Tarımda ulusal güvenlik sorununa nasıl gelindi

Türkiye, tarım ürünleri başta olmak üzere tarımsal girdilerde emperyal ülkelere tam bağımlı durumuna geldi. Tarımda bağımsızlığını kaybetti.

Tarımda ulusal güvenlik sorununa nasıl gelindi

Türkiye, tarım ürünleri başta olmak üzere tarımsal girdilerde emperyal ülkelere tam bağımlı durumuna geldi. Tarımda bağımsızlığını kaybetti.

Tarımda ulusal güvenlik sorununa nasıl gelindi
11 Haziran 2019 - 11:13

Tarımın bağımsızlıkla eşdeğer olduğu görülüyor. Nedeni şu; “İnsan açsa ve çıplaksa, onurunu ve kişiliğini kaybediyor ,insan hakları ve özgürlüğünü düşünemiyor, aydın niteliklerini geliştiremiyor.”

Tarımın bu işlevi nedeniyle ülkeler, öncelikle insanlarını doyurmaya ve giydirmeye çalışırlar. Bu amaca bağlı olarak tarımlarını korur ve geliştirirler. Bütün paylaşım savaşlarında tarım ürünlerinin denetimi önemli rol oynamıştır.

Batı, gıdayı petrol jeo-politikasıyla birlikte ön sıraya koymuştur. Amerika Birleşik Devletleri’nin ünlü Dışişleri Bakanı Kissenger, dünya egemenliği konusunda şu düşünceyi aktarıyordu;

‘’Petrolu denetlersen ulusları denetleyebilirsin, gıdayı denetim altına alırsan insanları denetleyebilirsin.’’

Aslında yıllar öncesi “Üreticilerden yoksun olan milletler üretenlerin esiri olur. Milli Ekonominin Temeli Ziraattır. Köylü milletin efendisidir.” diyen Atatürk, gıda egemenliği için ortaya çıkabilecek  tehlikeye karşı bizleri uyarmamış mıydı?

Tarımda Çöküşün Dış Etmenleri Neydi?

 

1980’li yıllara değin Dünyada uygulamakta olan ekonomi-politikaları,iki kutbun yönlendirilmesindeydi. Bir yandan reel sosyalizm, bir yandan emperyal kapitalizm ve kurumları tarım politikalarını da şekillendiriyordu.

Emperyal kapitalizm, anılan yıllara değin özellikle çevre ülkelerinde köylülüğü, bir başka değişle küçük üreticiliği desteklemiş, kimi ülkelerde feodalizmin tasfiyesi doğrultusundaki çalışmalara olanak sağlamıştı.

Ancak temel amacı, özellikle çevre ülkelerinde ortaya çıkabilecek toplumsal muhalefetin devrimci eylemlere dönüşümünü engellemekti. Daha doğrusu, onları düzenin sınırları içinde gelişmelerini denetlemek istiyordu.

Küresel kapitalizm 1980’li yılların başından itibaren tarımda izlediği politikaları terk etmeye başladı. Dönüşümde iki önemli etken rol oynadı.

- Birincisi, çözülen reel sosyalist sistemin bakısının ortadan kalkmasıydı.

- İkincisi de tarımda özellikle Batı ya da merkez ülkeler ya da onların denetimindeki Tekelci Şirketlerde (TŞ) bunun tersi de söylenebilir-endüstriyel tarımın geldiği noktaydı. Bu ülkeler, geliştirdikleri yeni teknolojiler ve olağanüstü destekler aracılığıyla gereksinimlerinin çok üstünde tarımsal ürün ve girdi stoklarına ulaştılar.

Artık çevre ülkelerinden ucuza kapattıkları tarımsal ürün alınımına da zamanla gereksinimleri kalmadı. Aksine, kendi ürettiklerine pazar bulmaları bir zorunluluk haline geldi.

Bu nedenle, çevre ülkelerinin tarımsal üretiminin geriletilmesi, hatta çökertilmesi doğrultusunda Neo-liberal ekonomi politikalarını küreselleş(tir)me örtük adıyla devreye soktular.

NEO-LİBERAL POLİTİKALAR NASIL UYGULANDI?

 Tarım ürünlerinde” Dünya Borsa Fiyatları”nı, çevre ülkelerin altına düşürdüler, damping yaptılar.

 Bunları yaparken de kendi iç pazarlarını korumak için her türlü önlemi aldılar.

TÜRKİYE TARIMI NASIL İHMAL EDİLDİ?

- Emperyal politikalara açık olan Türkiye Tarımı da bu olumsuz gelişmelerden payını aldı. Özellikle 24 Ocak 1980 ekonomik kararları ile tarımda korumacılığın kaldırılması ve desteklemelerin azaltılması sürecine sokuldu.

- Tarımsal desteklemeler, girilmesi neredeyse saplantı durumuna getirilen Avrupa Birliği’nin çok gerisinde kaldı ya da bırakıldı.

- Yetersiz desteklemeler de Türkiye’nin yapısal özelliklerine göre gerçekleştirilmedi. Desteklemeler, tarımsal işletmelerin büyük bir çoğunluğunu oluşturan aile işgücü temelli küçük ve orta ölçekli işletmeleri niteliksel ve niceliksel iyileştirmek yerine, daha çok dev işletmelerin yaratılması ya da çok sınırlı olan büyük işletmeler lehine kullanıldı.

- Aile işgücü temelli küçük ve orta ölçekli çiftçilerin ekonomik,teknik ve sosyal anlamda  örgütlenmesi ihmal edildi.

- Tarımsal KİT’lerin çoğu özelleştirildi ve kapatıldılar. Bu süreç devam ediyor.

TARIMDA NEO-LİBERAL UYGULAMALARIN SONUCUNDA NE OLDU?

- Nitelikli ve güçlü örgütlere sahip olmayan çiftçiler giderek fakirleşti, yaklaşık üç buçuk milyon kişi kırdan kente göç etmek zorunda kaldı, neredeyse iki Trakya Bölgesi  tarım toprağı işlenemediği için tarımsal üretim geriledi.

- Buna koşut olarak Türkiye’nin, özellikle protein (kırmızı et vb.), enerji (tahıllar, yağ bitkileri vb.) ve giyinme (başta pamuk ve endüstri bitkileri, deri, yün vb.) gereksinmesini karşılayan tarım ürünleri açısından dışa bağımlı duruma geldi. İthalat patladı .

- Tüketicilerin tarım ürünlerine ödediği fiyatlar arttı, ancak bu bedel çiftçiye aktarılamadı.

- Türkiye, tarım ürünleri başta olmak üzere tarımsal girdilerde emperyal ülkelere tam bağımlı durumuna geldi. Tarımda bağımsızlığını kaybetti.

Özetlenirse, bağımsız bir toplum ve devlet için tarımın korunması ve geliştirilmesi, yurt savunması kadar önemlidir. Bu anlamda “Tarım Bağımsızlıktır.” ya da “Tarım Ulusal Güvenlik Sorunudur.” denebilir.

Şimdilerde kimileri “Tarımın Ulusal Güvenlik Sorunu” olduğunu söyleyerek özeleştiri mi yapıyor? Bu özeleştiri ise, bana ünlü bir Arap sözünü anımsattı, “Bad-el harab-ül basra”,Türkçesi “Basra harap olduktan sonra ağlayıp sızlamak boşuna!”

Çözüm var mı? Elbette var! Nedir derseniz?

Şimdiye değin uygulanan “Tarım Politikalarının Tam Tersini Yapalım” derim.

Mustafa Kaymakçı

Bu haber 252 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum