Sahi kim çaldı çünkü gerekçede yok

İstanbul seçimlerinin iptal nedeni YSK kararında bazı sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi sıfatına sahip olmadığıydı.

Sahi kim çaldı çünkü gerekçede yok

İstanbul seçimlerinin iptal nedeni YSK kararında bazı sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi sıfatına sahip olmadığıydı.

Sahi kim çaldı çünkü gerekçede yok
23 Mayıs 2019 - 10:47

Sahi kim çaldı? Gerekçede yok.

İstanbul seçimlerinin iptal nedeni YSK kararında bazı sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi sıfatına sahip olmadığıydı.

Bu gerekçeye dayanırken YSK aslında karara yansımayan İtirazcı AKP’nin gösterdiği sair nedenleri reddetmiş oluyordu.  

YSK başkanı da muhalefet şerhinde bu hususu; “Yüksek Seçim Kurulumuz Adalet ve Kalkınma Partisince kısa karara gerekçe yapılan hal dışında gösterilen olay ve halleri seçimin neticesine müessir olarak kabul etmemiş̧ olup bu kabul Yüksek Seçim Kurulunun istikrar kazanmış̧ içtihatlarına da uygundur” diyerek teyit etmiştir.

YSK kararına yazdığı, kamuoyuna açıkladığı nedenden başka bir iptal nedeni gösteremez. Ancak çeşitli basın ve yayın organlarında AKP yandaşları ve kimi “Hukukşörlerin” resmi iptal nedeni dışına taşan iptal nedenlerini telaffuz etmeye başlamasıyla takke düşmüş kel görünmüştü. 

YSK’nın gerekçeli kararında yer alacak konulara kamuoyu hazırlanıyordu.

Beklediğimiz ve öngördüğümüz biçimde gerçekleşti.

Ancak sayfalar ve satırlar arasında “çalma” fiili ile ilgili birkaç sözcük bulabilir miyiz diye aranıp durduk. Yok.

Çalma fiili yoktu ama Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının nasıl “deve yapıldığının” ipuçları vardı.

YSK Başkanı Sadi Güven.

Soyadı Güven olmasına karşın bir hiç güvenmiyorduk.  İktidar ise çok güveniyordu.

Bizim Güvenmediğimiz YSK başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının çalındığını söylenmesi mümkün en diplomatik dille söylüyordu.

Ayrıca; İstanbul Büyükçekmece İlçesinde hayali bina oluşturarak, kamu binalarını, tır parklarını, boş arsaları mesken gibi göstererek usulsüzseçmen kaydı yapıldığı ve bununla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı ileri sürülmüş olmasına karşın bu hususun ispat edilse bile kesinleşmiş̧ seçmen kütüklerindeki yolsuzluklara ve 298 sayılı Kanunun 130. maddesinin 1. fıkrasının 6. bendindeki hükme dayanılarak mazbataveya seçimin iptali istenemeyeceği ve bu konuda YSK’nın benzer kararlarının numaraları hatırlatılıyordu.

YSK Üyesi Cengiz Topaktaş.

Muhalefet şerhinde bir adım daha ileri giderek. Çoğunluğun (7 üyenin) gerekçesinin kısa kararda sayılan nedenin dışına çıktığı için dışta kalan nedenlerle ilgili muhalefet şerhi yazmayı bile gerekli görmemişti.  Cengiz Topaktaş’ı uzun bir süredir Hukuki çizginin içinde mücadele ederken görmekteyiz.

YSK Üyesi Kürşat Hamurcu.

Somut hiçbir kanıt ve belge sunulmadan kamu görevlisi olmayan sandık başkanları ile ilgili iptal kararı alınmasının seçmen iradesine saygısızlık olduğunu vurguluyordu.

YSK Üyesi Yunus Aykın.

Kabul yönündeki gerekçeye daha kökten girmiş ve hallaç pamuğu gibi atmış muhalefet şerhinde. Haklarında kısıtlama kararı kesinleşenlere ait bilgilerin, kararı veren mahkemelerce UYAP sistemine girilmemesi nedeniyle Adalet Bakanlığınca gönderilen listelerde ismi yer almayanların sandık Seçmen listesinde oy kullanabilir durumda görülmelerinin seçim kurullarının kusuru olmadığı, kaldı ki  İstanbul  İlinin toplam seçmen sayısının 10.560.963 olduğu göz önüne alındığında 601 kısıtlı seçmenin oy kullanmış̧ olmasının seçimin iptalini gerektirecek bir usulsüzlük olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığını vurguluyordu.

YSK kararı dün hiçti, bugün de hiç.

Tek bir hukuksal argümanı olmayan safsata dolu bir karar, tutarsız, birbiriyle çelişkili, neden sonuç ilişkileri kurulmamış bir gerekçeli karar. Aslında YSK’nın bu kararını Gerekçeli zarar diye niteleyebiliriz.

Kısa sürede okuduğum kadarıyla gerekçeli karar bizi Fareli Köyün Kavalcısı gibi bir deliğe doğru sürüklüyor.

Biz fare değiliz, o başka…

Ama Fareli Köyün kavalcısı üflüyor.

Demokrasiyi yönetim biçimlerinin en iyi türü̈ olarak tanınmasını sağlayan tarafız ve objektif organlar tarafından yapılan seçimlerdir.

Demokratik yönetimin toplumun en iyi yaşam biçimine ulaşması açısından önemlidir ve seçimler bu yönde demokrasinin erdemidir.

YSK kararıyla ne yazık ki bu erdemin kaybedildiğini ve Zorbalıkla demokrasiyi ayıran çizgilerin birbirine girdiğini görmekteyiz.

Celal Ülgen

Odatv.com

Bu haber 333 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum