Ülkenin derdi S-400 ve Kıbrıs Ankara'nın gündemi TSK'nın terhisi

S-400'ler konusunda ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan'ın, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a gönderdiği tehdit dolu mektubun üzerinden 4 gün geçti.

Ülkenin derdi S-400 ve Kıbrıs Ankara'nın gündemi TSK'nın terhisi

S-400'ler konusunda ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan'ın, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a gönderdiği tehdit dolu mektubun üzerinden 4 gün geçti.

Ülkenin derdi S-400 ve Kıbrıs Ankara'nın gündemi TSK'nın terhisi
11 Haziran 2019 - 11:17

Ankara, resmen kulağının üzerine yattı. Bağıran çağıran, “Eyyy ABD” diyen çıkmadı. 

Shanahan'ın mektubunun yegâne sebebinin S-400'ler olmadığını, buradaki görünmez gündem maddeleri arasında Kıbrıs'ın da bulunduğunu belirtmiştik.

Mektupla eş zamanlı şu gelişme yaşandı; Doğu Akdeniz'i tek yanlı parselleyerek, uluslararası enerji şirketlerinin sondajına açan Rum kesimi, Amerikan Noble Şirketi ile 9 milyar dolarlık “Doğalgaz gelir paylaşım” anlaşması imzaladı. 

ERDOĞAN OBAMA'DAN O ŞİRKETİN KULAĞINI ÇEKMESİNİ İSTEMİŞTİ 

Amerikan Noble Şirketi, bugünün meselesi değil. Rumlar, bu şirketle yıllar önce anlaştı ve ilk sondaj çalışmaları Eylül 2011'de başladı. Üstelik İsrail savaş gemisi ve uçaklarının kanatları altında.

O günlerde ABD yönetiminin, Noble şirketini desteklediği, hatta Obama'nın “Ankara'yı perde gerisinde uyardığı” yazıldı. 

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'dan ise şu açıklama geldi:

“Bu münhasır ekonomik bölge tartışmalıdır. Bu tartışmalı bölgede böyle bir adımı atmalarının doğru olmadığını daha önce kendilerine de iletmiştik. Güney Kıbrıs’ın, İsrail’in, hatta Yunanistan’ın burada böyle bir münhasır ekonomik bölge ilan etmek suretiyle böyle bir çalışmaya başlamış olması... Biz de şu anda KKTC ile bu adımı atmış vaziyetteyiz ve çok kısa bir içerisinde, bu hafta içerisinde olması da mümkündür, münhasır ekonomik bölgemiz içerisinde bu çalışmaları başlatacağız. Münhasır ekonomik bölge olarak ilân ettikleri bölgeye yönelik de bizim farklı yaklaşım tarzlarımız var. Bu konuyla ilgili de askeri noktada gerek firkateynler, hücum botlarımızla gerekse bu noktada hava kuvvetlerimizin bölgede sürekli buraları takip etmek suretiyle...”

Yine o günlerde Erdoğan'ın, Obama'dan “Noble şirketinin kulağını çekmesini”istediği, ancak Obama'nın, “Özel şirkettir, karışamayız” cevabını verdiği bildirildi.

2011'deki bu tartışmalar sırasında ABD'deki Yahudi Örgütleri Konferansı Başkanı Richard Stone da Noble şirketinin ABD bayrağını taşıdığını hatırlatarak, Noble'ye yönelik bir saldırının ABD'ye yapılmış sayılacağı uyarısında bulundu. 

İşte 8 yıl sonra bu noktaya gelindi; Rumlar, sondajdan sonra Noble ile ilk satış anlaşmasını imzaladı. 

Peki bu defa Ankara'nın tepkisi ne oldu?

Erdoğan, şunları söyledi:

“Bizler şu anda biliyorsunuz münhasır ekonomik bölgelerde, biz özellikle Kuzey Kıbrıslı kardeşlerimin, Türk soydaşlarımızın haklarını sonuna kadar korumakta kararlıyız. Onun için de şu anda yeni aldığımız sondaj gemileri olsun, arama noktasındaki gemilerimiz olsun, bunlar da bölgeye intikal ediyorlar. Onların da çalışmaları var. Bunların korumaları noktasında yine Silahlı Kuvvetlerimizin ilgili fırkateynler olsun hepsi bölgedeler ve bölgenin bir defa çıkacak olan tüm neması, yani bu petrol noktasında olabilir, başka olabilir... Bunların hepsinden Güney Kıbrıs’ın nasıl hakları varsa aynı şekilde uluslararası hukuka göre Kuzey Kıbrıs’taki Türk soydaşlarımızın da hakları var. Bu hakları kimse kusura bakmasın biz hiç ilgisi, alakası olmayanlara da yedirtmeyiz.”

Enerji Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye'nin Kıbrıs'ta doğalgaz arama çalışmalarına devam ettiğini, bazı ülkelerin bu durumdan rahatsız olduğunu belirtip, “Bölge dışı aktörlerin arkasına sığınarak, bu işi 'oldubitti’ye getiremezler” dedi.

Dışişleri Bakanlığımız da her zamanki gibi, “Türkiye, Doğu Akdeniz'de kendi haklarının yanısıra Kıbrıs Türklerinin de haklarını korumak için gerekli adımları atmaktan çekinmeyecektir” şeklinde sert tepki gösterirken, “Bu bağlamda, Yavuz ve Fatih gemilerimizin KKTC'nin Türkiye Petrollerine 2011 yılında verdiği ruhsat sahalarında sondaj çalışmalarına yakın zamanda başlayacağını”duyurdu.

2011'den 2019'a... Atı alanlar Kıbrıs'ı geçmiş... Biz ise inşallah “yakın zamanda”sondaj çalışmalarına başlayacağız!

YUNAN SAVUNMA BAKANI ABD'DEYDİ

Bilindiği gibi 21-24 Mayıs arasında bir heyetimiz istikşafi görüşmeler için Atina'daydı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın ifadesiyle heyetimize, “Çok güzel hüsnü kabul gösteren, güzel karşılayan” isimlerden birisi olan Yunanistan Savunma Bakanı Evangelos Apostolakis, Shanahan'ın S-400 mektubunu yazdığı tarihte Washington'daydı.

Apostolakis, görüştüğü tüm ABD'li yetkililere, ülkemizin Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerini şikâyet edip, “Türkiye'nin ulusal egemenliğimizi ve haklarımızı ihlâl eden, temelsiz iddialara dayanan dengesiz/istikrarsızlaştırıcı rolü ve sorunlu duruşundan endişe duyuyorum” demekle kalmadı, ABD'nin, Türkiye'ye yaptırım uygulamasını istedi. 

MECLİS'İN İŞİ NEDİR

S-400 ve Kıbrıs'ta durum bu iken, Irak'ın kuzeyi ve Suriye'de de önemli gelişmeler var.

TSK'nın Irak'ın kuzeyinde başlattığı “Pençe Operasyonu” devam ediyor. 

Aylardır, “Bir gece ansızın gideceğimiz” söylenen Suriye'nin kuzeyine gelince; ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'nin iddiasına göre, “Türkiye ve SDG bir güvenli bölge kurulmasını” kabul etmiş. Malûm, “Suriye Demokratik Güçleri-SDG” denilen, PKK/YPG'ye geçirilen kılıf!

Türkiye-SDG arasındaki bu anlaşmayı kim, nasıl sağlamış, Suriye'nin kuzeyine onların yerine mesela ABD ve Barzani'nin Erbil'de eğittiği Suriye Peşmergeleri mi gelecek, bilmiyoruz.

Bildiğimiz, hemen her gün hem Irak'ın, hem Suriye'nin kuzeyinden şehitlerimizin geldiği!

Hâl böyleyken, yarın çalışmalarına başlayacak olan TBMM'nin “Acil” gündemi ne? Askerlik yasası... Bu yasayla TSK'nın küçültülmesi, bedelli askerliğin kalıcı hale getirilmesi...

İktidar medyasına göre ise “Kışlalara baharın gelmesi”!

“Kışlalara bahar” müjdelenirken, Türkiye'ye kara kış geliyor, ya farkında değiller veya şehitleri bile umursamıyorlar.

İktidarın “Uyutma ve unutturma” politikasının farkındayız da bir CHP, bir İYİ Parti neden, “Bırakın Askerlik Yasasını. Gelin acilen toplanıp, şu S-400'lerde, Kıbrıs'ta, Suriye'de ne yapıyoruz, ne yapacağız, bunları konuşalım ve ortak bir akıl üretelim” çağrısında bulunmaz?

“Her zamanki gibi AKP-MHP oylarıyla reddedilir” denecektir. 

Tamam da takke iyice düşmüş, kel iyice görünmüş olmaz mı?

Müyesser Yıldız

Odatv.com

Bu haber 255 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum