır. Adam bir hışımla evine girer ve ekibe hemen çıkın der, Uğur Duru ev sahibine, “daha çekilecek planlarım var atın bunu dışarı” diye haykırır, adamı kendi evinden kovmaya çalışır, adam öfkeden çıldırırken, kadın oyunculardan biri devreye girer, iki çift güzel laf ile adamı yumuşatır, adam mahzenden içkiler açar, bütün ekibe mangal yapar. Bir güzel sahneleri çekerler. İşte böyle ilginç bir camiadır Yeşilçam.

Yine ilginç, bizzat yaşadığım bir anı, 92 sonu 93 başı, mekan Bakırköy Akıl Hastanesi. Yönetmen rahmetli Sırrı Gültekin bende yardımcı yönetmenim. Ajanstan on kadar hastane sahnesinde oynatmak üzere yardımcı kadın oyuncu geldi. Araçlara bindik, kadınlar şen şakrak ötesi yerlerinde duramıyorlar, tam tımarhane kaçkını gibiler. Bizim için zor ve gergin bir gün, kalabalık sahneler var. Bir tanesi bizim eve, büroya gelen Atilla Akın var onun karısı. Midibüsün en arkasına kaçtım, ama kadın tiyoyu vermiş reji grubunda olduğumu, iki de bir gelip ne oynayacaklarını soruyorlar. Biri hareketli bir şarkı mırıldanıyor, bir ikisi koridorda göbek atıyor. Prodüksiyona bakan rahmetli Nihat Cerit o gün başka araçla sete gittiğinden bunlara”oturun oturduğunuz yere” diyecek kimse de yok. Taksimden Bakırköy dolmuşlarına binip gitmediğime çoktan pişman olmuştum. Kafa kazan bir vaziyette sete intikal ettik. Bir iki meraklı oyuncu, hazırlığını bizden önce sete ulaşıp çoktan yapmış olan baş kadın oyuncu Selda Alkor ile hatıra fotoğraf çektirme yarışına girince, Sırrı ağabeyin böyle şeye bozulacağını bildiğimden hemen müdahil oldum. “Set hazırlanacak, yemek arasında çektirirsiniz fotoğraf “ diye, püskürttüm merakileri. Çekimler başladı, bahçede bir sahnemiz var. Tipler o kadar gerçek ki, tedavi için hastaneye yatmış bir deli kadın, daldı setin ortasına, dedik biz film çekiyoruz, dinlemiyor,” bu delileri oynatıyorsunuz da, beni niye oynatmıyorsunuz” diye tutturdu. Çekimler bitti, toplanıyoruz baktık delileri oynayan kadınlardan bir kaçı eksik. Sabah vardiyasında çalışanlar film çekimini biliyor, kim bizim deli, kim hastanenin delisi ayırıyordu, vardiya değişimi sonrası gelenler bizden habersizler, üç dört kadın biraz setin kurulduğu yerden uzaklaşmış, bunları normal deli sanıp, kaçmaya teşebbüsten kilitli bir koğuşa kapatmışlar. Ara tara bulduk bunları, zar zor görevlileri ikna çıkardık. Belki otobüste o nümayişleri yapmasalardı, bu kadar dikkatimizi çekmeyecek, üç kuruş kazanmak için oraya oyuncu olarak gelenler, deli olmadıklarını ispatlayana kadar orada kalacaklardı.

Bu haber 927 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum