Kılıçdaroğlu'nu yere seren oran 4.2 ve işe yaramaz 17.5
Kılıçdaroğlu'nun CHP'yi sağa çekmesi iflas eden bir politikanın ta kendisi, baştan sona yanlış bir strateji
Artık belli:
Tayyip Erdoğan enflasyonla mücadele etmek istemiyor.
Ads by KioskedSıkı para politikası istemiyor.
Tasarruf istemiyor.
İsrafı önlemek istemiyor.
Ekonomik reform ya da benzeri bir program istemiyor.
Merkez Bankası'nın politik faizi sadece 2.5 puan arttırarak, yüzde 15'ten yüzde 17.5'a çekmesinin başka hiçbir anlamı yok.
Faizin yüzde 17.5'a yükselmesinin ekonomiye zerre kadar olumlu etkisi yok.
Bu durumda:
Dolar yine yükselmesini sürdürecek.
O yükselişe paralel, zamlar yine birbirini izleyecek.
Halkın sefaleti daha da artacak.
Erdoğan'ın derdi bu derin krizi yerel seçimlere kadar Arap ülkelerinden gelmesine umut bağladığı kaynakla idare etmeye çalışmak.
O kaynağı elde edebilmek için ülkemizdeki bazı varlıkları satmak.
Sata sata, yakında elde avuçta varlık kalmayacak.
Derin krizde komedi
Yüz yıllık Cumhuriyet en ağır ekonomik krizle boğuşurken...
Seçimden sonra o krize ne Erdoğan ne de onun direktiflerinden çıkamayan Mehmet Şimşek hiçbir şey yokmuş gibi, anlamsız faiz artışının dışında, benzer politikalarla devam ederken...
Genel anlamda muhalefette, özel olarak CHP'de kriz üstüne kriz patlıyor.
Komediye bakar mısınız?..
Meclis'te vergi ve zamların görüşüldüğü olağan toplantıya katılmayan muhalefet şimdi Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırıyor!..
Ve ortada "biz muhalefetiz" diye dolaşıyor.
Çarpıcı bir oran
CHP'yi sağa çeken Kemal Kılıçdaroğlu'nu, onun temel politikasını yere vuran bir oran var:
4.2.
Birkaç gün önce Hürriyet'ten Abdülkadir Selvi Optimar şirketinin bir anketinden söz ediyor. Anket Tayyip Erdoğan'ın neden kazandığına, Kılıçdaroğlu'nun neden kaybettine ilişkin verileri aktarıyor.
Katılın, katılmayın, "güvenirlik, liderlik, hizmet odaklı" görüşlerin Erdoğan'ın kazanmasında rol oynadığı belirtilen ankette, asıl çarpıcı başka bir veri var:
"Erdoğan'ın kazanmasında dini görüşe uygun politikalar benimsemesi de rol oynuyor".
İşte, burası çok çarpıcı.
"Dini görüşe uygun politikalar benimsemiş olması, oy tercihinde sadece yüzde 4.2 rol oynuyor, 4.2".
Kılıçdaroğlu'nun CHP'yi sürekli sağa çekmesinin, muhafazakâr kesime seslenmesinin, o kesimden insanları aday yapmak istemesinin pek kıymet-i harbiyesi olmadığını gösteriyor.
Olsa bile, yüzde 4.2 nedir ki?..
Yüzde 4.2...
Bütün paradigmayı yıkan bir oran.
Yanlış strateji
Demek ki, Kılıçdaroğlu'nun CHP'yi sağa çekmesi iflas eden bir politikanın ta kendisi, baştan sona yanlış bir strateji.
Tam ideolojik hata...
Kılıçdaroğlu'nun çoktan istifa etmesini gerektiren bir durum.
Ama, o "gitmem de gitmem" diye tutturuyor.
Daha kötüsü, Ekrem İmamoğlu'nun yaptığı bir zoom toplantısının medyaya sızdırılması üzerine, CHP'de var olan çatlak iyice ortaya çıkıyor.
CHP kurultayına kadar, kuralsızlığa daha çok tanıklık edeceğimiz bir çatlak.
"Bizden" olanlar, olmayanlar
O kuralsızlığın ilk işareti geçen hafta çakıyor.
Görev ve sorumlulukları ile mali yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle, CHP'de altı il başkanı görevden alınıyor.
Tam kurultay süreci başlamışken, altı il başkanının görevden alınması, epey mide bulandırıcı.
Yoksa, Kılıçdaroğlu da, Tayyip Erdoğan gibi, insanları "bizden olanlar, olmayanlar" diye ayrıma mı tabi tutuyor?.. Üstelik, kendi örgütündeki yöneticileri.
Kurultayda yeniden genel başkanlığı garantiye almak amacıyla mı?..
Öyle ise, çok çirkin!..
"Yanlış aday"
Aynı Optimar anketine göre, Kılıçdaroğlu'nun seçimi kaybetmesinde:
"Kendisinin aday olması" en önemli etken olarak öne çıkıyor.
Halkın değişime karşı çıkması, medya ve propaganda faaliyetlerinin aksaklığı gibi etkenler de, seçimin kaybedilmesinde rol oynuyor.
Şimdi de, derin ekonomik krizin, anormal pahalılığın, vergilerin, zamların yarattığı halktaki genel mutsuzluğu ve geçim derdini ikinci plana atan bir CHP var.
Çünkü, CHP'de derin bir çatlak var.
Umalım ki, o çatlak CHP'nin parçalanmasına kadar gitmez.