AİHM'de Türkiye'yi temsil edecek... "10 yaşında kararımı vermiştim"

36 yaşında bir hukukçu. Baba, Mardin’de ‘adaletin babası’ olarak tanınıyor.

AİHM'de Türkiye'yi temsil edecek... "10 yaşında kararımı vermiştim"

36 yaşında bir hukukçu. Baba, Mardin’de ‘adaletin babası’ olarak tanınıyor.

AİHM'de Türkiye'yi temsil edecek...
15 Nisan 2019 - 10:16

Ağabey Harvard ve Stanford’dan mezun bir hukuk profesörü, siyasetçi. Hedefini koyduğunda henüz 10 yaşında olan Doç. Dr. Saadet Yüksel, geçen hafta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıçlığına seçilerek burada görev yapacak en genç yargıç oldu. Türkiye’nin iki yıl önce emekliliği gelen Işıl Karakaş yerine seçilecek yargıç için sunduğu aday listeleri üç kez reddedilmişti. “Hedefim Türkiye dahil Avrupa Konseyi üyesi devletlerde ve tüm Avrupa’da insan haklarının gelişimine katkı sağlayacak kararlara imza atmak” diyen Saadet Yüksel, hayatını ve kendisini başarıya taşıyan yolu ilk kez Hürriyet’e anlattı.

HARVARD’DAKİ MEZUNİYET TÖRENİYLE BAŞLADI

Başarınızı kutluyorum. Sizi tanımak istiyoruz, ne zaman, nerede doğdunuz?

1983’te İstanbul’da, birçok hukukçunun olduğu bir ailede doğdum. Hukukçu olmamda en çok etkili olan rahmetli babam Mehmet Edip Yüksel ve TBMM’nin en genç milletvekillerinden biri olarak görev yapmış, şu anda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde uluslararası hukukçu ağabeyim Prof. Dr. Cüneyt Yüksel’dir. Babam TBMM Üstün Hizmet Ödülü sahibi biriydi. Çok tutarlı ve güçlü bir hakkâniyet anlayışı olduğu için önce memleketi Mardin’de, sonra İstanbul’da ‘abu adle’ yani ‘adaletin babası’ olarak tanınan bir kişiydi.

 

AİHM’de Türkiye’yi temsil edecek... 10 yaşında kararımı vermiştim
 

 

Babanız da hukukçu muydu?

Hayır değildi, bir iş insanıydı. Ama Mardin’de kişiler ya da aileler arasında bir ihtilaf olduğunda onun adalet anlayışına o kadar güvenilirmiş ki, ‘Abu adleye gidelim’ derlermiş. Birçok hizmetiyle de TBMM Üstün Hizmet Ödülü’nü aldı. Böyle bir ailede büyüyünce ve daha 10 yaşındayken Harvard ve Stanford Hukuk mezunu olan ağabeyimin Harvard’daki mezuniyetine gidince hukukçu olmaya karar vermiştim.

Nasıl bir çocuktunuz?

Ne istediğini bilen bir çocuktum. Abim Prof. Dr. Cüneyt Yüksel benim için her zaman bir rol model ve ilham kaynağıydı ama o mezuniyetten döndükten sonra hukukçu olmak artık hayal değil, ‘yol’ olmuştu. Döndüğümde öğretmenim, sınıfa o klasik soruyu sordu.

Malum soruyu: “Ne olmak istiyorsun?”

Aynen öyle. (Gülüyor) Herkes bölümler söyledi. Ben “İstanbul Hukuk’ta okumak, sonra da Harvard’a gitmek istiyorum” dedim. “Nasıl yani, hem bölüme, hem de okuyacağın okula mı karar verdin” dedi. Öyle de oldu gerçekten. Lisans eğitimimi İstanbul Hukuk Fakültesi’nde aldım. Yüksek lisansımı Avrupa Birliği hukukunda yaptım. İkinci yüksek lisansımı Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden aldım. Doktora eğitimimi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladım. Doktoradan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde önce yardımcı doçent, sonra doçent oldum. Şu anda da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapmaktayım. Aynı zamanda Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yarı zamanlı öğretim üyesiyim.

YAŞITLARINIZ GEZERKEN SİZ KÜTÜPHANEDESİNİZ

Anneniz nasıl biriydi?

Annem çok özverili, çocuklarının eğitimi için gurbete alışmış, bütün çocuklarını okutmuş, onların arkasında durmuş bir Türk kadını. Çok özveri diyorum, çünkü tahmin edeceğiniz gibi hiç de kolay bir yolculuk değil. Yeri geliyor gurbet çekiyorsunuz, yeri geliyor yaşıtlarınız gezerken siz kütüphanelerde sabahlıyorsunuz. Benimle birlikte bu özveriye canı gönülden katlanabilen vefakâr bir kadın benim annem.

Sizi Harvard’daki mezuniyet töreninde ‘hukuk yolu’na sokan duyguyu hatırlıyor musunuz?

Oradaki atmosfer, mükemmeli arayan ama bir o kadar da tevazu içinde yaklaşan hukukçuların birbirine ve etrafına yaklaşım tarzı beni çok etkilemişti. Sürekli adaletin konuşulduğu bir evde büyüdüğünüzde ‘hukuk tılsımının’ etkisine giriyorsunuz. Belki de bu yüzden kendimi hukukçu olmak dışında bir şeyi hayal ederken görmedim. “Hukukçu olmasaydınız ne olurdunuz” sorusuna verecek cevabım yok, o kadar özümsediğim, sevdiğim, âşık olduğum işi yapıyorum ki hakikaten başlangıç noktasını bile söyleyemiyorum. Onun için meslek değil, yol diyorum.

Az önce hukukun sizin için tılsımlı bir yol olduğunu söylediniz. Adalet anlayışınızı anlatır mısınız?

Benim için adalet yaşamın bir parçası. Hiçbir zaman ayrı bir husus gibi düşünmedim. Hukuk güvencesinin demokrasi, hukukun üstünlüğü, gerekçelendirme ve ölçülülük standardı gibi objektif hukuk ilkeleri bağlamında sağlandığı tutarlı bir hakkaniyet anlayışından söz edebilirim.

Gündelik hayatta adaletsizlik karşısında tavrınız ne olur? Her şeyi önce adalet terazisine mi koyarsınız?

Konulabilecek her şeyi, evet... Böyle bir durum karşısında hukukun üstünlüğü ve hakkaniyet çerçevesinde çözüm bulmaya çalışırım. 
m Çok gençsiniz, 36 yaşındasınız. Siz hep çok mu çalıştınız? Gezmek, tozmak hayatınızda ne kadar yer tutuyor?
Yaşıtlarımla karşılaştırınca çok fazla fedakârlıkta bulundum ama hiç şikâyet etmedim. Çünkü bu yolda çok severek ilerledim. Yük olarak görmedim. Hiç öyle hissetmedim.

Fedakârlık dediğiniz neydi?

Belli bir liyakat anlayışına bağlı olarak, niteliği ve düzeyi düşürmeden, yaptığınız işin en iyisini yapabiliyor olmak başlı başına bir fedakârlık. Bunu ben değil, mesleğini en iyi şekilde yapmaya çalışan herkes hissediyordur. Benim açımdan farklı olan husus, bunu biraz genç yaşta ve farklı bir düzeyde yapmaya çalışmam... Üniversitede okurken neredeyse her yazımı yurtdışında hukuk alanında araştırma ve çalışmalarla değerlendirdim. Hiçbir yazımı sadece yaz tatili yaparak geçirdiğimi hatırlamıyorum. Hakikaten şikâyetçi değilim, isteyerek ve zevk alarak yaptım. İşimi belli bir düzeyde yapmaya çalıştım, birçok zorlukla da karşılaştım ama bu zorluklara karşı göğüs gererken yine verdiğim emeğin niteliğine güvendim. 
insan hakları,
temel hak ve özgürlükler

Çalışmalarınızı da konuşalım mı?

Hem kıta Avrupası hem de Anglosakson hukuku alanında yetişmeye ve profesyonel çalışma yapmaya özen gösterdim. Dünyanın birçok yerinden bu temel iki hukuk sisteminin insan hakları güvencesine bakış açısı hakkında dersler, seminerler vermek için davet edildim. Harvard’da, Georgetown’da, Northwestern Üniversitesi işbirliğiyle Katar’da, New York Hukuk Fakültesi’nde misafir öğretim üyesi olarak çalıştım. Anayasa hukukunun insan hakları, temel hak ve özgürlüklerin yargısal korunması alanına odaklandım. Avrupa Birliği’nde işçilerin serbest dolaşımı ve Türk işçilerinin statüsü, özel yaşamın gizliliği bağlamında iletişimin gizliliğine önleyici denetim yoluyla müdahale, ibadet özgürlüğü, çocuk mağduriyetinin Avrupa Birliği hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi, Türkiye’de temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasa değişikliklerinin değerlendirilmesi gibi konularda, uluslararası birçok projede referans olarak da gösterilen yayınlarla insan haklarına ilişkin çalıştım.

Ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yargıç seçildiniz...

Ondan önce Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü’nü hukuk alanında aldım.

Ne zaman aday gösterildiniz?

AİHM yargıç seçimi 2017 yılından beri devam eden bir süreç. Ben, 2018 yılında sunulan üç kişiden biriydim.

PARİS’TE ZORLU BİR MÜLAKAT

AİHM’ye 2017’den bu yana atama yapılamıyordu. Sizin seçilmenizle bu sorun aşıldı. Peki kriterler nedir, bize bu süreci anlatır mısınız?

Her üye devlet ilan, mülakat ve kapsamlı değerlendirmeyi içeren şeffaf bir ulusal eleme sürecinden sonra Avrupa Konseyi’ne üç kişilik bir aday listesi sunar. AİHM yargıcı olma kriterlerini taşıyacak adaylar bakımından devam eden bir ulusal eleme sürecidir bu. Adaylar Avrupa Konseyi’ne sunulduktan sonra çalışmalarının, uluslararası hukuk ve insan hakları alanında yetkinliğinin ve yargıç olabilme niteliği ve yeterliliğine sahip olup olmadıklarının değerlendirildiği bir panel süreciyle devam eder. Eğer adaylar AİHM yargıçlığı için yeterli görülürse Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Hâkim SeçimKomisyonu’na mülakat için çağrılırlar. m Ve sizin de aralarında olduğunuz üç aday Paris’te 29 Mart’ta bu mülakata katıldı... Evet, burada insan hakları, anayasa hukuku, uluslararası hukuk ve Türk hukuku bakımından yargıç adayının yetkinliğinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve mahkeme içtihadına dair vizyonunun kapsamlı şekilde değerlendirdiği bir mülakat aşaması gerçekleşiyor. Bu mülakatı Avrupa Konseyi’ne üye devletlerden gelen ve tamamı hukukçu olan parlamenterler yürütür. Bu mülakata katıldık, komisyon sonunda her zamanki gibi tavsiye niteliğinde bir rapor sundu. Bu raporda “ezici çoğunlukla en nitelikli aday olarak” ismim önerildi. Salı günü de ilk turda Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Genel Kurulu’ndaki üyelerin mutlak çoğunluğunun oyunu alarak AİHM yargıcı olarak seçildim. m Bekliyor muydunuz?Bu süreç, AİHM yargıcı olabilme niteliklerinin hem ulusal hem Avrupa Konseyi tarafından objektif, şeffaf, liyakate dayalı değerlendirildiği uzun ve çok aşamalı bir süreç. Ben bu niteliklere ve bu düzeye sahip olarak yetişmeye çalışmış bir hukukçuyum. 

 

AİHM’de Türkiye’yi temsil edecek... 10 yaşında kararımı vermiştim
 

Derste sevinç

 

AVRUPA’YA DAHA YAKIN HİSSEDİYORUZ

Nasıl tepki aldınız?

Seçildikten sonraki gün, dersime girdim. Orada öğrencilerimin gözündeki sevinci, o pırıltıyı, mutluluğu, beni karşılamalarını görseydiniz, mutluluğumu anlardınız. Aslında bu şunu da gösteriyor: Ben gerçekten her zaman kendine inanan bir hukukçu oldum. Burada öğrencilerimden gelen bu sevinci gördükten sonra onların yaşamlarına dokunmuş olduğumu da gördüm. Hedefim, insan haklarında yapacağım çalışmalar, alacağım kararlarla bu dokunuşu daha anlamlı hale getirmek. Bu arada öğrencilerimden “Hocam artık kendimizi Avrupa’ya daha yakın hissediyoruz” diyenler bile oldu. Sadece hukuk camiasından değil, Türkiye’nin her kesiminden büyük bir teveccüh gördüm.

Nobel ödüllü Aziz Sancar gibi mi?

Evet, zaten bunu da söyleyenler oldu.

Yine gurbet göründü bir yandan da...
İşin can alıcı noktasına geldiniz. (Gülüyor) Burası benim ana ocağım. Ama bu seferki gurbet, üstlendiğim tarihi görev ve sorumluluktan dolayı çok farklı.

AİHM YARGICI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZDIR

AİHM yargıcı olmanın kaç kriteri var?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre yargıçlık için aranan başlıca iki kriter var. Birincisi üstün ahlaki vasıflara sahip olmak, ikincisi de alanında uzmanlığı herkesçe tanınmış bir hukukçu olmak.

Bunu nasıl belirliyorlar, mesela üstün ahlaki vasıflara sahip olmak ne demek?

Orada özellikle önemli olan, yargıcın bağımsızlık ve tarafsızlık gibi özelliklerinin, şu ana kadarki çalışmalarının, aslında bütün özgeçmişinin yargıç olabilme niteliklerinin değerlendirildiği bir süreç. Biliyorsunuz, 9 yıllığına seçiliyorsunuz. Bu yüzden uzun, şeffaf ve ayrıntılı bir çalışma yapılıyor. Tabii ki ulusal düzeyde listeyi, adayların kendi hükümetleri öneriyor. Ancak AİHM yargıçları seçildikleri andan itibaren bağımsız ve tarafsız bir yargıç olarak görev yaparlar.

Bu aslında altı çizilmesi gereken bir cümle. Türkiye’nin temsil ettiği yargıçtan, Türkiye’yi savunacak yargıç da anlaşılıyor aslında. 

Tabii, o ülkeden gitmiş bir yargıçsınızdır ama tarafsız ve bağımsız bir yargıç olarak görev yaparsınız.

Şu an görev yapacak en genç yargıç siz misiniz?

Evet, öyleyim.

Heyecanlı mısınız?

Çoook. Hem heyecanlı hem umutluyum. Şimdiden mahkemenin bazı üyelerinden tebrik mesajları aldım. Orada da büyük bir heyecan ve mutlulukla karşılandığını görüyorum. 

 AVRUPA’DA İNSAN HAKLARI GELİŞİMİNE KATKI HEDEFİ

Eminim öğrencileriniz için de bir rol modeli olmuşsunuzdur. Onlara ne önerirsiniz?

Önce hayal kurmaları, sonra azimli olmaları. Hırs demiyorum, azim diyorum... Bu yolda herkesin karşılaştığı zorluklar oluyor. Her Türk kadını gibi ben de birçok güzelliğin yanı sıra zorluklarla karşılaştım. Ama yaptığım işe inandım, donanımlı bir altyapı oluşturmaya çalıştım. Böyle olunca zorluklar motivasyonumu düşürmedi. Ben hukukçuluğun kural ezberlemek olduğunu düşünmüyorum. Objektif, tutarlı, gerekçelendirmeye ve hukukun üstünlüğüne dayalı belli bir muhakeme düzeyinin yerleşmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

İdealiniz nedir?

AİHM insan hakları hukukunun kaynakları bağlamında da bütün dünyanın izlediği bir mahkeme. Hedefim hem Türkiye dahil Avrupa Konseyi üyesi devletlerde hem de tüm Avrupa’da insan haklarının gelişimine katkı sağlayacak kararlara ve çalışmalara imza atmak. Bunun çok anlamlı ve değerli olduğunu düşünüyorum. Şu ana kadar yaptığım çalışmalarda hep insan haklarının yargısal güvencesiyle ilgilendim. O alanda özgün ve farklı çalışmalar yapmaya özen gösterdim. Umuyorum sahip olduğum değerler, hukuk vizyonum ve dinamizmim AİHM’de şu an görev yapacak en genç yargıç olarak Avrupa’daki hak ve özgürlüklerin değerlendirilmesine yeni bir bakış açısı kazandırmak üzere katkı sağlayacaktır.

Doç. Dr. Saadet Yüksel - İpek Özbey

 DOKUZ YILLIĞINA GÖREV YAPACAK

Şu anda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı olan Doç. Dr. Saadet Yüksel, İngilizce ve Fransızca biliyor. AİHM’e seçilen yargıçlar dokuz yıl görev yapıyor. Temmuzda yeni işinin başında olacak Yüksel’i zor dosyalar bekliyor.
İpek Özbey

İpek Özbey

[email protected]


Bu haber 389 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum