Türkiye'nin toplam borcu 1,24 trilyon dolar

Asırlardır sömürü anlayışıyla dünyayı kasıp kavuran, sebep olduğu gelir adaletsizliği, açlık, kaynak savaşları, ihtiras mücadeleleri ile milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden olan Kapitalizm, "borçlandırma" yöntemiyle de tüm dünya ülkelerini modern köle haline getirdi.

Türkiye'nin toplam borcu 1,24 trilyon dolar
22 Kasım 2020 - 10:31

"Modern köle" ifadesi hamasi duygularla söylenmiş bir ifade değil elbette, küresel borç rakamları bunu açıkça önümüze koyuyor.

Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), küresel borcun Eylül 2020'de 272 trilyon doları aşarak rekor kırdığını açıkladı. IIF'nin yayımladığı "Borç tsunamisi atağı" başlıklı "Küresel Borç İzleme" raporunun detayları şöyle:

Küresel borç Eylül 2020'de 272 trilyon doları aşarak yeni bir rekor kırdı.

Ocak-Eylül dönemindeki borç artışı 15 trilyon doları geçti. 

Yılbaşında yüzde 320 olan borcun küresel gelire oranı Eylül'de yüzde 364'e yaklaştı.

Pandemiyle birlikte kamu ve şirketler borçlanmayı keskin bir şekilde artırdı.

2020 sonunda küresel borcun 277 trilyon dolara, borcun küresel gelire oranının da yüzde 365'e ulaşması bekleniyor.

Gelişmiş ülkelerde toplam borç 2019'un üçüncü çeyreği ile 2020'nin üçüncü çeyreği arasında 14,5 trilyon dolar artışla 196,3 trilyon dolara ulaştı. Gelişmiş ülkelerin toplam borcunun toplam gelirlerine oranı yüzde 432'ye ulaştı.

Gelişmekte olan ülkelerin toplam borcu ise bu dönemde 70,6 trilyon dolardan 76 trilyon dolara, toplam borcun toplam gelire oranı ise yüzde 222'den yüzde 248'e yükseldi.

Borcu milli gelire oranı yüzde 167'yi aşan Türkiye, bu alanda en hızlı artış gösteren ülkeler arasında yer aldı. Türkiye, yılın ilk çeyreğinde borcu en çok artan gelişmekte olan 3'üncü ülke oldu.

IIF raporunda Türkiye'nin borç tablosuyla ilgili çok çarpıcı detaylar da var:

Türkiye'de borçların milli gelire (GSYH) oranları dikkate alındığında, 2020'nin üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre hane halkı borçları yüzde 14,7'den yüzde 18'e, finansal olmayan şirket borçları yüzde 65'ten yüzde 77,5'e, banka gibi finansal şirketlere ait borçlar yüzde 25,2'den yüzde 28,7'ye ve kamu borçları yüzde 32,3'ten yüzde 43'e yükseldi.

Türkiye'de borçların milli gelire oranı yüzde 137,6'dan yüzde 167,2'ye, toplam borç ise 1,24 trilyon dolara ulaştı.

Evet, yanlış okumadınız, IIF raporu Türkiye'nin toplam borcunun 1 trilyon 240 milyar dolar olduğunu belirtiyor. Bize borç denince hep Merkezi Yönetim Borcu söylenip geçiştiriliyor.

Tamam da, hane halklarının borcu da, finansal olmayan şirketlerin borcu da, finansal şirkelerin borcu da en az kamu borcu kadar Türkiye'nin borcu değil mi?

İmar Bankası battığı zaman borçlarını kim kapattı?

Bir vatandaş kamuya borçlandığı ve de ödeme imkanı olmadığı zaman bu borcu nihai anlamda kim üstleniyor? Bir ülkede her kuruş borç, o ülkenin borcudur. 

Dolayısıyla topyekün milletin borcudur. Kimse meseleyi sağa sola çekmesin.

IIF raporuna göre; Türkiye'nin 1 trilyon 240 milyar dolarlık borcunun yüzde 50,9'u TL, yüzde 49,1'i ise döviz cinsinden. Yani risk oldukça büyük. 

Dünyada ülkelerin borcu hızla artıyor, Türkiye ise borcu en hızlı artan dünyada 3'üncü ülke. Dünyanın durumu vahim, bizimki daha da vahim.

"Borç alan emir alır" der atalarımız, oldukça anlamlı bir ikazdır bu. Koskoca Osmanlı İmparatorluğu'nu darmadağın eden tuzaktır, borçlanma. Bugün tüm dünya bu tuzağın içinde.

Her zaman sorduğumuz soruyu bir kez daha soralım: Dünyada 272 trilyon dolar gibi devasa bir borç varsa, bu borcun alacaklısı kim, ya da kimler?

Hiçbir devlet değil, çünkü dünyanın en borçlu ülkeleri başta ABD ve AB ülkeleri.

Dünyada 3-5 küresel sermaye sahibi, tüm dünyayı eşek edip bindi, at edip sürüyor.

İşte Kapitalizm bu. Devletleri, milletleri, şirketleri, bireyleri haraca bağlayan sistemin adı. Borcun küresel gelire oranının yüzde 364 olduğu, yani dünyanın tüm emek ve üretiminin 3,6 katı bir borç olduğu dikkate alındığında böyle bir borcun mevcut sistem içinde ödenme ihtimali de asla yoktur.

Kapitalist sistem, başta da belirttiğimiz gibi, devletleri ve milletleri modern bir köle haline dönüştürüyor, borçlanma yularıyla kula kul haline getiriyor.

Bu açıdan da bakıldığında, insanın fıtratına tamamen ters olan böyle bir sömürü sisteminin devam etme şansı yoktu.

İnsanlık, insan merkezli bir model arıyordu, bu model Türkiye'den çıktı, Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli. Böylece Kapitalizmin tabutuna çivi çakılmış oldu.

MEM, ülkeleri ve bireyleri hiç kimseye muhtaç olmadan mükemmel bir hayat yaşatacak çok önemli gelir kalemleri, çözüm formülleri sunuyor.

Bu sebeple MEM, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın ifade ettiği gibi, sadece bir kitap değil, yol gösterici bir pusuladır.

Rusya ve Çin başta olmak üzere 4 milyar nüfusa sahip BRICS devletleri bu pusulayı takip ettiler ve Kapitalizmin boyunduruğundan hızla kurtuldular. 

Darısı Türkiye'nin başına.



Murat Çabas

YORUMLAR

  • 0 Yorum