Soner Yalçın Yazmaya utanıyorum

Milli Şef İnönü, Yüksek Seçim Kurulu'na baskı yapıp istediği kararı aldıramaz mıydı? Yapmadı… “Egemenlik Milletindir” şiarına sözde değil, özde inandığını tarihe yazdırdı. Demokrasi kahramanı oldu.

Soner Yalçın Yazmaya utanıyorum

Milli Şef İnönü, Yüksek Seçim Kurulu'na baskı yapıp istediği kararı aldıramaz mıydı? Yapmadı… “Egemenlik Milletindir” şiarına sözde değil, özde inandığını tarihe yazdırdı. Demokrasi kahramanı oldu.

Soner Yalçın Yazmaya utanıyorum
15 Mayıs 2019 - 08:43

-”Yüksek Askeri Şûra toplantı yapıyor…”

-”Komutanlar, Çankaya Köşkü'ne çıkıp Cumhurbaşkanı ile görüştüler…”

-”Askerler darbe yapacak…”

Ankara çalkalanıyordu…

Üst düzey komutanların Genelkurmay Başkanı Abdurrahman Nafiz Gürman başkanlığında aniden Çankaya Köşkü'ne çıktıkları doğruydu.

Görüşme rutin değildi…

Görüşme takvimi önceden belirlenmiş değildi…

Neler oluyordu?

Bazı gazetelerin manşetlerinde “oy hilekârlığı yapıldı” haberleri vardı.

İnsanlar tedirgindi…

Askerler gergindi…

Batı dünyası merakla takip ediyordu…

Herkesin kafasında benzer soru vardı; “şimdi ne olacak?”

69 yıl önce bugün…

14 Mayıs 1950 tarihinde genel seçimler yapıldı.

30 yıldır iktidarda olan CHP yüzde 39.9 oy oranıyla 69 milletvekili kazanabildi…

Dört yıl önce kurulan Demokrat Parti, yüzde 53.6 oyla sandıktan 408 milletvekili çıkardı…

CHP iktidarı terk edecek miydi?

Kimsenin aklına -daha üç ay önce yasayla kurulan- Yüksek Seçim Kurulu gelmiyordu! O ne diyordu? Öyle ya…

1877 yılında hazırlanan ve iki dereceli, açık oy gizli sayım, mülki denetim ve çoğunluk esaslarını içeren Seçim Kanunu; küçük değişikliklerle 1946 yılına kadar uygulandı. Kanun ilk defa 1946 yılında, diğer esaslar kalmak üzere tek dereceli sistem kabul edilerek değiştirilmiş; ancak bu kez oy sayımı tartışmalara sebep olmuştu.

CHP, muhalefetin rızasını alarak yasayı değiştirmek istiyordu.

Ne mi yapıldı?

YSK'NIN İLK SEÇİMİ

14 Mayıs 1950 genel seçimine sekiz ay vardı…

Önce “İlim Heyeti”; İstanbul-Ankara Hukuk Fakültesi'nden, Yargıtay'dan, Danıştay'dan ve -en çok üyeye sahip- iki barodan seçilen ikişer üyeyle oluşturuldu.

Heyete; İngiliz, Belçikalı ve Fransız uzmanların görüşlerinin yer aldığı “Pembe Kitap” ve hükümet, Başbakanlık, Adalet ve İçişleri bakanlıkları bürokratlarından oluşan bir teknik kurula hazırlatılan “ön tasarı” verildi.

İlim Heyeti çalıştı… Ardından yasa tasarısı hazırlandı…

Tasarıda şöyle bir yenilik vardı:

-“Ankara'da bir Yüksek Seçim Kurulu bulunacaktır. Bu kurulun vazifesi memleketteki bütün seçim çevrelerinin seçim işlerini idare, tanzim ve müşahede etmek olacaktır…

-“Yüksek Seçim Kurulu'nun başkanlığını Yargıtay ikinci başkanları arasında kurayla seçilecek bir zat yapacaktır. Üyelikler de keza kurayla seçilecek Yargıtay'dan ve Danıştay'dan üçer kişiye verilecektir…

-“Kuralar, Yargıtay ve Danıştay genel kurulları önünde yapılacaktır. İl ve ilçelerdeki seçim kurullarının başkanlarını da yüksek seçim kurulu seçecektir. İl, ilçe ve sandık seçim kurullarında parti temsilcilerinden gayri üç de tarafsız üye bulunacaktır…”

Yani…

Neredeyse bugünkü YSK yapısına benziyor…

Sonuçta:

CHP ve DP oylarıyla 16 Şubat 1950 tarihinde 1545 sayılı yasa TBMM'den çıktı.

14 Mayıs 1950, YSK'nın ilk seçimi oldu…

YAZMAYA UTANIYORUM

14 Mayıs 1950 sonuçları belli oldu…

Seçimi kaybeden Cumhurbaşkanı İsmet İnönü nasıl tavır alacaktı?

Ülkede nefesler tutuldu, Çankaya Köşkü'nden çıkacak söze kilitlendi herkes.

Komutanlar ile İnönü ne konuştu?

İnönü iktidarı devredecek mi?

İnönü ne yaptı biliyor musunuz:

Çankaya Köşkü'nden sessizce kendi evi Pembe Köşke taşındı. Siyasal kriz başlamadan bitti. Ülke nefes aldı…

“Emrinizdeyiz” diyen komutanlara, “yeni hükümetin emrinde olacaksınız” demişti… Ardından… Genelkurmay Başkanı Orgeneral Nafiz Gürman da, Celal Bayar'ın evine gitmiş, “Ordu seçim sonuçlarına saygılıdır” demişti..

Ve:

Yüksek Seçim Kurulu, kararını bir hafta sonra açıkladı; ve ilk kez mazbata verdi. DP hükümeti 22 Mayıs'ta kuruldu…

Oysa…

İktidarı vermek istemeyen eşraf, iktidarın nimetlerinden beslenen bürokrasi, ülkenin dört yanından CHP Genel Merkezi'ne telgraf çekiyordu: “Oylar çalındı!”

Milli Şef İnönü, Yüksek Seçim Kurulu'na baskı yapıp istediği kararı aldıramaz mıydı?

Yapmadı…

“Egemenlik Milletindir” şiarına sözde değil, özde inandığını tarihe yazdırdı. Demokrasi kahramanı oldu.

YSK ilk seçimde güvenilir hukuk kurumu oldu.

600 yıllık Osmanlı ve padişahlık, kanla- savaşla yıkıldı.

Atatürk, saltanatı lağvedip Cumhuriyeti kurdu.

Mirasını devralan İnönü, iktidarı kavgasız gürültüsüz bir hafta içinde Bayar-Menderes'e bıraktı. Dünyada örneği yoktu bu iktidar değişiminin…

69 yıl önce böyleydi…

Ya şimdi?

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Soner Yalçın

Odatv.com

 

 

Bu haber 4775 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum