‘Önemli adamlar’dan devlet görünmüyor

Türkiye’de bir devlet sistemi var mı? Kurumları sormuyorum. Dişlinin çarklarından bahsediyorum.

‘Önemli adamlar’dan devlet görünmüyor

Türkiye’de bir devlet sistemi var mı? Kurumları sormuyorum. Dişlinin çarklarından bahsediyorum.

‘Önemli adamlar’dan devlet görünmüyor
22 Ağustos 2019 - 10:20

İzmir yanarken kıyıda kalmış bir haber vardı. Beştepe’de kurulan çalışma kurulu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerine değerlendirme raporunu tamamlamıştı. Önce Cumhurbaşkanı’na ardından MHP liderine sunulacağı yazıyordu. Öyle anlaşılıyor ki biz yine meselenin esasını konuşamayacağız. Oysa yangın, krizi gözümüze sokuyor. 
Türkiye, orman yangınlarıyla ilk kez karşılaşmıyor, tecrübeliyiz. Haliyle bürokrasi de kendisini düzenlemiş. “Orman Yangınlarının Önlenmesi ve Söndürülmesinde Görevlilerin Görecekleri İşler Hakkında Yönetmelik”, 10 Eylül 1976 tarihli Bakanlar Kurulu kararına dayanıyor. O kadar ayrıntılı ki… Yangın haberinin kimlere verileceğinden, söndürmeye iştirak edenlerin yanlarında götürecekleri kazma ve kürek gibi malzemelerin listesi bile yazıyor. Hatta dağıtılacak zeytin ya da helva gibi katıkların listesi, verilecek sigaranın markası bile var.
43 yıl önce yönetmelikle yangın söndüren Türkiye’nin, bugün bir yangında sistemi işlemiyor.

Bir yanda bakan bir yanda başkan 
Krizin iki tarafı var. Bir yanda yangın söndürmenin ana sorumlusu Orman Bakanlığı. Öte yanda Cumhuriyetin ilanından sadece 16 ay sonra Atatürk’ün emri ile kurulan Türk Hava Kurumu. Bir yanda hükümetin atanmış bakanı. Öte yanda THK’nin seçilmiş başkanı. Bir yanda şirketten bakanlığa terfi etmiş CEO Bakan. Öte yanda 1975’te Hava Harp Okulu’na girmiş havacı THK Başkanı. Bir yanda “Türkiye’de bize hizmet verebilecek bir uçak filosu ne yazık ki bulunmuyor” diyen bakan, öte yanda “Avrupa’nın en büyük yangın söndürme filosu sahibiyiz” diyen THK’nin başkanı. Bir yanda kardeşi FETÖ’dentutuklanmış, FETÖ ile iç içe bir ailenin üyesi Bakan Bekir Pakdemirli. Öte yanda FETÖ’nün Balyoz kumpasıyla tutukladığı THK Başkanı Bertan Nogaylaroğlu. 
Peki, bu noktaya nasıl geldik? 
THK’nin 9 tane CL-215 yangın söndürme uçağı var. 3 tanesi diğer uçaklara yedek parça temin etmek için ucuza alınmış. 6 tanesi ise kullanılabiliyor. Kış boyunca uçaklar uyutulmuş bir şekilde bekliyor. Yaza doğru bakımları yapılarak, çalışır hale getiriliyor. Mayısta müdahaleye hazır oluyor. Bu yıl da 5’i aktif hale getirilmişti. 
Orman Bakanlığı her yıl yangın söndürme hizmeti için ihaleye çıkıyor. THK, rakipsiz olarak işi alıyor. Ancak bu yıl süreç farklı oldu. THK yönetimi 13 Ekim 2018 tarihinde değişti. Kurum, neredeyse batık haldeydi. Bankalardan 100 bin liralık teminat mektubu bile alamayan kurum, kuduz aşısı ihalesine dahi girememişti. THK, Orman Bakanlığı’nın yangın söndürme için açtığı ilk ihaleye de aynı nedenle katılamadı. Daha sonra kendisini toparladı, ihale şartlarını sağladı. 
Verilen rakam, yıllardır ortalama 10 milyon dolardı. Kendi alımlarını yurtdışından dolarla yapan kurum, devlete yaptığı teklifi bu yıl TL’ye çevirdi. Döviz tahminleriyle son teklif, 62 milyon lira civarında oldu. 
Bu kez de bakanlık, bütçesinin olmadığını söyledi. 35-36 milyon lira bulabileceğini, uçak sayısını 3’e düşürmeyi önerdi. Tam bu süreç yaşanırken temmuz ayında Dalaman’da yangın çıktı. Bugünün bir benzeri o gün de yaşandı. THK; biri Ankara Etimesgut’ta, diğeri de İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndaki iki CL-215 tipi uçağının yangına müdahale için hazırolduğunu bildirdi. Ancak Orman Bakanlığı, uçaklara gerek olmadığı yanıtını verdi.
Bakan Pakdemirli, o gün de THK’yi eleştirdi. Gerilim bugüne kadar sürdü. Bakan, THK’nin uçaklarının alternatifini kiralanan helikopterlerde bulmuştu.

Bakan THK’yi dışarı itti 
Peki, bakanın “3 tane uçak motoru arızalı şekilde duruyor, 3 tanesi de yağ akıtıyor” iddiası doğru mu? 
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, sivil uçakları kontrol ediyor. Uygun olanlara, “uçuşa elverişli” raporu veriyor. Bakanın “arızalı, yağ akıtıyor” dediği uçaklar, “uçabilir” raporu aldı. Bunun haricinde uçağın teknik bakımını yapan Kanadalı firma da “uçabilir” dedi. Buna rağmen THK uçakları, bakanlığın hedefi haline geldi. 
THK’nin kullandığı uçaklardan dünyada 124 tane var. İşlevselliği nedeniyle pek çok ülke kullanıyor. Üretimleri 70’li yıllarda başlıyor. Bizdekilerin ise tamamı 80’lerde üretilmiş. Türk Yıldızları’nın ilk versiyonlarının ya da F-4’lerin, hatta mevcut söndürme helikopterlerinin 70’li yıllarda üretildiği hatırlanırsa THK’nin uçakları “tarihi eser” sayılmıyor. Üstelik İzmir’deki helikopterlerin “uçuşa elverişli” raporunun alınmadığı söyleniyor. THK’nin uçaklarından daha eski helikopterler ayrıcalıklarla uçuruluyor. 
Bakan Pakdemirli’nin söylediklerinin aksine uçaklar 6 bin litre su alıyor. Dalga durumuna göre en çok bir buçuk kilometre uzaktan iki dakikada su alıp götürebiliyor. Üstelik THK, uçaktaki suya kimyasal madde karıştırıyor. Buşekilde yangın örtülüp ortam oksijensiz bırakılıyor. Uzmanlar, bakanın söylediğinin aksine uçak, helikopter ve karadaki söndürücü birliklerin birlikte de çalışabileceğini söylüyor. Önce uçak kimyasalla yangını kontrol altına alıyor, sonra helikopter lokal bölgelere su indiriyor, ardından karadaki aletler süreci tamamlıyor. 
Tüm teknik bilgilere rağmen Orman Bakanı inatla THK’yi sürecin dışına itiyor. 
Öyle bir skandal var ki... 
THK kaynaklarına göre hazır olan 5 uçaktan bir tanesi, yanan ormanın birkaç kilometre ilerisinde, Adnan Menderes Havalimanı’nda, içi su doluşekilde iki aydır bekliyor. Ülkenin parasıyla alınmış içi su dolu uçak, vatanın ormanlarının yanışını, iki kurum arasındaki kriz nedeniyle izliyor. Üstelik THK’nin “Prosedürü boş verin, gelip gönüllü söndürelim” demesine rağmen. 
Kimileri, bakanlık bürokrasisinin THK’nin eski yönetimiyle yeni yönetimi arasındaki kavgada taraf olmasından bahsediyor. Kimileri ise THK’nin yerine para kazandırılacak “hatırlılardan” bahsediyor. Bakanın kamuoyu önünde suçladığı THK, bakana kamuoyu önünde cevap veremediği için şikâyet devletin zirvesine kadar gidiyor. “Kim doğru söylüyor, gelin uçağa binip görelim” restleri çekiliyor. Kurumlar kavga ederken ülkenin akciğerleri yanmaya devam ediyor. 
Hani fıkrada “ağaçlardan orman görünmüyor” diyordu ya, şimdi “önemli adamlar”dan devlet bulunamıyor.
Cumhuriyet Barış Terkoğlu 


YORUMLAR

  • 0 Yorum